Vesikalığı yerine geri koyarken, aklım hala kimin resmini taşıyabileceği karmaşasındaydı. Öte yandan iç kısmını açtığım cüzdandaki parasına baktım. İstemsiz bir gülüş buldu dudaklarımı. Sahiden param yok dediğinde onu dinlemeliydim. Yüksek ihtimalle kart kullanıyordu. Kartın şifresini kağıda yazdığını düşünürsek, kendi doğum tarihini koyduğunu bile unutmaya meyilliydi. "Alık herif..." Kendi cüzdanımı açarak iki iki yüzlük çıkarıp cüzdanına yerleştirdim. O esnada omzumdaki ağırlığı hafifleyiverdi ansızın. Boncuk mavisi gözleriyle yüzüme bakarken kaşları şaşkınca kalkmıştı. "Mine Hanım..." gözleri yavaş yavaş elimdeki cüzdanına indi. "Ne yapıyorsunuz?" Yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali diklendim yanımdaki korumaya. "Ne yapabilirim ki senin cüzdanınla? Herhalde üç kur

