Kenan İçimdeki sıkışmayı tarif etmek imkânsızdı. Sanki her nefes alışımda göğsüme bir taş oturuyordu. Kendi kendime ne kadar inkâr etsem de bu işin altından kolayca kalkamayacağımı biliyordum. Mihrimah’ı gördüğüm andan itibaren içimde tanımlayamadığım bir duygu vardı. Vicdan mıydı? Suçluluk mu? Yoksa pişmanlık mı? Belki hepsi. Ama tek bir şeyden emindim: Onu bu halde yalnız bırakamazdım. Kafamı toparlayıp adamlara arabayı hazırlattım. Evde, Mihrimah için daha iyi bir ortam olabilirdi. Ben kızlarla aynı arabada gideceğimi düşünürken, Ada mesaj atıp onlarla aynı arabaya binmememi söylediğinde içimde bir şeyler koptu. Yediğim boktan, kızın gözünün önünde bile olmak suçtu. Kahretsin! Zaten ne bekliyordum ki? Bana sarılmasını, her şeyin normale dönmesini mi? Aptallık! Kendi yarattığım cehe

