Algı; Maraz'ın zoruyla İstanbul'a geldiğimizde kafamda peruk, sırtımda küçük bir sırt çantası vardı. Maraz geriye kalan 3 bavulumu kendi taşırken bunu bana vermişti. Benim için İstanbul'da bir lösemi kliniği bulmuştu. Benim yaşımda bu hastalığa yakalananların sayısı düşük olduğu için zor olmuştu ama bulmuştu. 2 haftanın sonunda bütün her şeyi benim için ayarlamıştı. Rahat etmem için kaşındırmayan bir peruk, İstanbul'da yaşamam için küçük bir ev ve klinik. Ona yük olmuştum. Bunların hepsinin farkındaydım. Birkaç kez ona bunları ödemek istediğimi söylediğimde kızmıştı. Alnımı öpüp her şeyin iyi olacağını söyledikten sonra bir daha bu konuyu açmamamı söylemişti. Ben ona sadece sarılmıştım. Çıkışa doğru ilerlerken "Baba!" diye bağıran Pamir'in sesini duyduğumda arkamı dönüp başka yöne ilerlem

