Bugün, bu şehir bana yabancı geliyor. Göztepe'deki aile yalısının önünde durmuş, körfezin sularına bakıyordum. Sular her zamanki gibi pırıl pırıldı, martılar her zamanki gibi çığlık çığlığaydı. Ama içimdeki fırtına, bu dingin manzarayı paramparça ediyordu. İstanbul'dan döneli iki gün olmuştu. İki gün... Ama sanki iki yıl geçmiş gibi. Ceyda'nın kollarında geçen o huzurlu gecenin ardından, şimdi İzmir'de, ailemin yanında, yeni bir savaşa hazırlanıyordum. Savcılık ifademi vermiştim, yurtdışına çıkış yasağı konmuştu, medyada adım karalanıyordu. Ve bugün, tekrar savcılığa çağrılmıştım. Bu kez tutuklanma ihtimalim vardı. Telefonum çaldı. Ceyda. "Mert, nasılsın?" Sesi endişeli, yorgun. "İyiyim Ceyda. Sen nasılsın? Nehir nasıl?" "Merak etme bizi. Sen kendine iyi bak. Bugün ifade var, değil mi

