Gölge olduğumu bilmesi imkansızdan . Gölgeyken hiç kimseyle kimliğim hakkında konuşmazdım . Sadece bilgi vermek için üstlerle konuşurdum . Ama ülkenin en iyi istihbaharatçısı Gölgeydi . Ne diyordu bu ? Gerilmiştim . Hemde çok fazla . Kendimi kasarken onun sırıtmadık büyüdü . Konuşmak için ağzını açtığında direk gözlerimin içine baktı . Gözlerimde ifadesizlikten başka bir duygu görememişti ama oldukça tedirgindim .
Eğlenir bir sesle " Burada özel kuvvetlerde Kıdemli Üsteğmen olduğun 2-3 aya kadar da yüzbaşı olacağın ve ayrıca MİT te üst düzey bir istihbaharatçı olduğun yazıyor . Ahhh üst düzey olman ve MİT müsteşarını tanıman işime çok yarıyacak gibi gözüküyor Aysima " diyip güldüğünde diğerlerinin şok olmuş bir şekilde bana baktıklarını hissediyordum . Ama ben şahsen rahatlamıştım .
Ama yinede MİT te de istihbaharatçı olduğumu öğrenmesinin tek açıklaması orada da bir ajanın olmasıydı . Bunun için " MİT te de mi ajanınız var . " diye sorduğumda hafif sırıttı .
Eğlenir bir sesle " Evet Aysima hatta sana kim olduğunu söyleyeyim ne de olsa buradan sağlam çıkamayacaksın . " dediğinde ona dikkat kesildim . " Hani şu başkanın var ya . " dediğinde kaşlarımı çattım . Özcan Başkan değişi . Onun şöförü müydü acaba . Çünkü o adamdan hep şüphelenmiştim . Eskisi şehit olunca o gelmişti . Ama sorun her şeyi duymaya çalışıyordu ve her şeyi çok dikkatli inceliyordum . "Başkanının şöförü . " dediğinde şaşırmamıştım ama Özcan başkana bir şey yapma korkusuyla sarsıldım . onu ilk defa kaybetme korkusuyla başbaşa gelmiştim .
Şirvan elindeki dosyayı verip bana yaklaştığında " MİT in aramıza sızdırdığı adamları söyle Aysima ve yaşa " dediğinde düşünür gibi yaptım .
Ona bakıp tatlı taylı sırıtarak " Canım vermek istemiyor " dedim . Yüzü kasılırken yandaki adamlara işaret verdi . Yandaki adamlar yandan aldığı pürmüz ile bana yaklaştı . Diğerlerinden ses çıkmıyordu çünkü ağızlarını kapatmışlardı . Yüzüm buruşurken canımın birazcık acıyacağından emin olmuştum .
Şirvan konuşturacağım düşündüğünden kendinden emin sırıtmasıyla " Canın çıksın o zaman " dedi . Bu dediğiyle kahkaha atarken konuşmaya çalıştım ama her defasında kendimi durduramayan daha fazla gülüyordum .
En sonunda kendimi durdurup Şirvana baktım . Muzip bir sesle " Ama Şirvan direk üstten başlamaz ki insan yavaş yavaş daha fazla canımı yakmaya çalışman gerekmiyor mu ? " dediğimde yüzünde bir sırıtma oluştu . Tam konuşmak için ağzını açacakken yine onun konuşmasına izin vermeden " Ahh Şirvan ahhh . Hiç abine benzemiyorsun . Abin yavaş yavaş yükseltirdi çıtayı . Bu arada abin demişken , abin nasıl ? En son üstüne toprak atılmıştı ama toprak kabul etti mi onu ? Aslında ben kabul etmeyeceğini biliyordum . Bu yüzden öldürmemeyi tercih edicektim ama sonradan vazgeçtim . Abine kırmızı çok yakışmıştı biliyor musun Şirvan ? Ama sana kırmızı yakışmaz . Sana mor yakışır . " dedikten sonra kahkaha attım .
Abisini benim öldürdüğümü biliyordu . O yüzden 2 yıldır peşimdeydi ama tayinim çıkınca beni bırakıcağını düşünmüştüm . Buraya geleceğini tahmin etmemiştim . En büyük hatam da bu olmuştu . Şirvan sinirle bana doğru gelip tokat attı . Dudağımda bir sızı hissederken patladığına emindim . Yüzüme yumruklar indirmeye devam ediyordu . Kaşımın üstünde de bir sıcaklık hissetmeye başladığımda sinirlenmeye başlamıştım . En sonunda durduğunda burnumda da sıcaklık vardı . Ama ben seni ananın amına geri sokayım Şirvan . Mükemmel yüzümü ne hâle getirdi . Resmen yüzümü çarşamba pazarına benzetti . Artık yüzü yok . Göze göz dişe diş alırım ben . Bizde böyle . Kendi kendime yaptığım atara gülmeye başladığımda Şirvan daha da sinirlendi .
Arkadan genç olduğu belli olan bir çocuğun " Bordo berelilerin deli olduğunu biliyordum ama ilk defa canlı gördüm deliliklerini " dediğini duymuştum . Bu daha çok gülmemi sağlarken çocuğa hitaben " Ben zır deliyiyiz ve sizler bu delilerden çok çekiyorsunuz . Allah size sabır versin ya da vermesin . Ama kesinlikle bize bol bol sizden vermesi lazım . Versinki biz de eğlenelim . Eğlenmek herkesin hakkı değil mi ? " diye sorduktan sonra Şirvan a baktım . Yüzünün morardığını gördüğümde güldüm . Morun yakışacağını söylerken bu kadarını tahmin etmemiştim . Şirvana alayla bakıp " Şirvan valla mor yakışır dedim ama bu kadar yakışacağını tahmin etmezdim " diyip göz kırptığımda arkasındaki bir kaç adam da güler gibi olmuştu .
Şirvan onlara sert bir şekilde bakıp yanındaki adamın elinden pürmüzü aldı . Bana yaklaşırken cebinden çıkardığı çakıyı pürmüze tutup ısıtmaya başladı . Isındığına emin olunca hızla dizime sapladı . Bu hamleyi beklemediğim için daha doğrusu bu kadar hızlı saplamasını beklemediğim için ağzımdan küçük bir çığlık kaçtı . Hemen dişlerimi birbirine bastırıp sustum . Arkadakilerin boğuk gelen bağırışlarını duyarken derin nefes almaya başlamıştım . Şirvana baktığımda gülüyordu bana yaklaşıp " Ne oldu ama yeterince eğlenceli değil mi ? " dedi .
Sırf onun inadına küçük bir kahkaha atıp " Maalesef Şirvancım abin kadar eğlenceli değilsin . Keşke seni öldürseydim de burada abin olsaydı . Dimi ? " dediğimde yine morarmaya başlamıştı .
Ne kadar canım yansada onu sinirlendirmek hoşuma gidiyordu . Bacağıma bakmamaya çalışıyordum . Yüzleşmeye hazır olduğumu sanmıyordum çünkü . Ama iyi tarafı bacağımı hissedebiliyordum . Yani şuanlık sinirlerde bir hasar yoktu . Felçlik bir durum olmamalıydı . Adamlara işaret verdiğinde adamlar dışarı çıktılar ama arkadaki genç çocuk duruyordu . Şirvanda bana yaklaşıp çakıya uzandı . Tuttuğun ne olur ne olmaz diye sıkıyordum dişlerimi .
Arkadan boğuk boğuk sesler geliyordu . Anlaşılmıyordu ne dedikleri . Timden bile hatta Çağlar ve Aselden bile sesler geliyordu . Şirvanın çakıyı çıkarmasını kendimi hazırladım . Çıkardıktan sonra çok güzel bir sürprizim olucaktı Şirvancığıma . Çakıyı çıkarmadan önce çakıyı bacağımın içinde çevirdi . Çığlık atmamak için zor dururken birden çakıyı çıkardı . Derin bir nefes alırken Şirvan a yaklaşıp kafayı koydum . Zincirlerden düzgün koyamamıştım ama bunun acısını almak için 1-2 adım uzaklaştığında güzel vurmuştum bacak arasına . O iki büklüm olurken kahkaha attım .
Ona yeniden alayla bakıp alaylı bir sesle " İşte Şirvan ben sesimi çıkarmadığım halde küçüçük bir tekmeyle yerle buluşursun " dediğimde sinirle bana baktı .
Çocuk arkada gözlerini pörtleterek bakarken fısıltıyla benim için " Bu kadın deli bunun başka bir açıklaması olamaz . Dizindeki acıya rağmen nasıl vurdu ama başkana ? Helal olsun kadına " demişti . Tabi o sırada kimseden ses çıkmadığı için herkes duymuştu . Ben şaşkınlıkla kaşlarımı havaya kaldırdığımda çocuk bir adım geriye gitti . Bu hareketi beni güldürürken hafif sırıttım .
Kapı açıldığında demin Şirvan ın gönderdiği adamlar içi su dolu bir varille girmişlerdi . Ayrıca arkadan da sandalye getirmişlerdi . Sandalyeyi yanıma getirip üstteki zincirleri çözüp beni oturtu . Şirvan sırıtıp " Bana planladıkları şeyleri anlat Aysima . " dediğinde gülerek " Havamda değilim " dedim .
Şirvan dediğimi duyar duymaz kafamı suya soktu . Ne kadar çırpınsam da çıkamamıştım . Kafamı çıkardığında derin nefesler alıyordum ve karşımdakilerin de çırpındığını yeni fark etmiştim . Kurtulmaya çalışıyorlardı . " Havan değişti mi Aysima , değişmediyse havasızlığı belki seversin " dedi .
Bir süre yüzüme baktıktan sonra " Bu güzelliğe yazık olmasın . Söyle Aysima gizli üs nerede ? " dediğinde durdum . Ona boş bakışlar attığımda yine soruyu yineledi . İkna oluyordum yavaş yavaş . Neden ben öleyim ki .
Yüzüne bakıp " Gizli üs " dediğimde devam et dercesine kafasını salladı . " Bilmiyorum " dediğimde hızla kafamı yeniden sokucakken " Dur , dur ama planı biliyorum " dediğimde durdu ve yine bana baktı . Karşımdakilere baktığımda hepsinin çırpınmayı kestiğini gördüm . Onların hâla benden şüphelenmesi beni üzmüştü ama sadece bu kadar azıcık üzmüştü .
Şirvan saçıma asılıp " Devam et " dedi . Ona bakıp gözlerimi doldurdum . " Canım acıyor " diye mırıldandığımda hiç kimse konuşmadığı için sesim duyulmuştu .
Saçımı biraz rahatlattığında yine bana baktı . " Planımız ... " diyip durdum . Sonrada sakin bir sesle sanki önemli bir şey anlatır gibi çıkartarak " Seni doğurtan ebenin kullandığı neşteri alıp senin götüne sokmak " diyip gülmeye başladım .
Çocukta kendini tutamamış olacakki kahkaha atıyordu . Kendini durdurmayı zar zor başarıp " O nasıl bir küfür abla . Hayatımda öyle bir küfür görmedim . Ne kadar yaratıcısın bu konuda bana da öğretir misin ? " diuüye sorduğunda ciddi mi diye yüzüne baktım .
Ciddi olduğunu anladığımda " Ayıp ablacım küfür . Boşver sen küfürü " diyip durdum . Şirvan a dönüp çocuğa hitaben " Ama buna edeceksen zevkle öğretirim " dediğimde hırsla yine kafamı suya soktuğunda çırpınmadım . İstediğim havayı sağlamıştım . Ayrıca bir adet ateş olsa gürmük kadar yer bile yakamayacak bir şerefsiz kazanmıştım hediye olarak .
1 hafta sonra ...
Karşımdakilere baktığımda onların da benden çok bir farkı yoktu . Ama benim daha ağır yaralı olduğum net belliydi . Time arada zorluk çıkarttıklarında sadece dövmüşlerdi . Tabi bu dayaktan Beyza ve Alperen de payını almıştı . Ama ben dayak yemiştim . Boğulmuştum . Kollarımda , bacaklarımda ve sırtımda yanıklar oluşmuştu . Bir sürü kesik vardı vücudumda .
Daha fazla kendimi taşıyamayıp kendimi bıraktım . Bir tek zincir beni tutuyordu şuan . Bizimkiler hızla kafasını kaldırdı . Kafam aşşağı eğikti . Bayılmış gibi gözüktüğüne emindim .
Alperen telaşla " Aysima ! İyi misin ? Bana bak güzelim . Uyumaman lazım " demişti . Diğerleri de bişey diyorlardı ama umursamamıştım onları .
Kafamı kaldırıp gülerek " Yok beee . Benim uykum yok . Ayrıca bana bişey olmayacak korkmayın . Beyza ağlama lütfen . Hem sen beni tanıyorsun . 10 yıl boyunca Alperen dedim . Alperen ile evlenmeden ben hiç ölür müyüm ? " dediğimde gülmüşlerdi .
Bir süre herkes sessiz kalıp birbirine baktığında morallerinin hiç olmadığını anladım . Morallerini yükseltmek için aklıma ilk gelen anıyı anlatmaya başladım . " Beyza hatırlıyor musun ? 15 yaşındayken sıkıntıdan numara sallayıp çıkan kişiye yavşamıştım . Kadın çıkması yetmiyormuş gibi kocası polis çıkmıştı . Bende göt korkusuyla ' Abla valla salladım . Özür dilerim . Kusura bakma . Enişteye selamlar . Bu arada kızım . He bir de 15 yaşındayım ' yazmıştım " dediğimde herkes gülmeye başlamıştı .
Bende onlarla gülerken Beyza bana bakıp " Bu arada kızım " diyip yine kahkaha atmıştı . Biz gülerken içeri giren Şirvan ile gülüşümüz soldu .
Şirvan adamına yukardan ip astırdıktan sonra yere de 1 tane büyük küp şeklinde kuru buz koymuştu . Ne yapıcağını anlarken yutkunmuştum . Timden yine bağırışlar gelsede kuru buza odaklanmış hiç bir şeye dikkat etmiyordum başka . Zaten ne dediklerini tahmin edebiliyordum . Bu bir haftada habire özür dilemişlerdi . Canlı çıkabileceğime çok ihtimal vermediğim için affetmiştim hepsini .
Düzenek hazırlandıktan sonra içeri giren çok sevgili ( ! ) albay postamıza döndüm . Kendisi solucan gibi her delikten çıkabilme özelliğine sahipti . Kamerayı kurup bana göz kırptığında güldüm . Bana anlamaz bakışlar atıp " Tugayı böyle bir ölümden mahkum edemeyiz dimi " diyip güldüğünde ona boş bakışlarımı atmıştım ama tim ona küfrediyordu .
Yaratıcı küfürlerini duysam da kimse benim kadar yaratıcı olamazdı . Egoluluğumu da konuşturayım bari öteki tarafa gitmeden . Şdşşdfşşfşdğfğfşdşdşdşd . Bence ölecek birine göre fazla sakinim . Ama neyseeee .
Şirvanın kafa hareketiyle daha önce incelenmediğim adam önce elimi iple bağlayıp sonra zincirleri çıkarttı . Ayağımdaki zincirleri çözüp ayakkabımı ve postallarımı çıkarttı . Beni kuru buzun üstüne koyup kafamı ipe geçirdi . Ayağım üşümeye hatta yanmaya başlamıştı . Dizimde de zaten şerefsiz Şirvan yüzünden bir ağrı vardı . Ne kadar güzel . Etraftaki adamlarından da hiç birini incelememiştim genç çocuk dışında . Malum çoğu zamanım Şirvan nı sinirlendirmekle geçtiği için .
Şirvan bana bakıp " Aysima planları ne ? " diye sordu . Ona bakıp " Eben " dedim . Kızarmaya başladı ama umursamadan " Aramıza sığdırdığınız ajanlarınız kim ? " dediğinde onu umursamadan " Unuttum " dedim gülerek . " Peki sen bilirsin " diyip karşıma oturdu .
Ne kadar zamandır buradaydık bilmiyorum ama timin gözleri dolmuştu . Beyza ve Alperen ise ağlıyordu . Ben ise galiba ölücektim çünkü zaten baya bir erimişti altımdaki buz . Ayrıca sudan dolayı kayıyordum habire . Birden yine ayağım kaydığında nefesim kesildi . Hızla buza sağlam bir şekilde basmaya çalıştım . Buza sağlam bastığımda parmak uçlarımda duruyordum . Yandaki adam pürmüzü alıp buza tutmaya başlayınca iyice kaymaya başladı ayağım . Dengede durmakta zorlanırken Şirvan pürmüzü alıp yüzüme doğru tuttu . Değdirmesede sıcaklığını hissediyordum .
Şirvan sırıtıp " Üşümüşsündür sen . Isındın mı bari ? " diyip bu sefer de ayağıma tutmaya başladı . İlk başta ayağım ısındı . Sonra ayağım yanmaya başlarken dişlerimi sıkıyordum . Şirvan ayağıma tutmayı bırakıp güldü . " Söyleyecek misin Aysima ? " dediğinde güldüm . " Sence söyleyecek miyim ? " dediğimde sinirle yine yerine oturdu .
Şirvan sıkılmış olacakki ayağa kalkıp " Söyleyecek misin ? " dedi . Boğazıma baskı uygulayan ip yüzünden zorlukla " Hayır " dedim . Yandaki adama dönüp beni işaret etti . Adam arkama geçtiğinde Şirvan " Ben sıkıldım Aysima " dediği gibi arkamdaki adam ayağımdaki buza tekme attığı . Ayağımın altındaki buzun altımdan kaymasıyla ayaklarım boşta kaldı . Kızların çığlığı ve bağırmaları kulağıma gelirken nefesim kesildi . Ne kadar çırpınsamda hiç bir işe yaramıyordu . Gözlerim kararmaya başlamıştı .