Gözlerimi açtığımda sabah güneşi perdenin arasından usulca süzülüyordu. Odanın içine sızan ışık Kadir’in yüzüne vurmuştu. Yanımda uyuyordu… Onca kavganın, gözyaşının, kırgınlığın ardından yine kollarındaydım. Dün geceki fırtınadan geriye kalan tek şey, göğsümde hissettiğim bu huzurdu. Yüzüme düşen saç tellerimi usulca geriye ittim. Kadir’in nefesi ritmik ve sakindi. Dudaklarının kenarında, uykunun tatlı masumiyetiyle oluşmuş küçücük bir gülümseme vardı. O an kalbim öyle derinden sızladı ki… Her şeye rağmen, bu adam benim yuvamdı. Gece boyunca defalarca uyanıp ona bakmıştım. Bandajının altındaki yaranın acısıyla kıvranırken bile beni bırakmamış, kollarını sımsıkı sarmıştı. Belki de bu yüzden uyurken bile kollarından çıkmaya kıyamamıştım. Onun yanında zaman kavramı yok oluyordu. Elimi usu

