KÖROĞLU’NDAN… Oturduğum sandalyede arkama yaslandım ve önümdeki kalabalığı izlemeye başladım. Daha az önce Bahriyeliye ara gazını vermiş üç kutu Bolçi’ye bağladığım Okan Ateşdağlı ile ibne Ateşdağlı’nın medeni halini sonsuza kadar değiştirecek fitilin ateşini yakmıştım. Tabi bir küple abartmış da olabilirim. “Evlenmek istiyor lakin utanıyor da diyemiyor” yalanından sonra bir de “Kızı başkası istiyormuş elini çabuk tutmazsa eli boş götü yaş kalakalacak. Bu ibne bir daha evlenmez. Sende bir daha kızı unutamadığı için evlenmeyen evlatla ortada kalakalırsın. Torun torba işini de unut” deyiverdim. O sırada muhabbete katılan saha ajanım ödemesini peşin peşin çikolata ile yaptığım köstebeğim de olaya el atınca Bahriyeli gözünden alevler çıka çıka çöktü ümüğüne ibne Ateşdağlı’nın. Oh olsundu.

