BÖLÜM - 2 - " KAÇIŞ "

2803 Kelimeler
Korkuyla birkaç adım geri sendeledim Erhan’ ı görür görmez aklıma gelen düşünceler ile bana neler yapacağını kestirmek ve niyetini tahmin etmek pek zor değildi . Hızlıca dirseğimden tutarak beni merdivenlerden çıkarmaya çalıştı , tüm gücüm ile ona direnmeye çalışıtım ama bir erkek gücüne nazaran çok zayıf ve sıska kalırdım , merdivenlerin köşesine geldiğimiz sırada kendimi toparlayıp tüm gücüm ile bacak arasına bir tekme savurdum ,. Bir anda bir bağırtı duydum kulaklarımda “ seni sürtük , orospu bittin sen ” diyerek dizlerinin üzerine çömelip küfürler savururken , tam o anda tüm dikkatimi ve gücümü toplayarak hızlıca birer , ikişer adımlarla merdivenlerden aşağıya doğru koşarak kapıya ulaştım . Demir kapının kulpunu sıkıca çekip açarak kendimi dışarıya atım . Ev sahil yolundaydı arkama bakmadan sahil boyunca tüm gücümle koşmaya başladım. Bir ara emin olmak için arkama baktığımda arkamda olduğunu gördüğümde vücudum korku ile titredi sanki nefessiz kaldım . İnsanların arasından sıyrılarak tüm hızımla koşup uzaklaşmaya çalıştım , ayaklarım artık beni tartmayacak kadar güçsüz ve acizleşmişti . Derin , derin nefes alarak tüm gücümü toparlayıp arkama bakındım ama görünürde yok gibiydi . Biraz daha etrafa bakarak yokladım ama görünmedi , pes ettiğini düşünmek istedim . Kendime gelmeye çalışarak ağır ve yorgun adımlarla sahildeki kayıklara doğru yavaş adımlarla yaklaştım . Vücudum yorgundu ama sadece koşmaktan değildi bu yorgunluk , hayatın yüklerini bir ömür sırtımda taşıyacağımın düşüncesi altında eziliyordum sanki . Kayalıkların ucuna geldiğimde hırçınca vuran dalgalara derin derin baktım , kendimi bu dalgalara bıraksam dertlerimi de böyle hırçınca alıp götürürler miydi ki ? canımın acısını hafifletirler miydi ? hiç soru sormadan halimi anlarlar mıydı ? kimse senin elinden tutmadı uzat elini biz tutalım derler miydi ? sağ gözümden bir yaş süzüldü , vücudum aklımdan geçenleri uygulamakta daha da çok istekliydi , sanki yer ayağımın altından kayıyor , ayaklarım güçsüzleşiyor ve vücudumu taşımak istemiyor du , gözlerimin kararmasıyla bir anda dünyadan koptum . “ YAĞIZ ” Her zamanki gibi sabah 8 de yataktan kalkıp duş almak için banyoya girdim . Hızlı bir duşun ardından giyinme odasına girerek beyaz slim fit gömleğimi ve siyah kumaş takımımı alarak hızlıca üzerime geçirdim . Askılıktan siyah kravatı alarak aynanın önünde boynuma bağlayarak hızlıca saçlarıma şekil verdim . Saat dolabımdan Breguet marka saatimi alarak koluma takıp parfümümü de sıkıp hızlıca kahvaltı için yemek salonuna indim . Babam Ankara’ya ihale için gittiğinden kahvaltı sofrasında sadece annem oturuyordu . Kız kardeşim Ebrar çok nadir kahvaltılara inerdi , geceleri geç saate kadar arkadaşları ile vakit geçirir haliyle de geç yatan geç kalkar hesabı uyanamazdı , onun için gün öğle saatlerinde ayıyordu tabi buna aymak denirse . Yemek odasına girerek anneme , -" Günaydın sultanım “ deyip gülümseyerek tam karşısına , her zamanki yerime oturdum . Ben anneme hep sultanım derdim , gönlümde sadece ona yer vardı ve sadece o olacaktı . Annem , “ Günaydın aslanım ” diyerek tebessüm etti . “ Aslanım her zamanki gibi çok yakışıklı olmuş . ” diyerek iç çekti . Gene her zamanki gibi evlilik konularına değineceği bir bakışıyla bile belli ediyordu . -“ Anne lütfen evlilik deme bana . ” “ Ben torun sevmek istiyorum oğlum , evde koşan cıvıl cıvıl sesler istiyorum , oğlumu damatlık içerisinde ve yanında gelinimi görmek istiyorum , oğlum çok şey mi istiyorum . ? geldin kaç yaşına ama hala çocuk gibi diretiyorsun evlenmemek için . ” -“ Anne lütfen evlilik konusunu kapatman için daha kaç defa evlenmek istemediğimi söylemem gerekecek ? ” “ istediğin kadar evlenmek istemediğini söyle oğlum , zamanı gelince karşına öyle biri çıkacak bu istemiyorum cümlelerinin hepsini sana unutturacak ” -“ öyle bir şey olmayacak anne sen de kabullensen iyi olur . Hadi ben çıkıyorum sultanım sana afiyet olsun . ” Kaç bakalım aslanım kaç , nereye kadar kaçacak san . " Annem gene her zamanki gibi başını bana bakarak sağa sola sallamaya devam ederken hızlıca yemek odasından çıkıp kapıya yöneldim . Gerçekten annem beni evlendirmeden rahat etmeyecek . Kesin kafasına koymuş her fırsatını bulduğu yerde bildirim yapar gibi hatırlatmaktan hiç yorulmuyor , ama evlenmek hiçbir zaman bana uyan bir şey olmadı ve olmayacak . Evden çıkıp arabama yöneldim arabayı çalıştırıp ofise doğru yol aldım . Bu gün çok önemli bir toplantım vardı ve onun öncesinde ofiste birkaç dosyayı gözden geçirip imzaladıktan sonra çarşıda işlerim vardı . Babam Ankara’da olduğu için bazı kişisel İşlerimi de bana bırakıp gitti dün şirketten eve dönüşte arayarak çarşıya uğramamamı istedi . Ofis ‘ e girip odama çıktım birkaç telefon görüşmesi ve imzalardan sonra sekretere , odama telefon bağlamamasını söyleyerek çıkışa yöneldim . Babamın isteği ile çarşıda ‘ ki eski dostu sarraf Akif amcanın yanına gitmek için yola çıktım . Küçük ve eski bir dükkanı vardı ama 70 ‘ li yaşlarında olmasına rağmen işçiliği ve becerisi çok iyi işler çıkarmasına sebebiyet veriyordu . Babam la ikisi çok eski dost tu , Âkif amcanın artık eskisi kadar iş yapamadığını ve yardım teklifini geri çevireceğini bildiği için belli aralıklarla alışveriş yapar karşılığında yardımcı olduğunu düşünürdü . Kendisi Ankara ya ihale için gittiğinden bu iş bu sefer bana düştü . Arabamı çarşının girişinde ki açık otoparka park edip çarşıya doğru yöneldim . Dükkanı kemeraltı çarşısının içindeydi . Kemeraltı dışarıdan içeriye doğru düzülen dükkanları ile İzmirin en eski ve en kalabalık çarşısıydı . Bu çarşı gibi Akif amcanın dükkanı da çok eski bir dükkandı . Dükkanın girişinden içeriye doğru bir adım attım . Akif amca masasında oturmuş her zamanki gibi yeni bir tasarım yapmakla meşguldü , tasarım çok göz alıcı ve bi o kadar da kibar ve şık duruyordu , kenarından ayrılan iki minik yaprak ve ortasında birleşen , lotus çiçeği ile bütünleşen bir yüzük ' tü , yüzük daha tamamlanmamış olmasına rağmen çok zarif ve göz alıcı gözüküyordu . Gözümü yüzükten alıp diğer mücevherleri süzdüm . Bir tanesi gözüme takıldı bu sefer babam için değil kendim için alışveriş yapmak istedim . Şuana dek aklıma ve kalbime girecek bir kıza rastlamadım , gönül eğlendirdiğim günü birlik çok kız olmuştu tabi ama hepsi belli bir seviyedeydi önümle gelenle ya da ilk gördüğüm kızlarla tek gecelik ilişki yaşamadım , yaşamazdım da ama asla uzun bir ilişkiye girecek adam da değildim . Aklımda hayalimde kurduğum kız asla karşıma çıkamayacak kadar uzak ve imkansızdı . Nedensiz bir istek ve arzuyla beğenip seçtiğim mücevheri satın alıp , Âkif amcaya selam verip dükkândan çıktım . Telefonuma gelen bildirime bakmak için telefonu elime alıp ilerlerken bir anda bir şeye tosladım , tosladım da denemez resmen dokundum ve dokunduğum şey yıkıldı gibi bir şey oldu , gözümü telefondan kaldırıp baktığımda karşımda götünün üstünde yere oturmuş kısılmış gözleri ile gözlerime dik dik bakan bir kız . 1 .60 - 1 .65 boylarında cılız bir kızdı . Giyimi de saçları gibi siyahtı , yerden kalkmasına yardım etmek için elimi uzatıp çektiğim de bir kuş gibi göğsüme yapıştı , kafasını kaldırıp yukarı baktığında ilk dikkatimi çeken şeyler gözleri oldu . Bir insanın nasıl böyle güzel gözleri olurdu hayret etmiştim . Gözleri ne siyah ne de gri rengiydi sanki ikisi arasında sıkışıp kalmış gibiydi , gözüne nazaran yüzü daha normal dolgun olmayan dudaklara sahip ti , bir anda kendimi bulunduğum durumdan sıyırıp “ gözünde bir sıkıntı mı var önüne bakamayacak kadar kör müsün ” diyerek karşılık verdim ama aklım hala gözlerindeydi , tak ki ayı diyene kadar , hem ona iyilik yap hem ayağa kaldır hem de dağ ayısı ol , Çok çabuk sinirlenen biri olacak ki kendisine söylenen hiçbir ters cümlelere katlanamadığı tavrından ve yüzünden belli oluyordu, sinirden bir kaşımı kaldırıp bakarken toplantıma yetişeceğim aklıma geldi . Oturup tartışacak vaktim yok tu hızlıca orada uzaklaşıp çarşının girişinde ki otoparkta bulunan arabama binip ofise doğru yol aldım . Fransa dan gelecek olan yatırımcılar ile görüşme kısa sürmüştü , bazı konularda anlaşamamış ertesi gün için hem yemek yiyip hem de uzlaşmak için başka maddeler ekleyebileceklerini söyleyip resteron da toplantı talep edip Holding ' den ayrılmışlar dı . Silahlar için yazılım yapan üç şirketin en iyisiydik . Babam 2 yıla kadar bu şirketin başındaydı ama ani bir kararla yerini bana devredip köşesine çekilmeyi tercih etti bazı bu gün ki gibi bazı önemli işlerde eli kolu uzunluğunu konuşturuyor canı sıkıldıkça işlere el atıyordu . Toplantıdan sonra odama girip son anlaşmanın üzerinden geçiyorken aklıma bu sabahki kız geldi . Gözleri gerçekten çok alıcı diye düşünürken bir anda kapı açıldı ve karşıma gri gözleriyle dikildi . Onunla bir daha karşılaşacağımızı tahmin etmemiş tım. Şaşırarak gözlerimi kapıya diktim gene sinirli ve agresif ti olayı anlamaya çalışarak , - “ ne oluyor burada ne bu hal ” diyerek gözlerine baktım . Bana doğru bakıp düşürdüğüm bir şeyi vereceğini söyleyince aklıma sabahki aldığım pırlanta geldi , ama o nu odamdaki çekmeceye koyduğuma emindim ve ne diyeceğini merak ederek sekretere çık işareti yaptım . Kapı kapanınca odada ikimiz vardık ayağa kalkarak ters yöne adımlayarak karşısına dikildim . -" Buyur seni dinliyorum " “ Şey ben sabah çarpıştığımızda cüzdanını düşürmüştün o nu vermek için geldim . ” Deyince bir an elim ile yavaşça cebimi yokladım. Evet yerinde yoktu ve iş yoğunluğundan hiç fark etmemiş tim , cüzdanımda para taşımayı sevmeyen bir kişiydim her işi telefon ya da kart ile halletmeyi tercih ederdim ve cüzdan benim için sadece kişisel bilgi aracıydı . Sabahki tavırlarına sinir olmuştum ve bu sefer onun üzerine gidip onu sinir etme sırası bendeydi. Tek kaşımı kaldırıp yandan bir bakış atarak. -“ Hırsızlık yapmadın yani? ” dedim . “ Sen ne demek istiyorsun, sana iyilik yapıp Cüzdanını getirende kabahat . ” diyerek karşılık verdi. Bu siniri çok hoşuma gitmişti . Gözlerini rengi sinirden daha da kolaylaşmış ve beni kendine odaklamıştı . Nasıl bir insanda böyle alıcı bir göz rengi olurdu ki? Bana ayı dediğinde bir kez daha sinirlendim . Üzerine doğru adım atarak onu masa ile aramda sıkıştırdım . Yüzüne doğru eğilip gözlerinin içine bakarak , -“ Hem cüzdanını çal , hem de ofisine gelerek bana bağır ve üstüne üstlük de ayı ha sen bu cesareti nereden alıyorsun küçük hanım .? ” Diyerek onu daha da çok sinirlendirip köşeye sıkıştırmak istedim . Bu kızda çözemediğim ama çözmek için çok heveslendim bir şeyler olduğunu hissetmeme sebep oluyordu. “ Hem egolu , hem de ayı olmak marifet olsa gerek . Hırsızlık yapsam burada ne işim var ? Kendini o kadar da önemli görme . ” Diyerek kendini kurtarmaya çalışıyordu . Bu çaresizce elini kolunu nereye koyacağını bilmeyen hali içten içe gülümsememe sebep oldu ama belli etmemek adına birkaç adım geri atarak aramıza mesafe oluşturdum ve yüzümü camdan tarafa çevirip dışarıya bakıyormuş gibi yaptım . Bu hareketimi fırsat bilmiş olacak ki elini hemen kapüşonunun cebine atarak sinirli bir şekilde cüzdanı masanın üstüne attı. Hah şu kıza bak, bir de kafama fırlatsaydı , bu ne cüret diye içimden geçirirken bir de üstüne , “ İnsanlıktan çok uzaksın ” demez mi? Çıkmak için kapıya yönelirken bir hışımla kolundan tutup hizama çektim. Kulağına eğilerek “ kimse ofisime gelip bana hakaret edemez küçük hanım ”. Derken resmen kendimi kokusunda kaybetmemek için savaş veriyordum . Yasemin ve manolya çiçeğinin birleşimi bir insanda nasıl böyle bir güzel etki bırakır . ? Çiçeklerin arasında kaybolmuş gibiydim . Bu kokuya o kadar dalmıştım ki kolunu acıttığımı dişlerini sıkarak , “ Çok kibirlisin ” dediğinde fark ettim . Bir anda elim yanmış gibi teninden hızlıca çekerek bıraktım . Bir insan nasıl olur da bir kokuya bu kadar çok takılı kalırdı .? En pahalı en iyi parfümler bu kokunun yanında sönük kalırdı . Hatamı fark edip telafi etmek istedim ama diyecek bir şey de bulamazken sabah dükkanların iş ilanlarına baktığını hatırladım ve , -“ Sen iş arıyordun di mi ? ” derken cevap alamadan telefonu çalmaya başladı . Telefonu cebinden çıkarıp ekrana baktı bana arkasını dönerek cam kenarına doğru gidip telefonu açıp ahizeyi kulağına götürdü , “ Efendim anne ? ” dedi . birkaç saniye dinledikten sonra telefonu kulağından indirip cebine soktu . Ne tuhaf bir kızdı , telefonla konuşması bile normal değildi , her hareketi , hali ve tavrı ile gerçekten çok tuhaf bir kızdı . “ Seninle sohbet etmek inan istemezdim , Kusura bakabilirsin ama benim acil gitmem gerek . ” Diyerek hızlı ve kaçar adımlarla odadan çıktı . Şaşkınlık ve sinir ile arkasından kapıya bakakaldım . bir insan nasıl bu kadar hem dik kafalı hem de sinir edici olabilirdi ki , uğraştığım şeylere bak der gibi alaycı bir gülümseme savurdum . Yavaş adımlar ile masama ilerleyip koltuğuma oturdum , masanın üzerindeki cüzdana uzanıp elime aldım ve cebime koyup arkama yaslandım . Önümde bir düzine ihale kağıtları dururken ben o kokunun etkisinde kalıp kapıya bakıyordum . Alt üstü bir koku kendine gel saçmalama diyerek düşüncelerden sıyrılıp işlerime odaklandım . şirketteki işleri halledip odamdan çıkıp arabama doğru yönelip eve doğru yola çıktım . Eve gelip salona girdiğimde kız kardeşim koltukta oturmuş telefonla konuşuyor ve gene arkadaşları ile buluşma planları yapıyordu . Kızları hiç anlamıyorum ve anlamak ta istemeyeceğim galiba her gün yan yana gelip de konuşacak ne buluyorlar dı acaba çok merak ediyordum . Odaya girdiğimde beni görünce telefonu kapatıp koltuktan kalkarak seke seke yanıma gelip sarıldı . ben de kollarımı ona dolayıp saçlarını karıştırıp tepesine öpücük kondurdum . “ Aslan abim gelmiş , ne kadar da yakışlıymış benim abim . ” diyerek şirinlik gösterisi yapmaya başlayınca bir şeyler isteyeceğini anlayarak , “ Ne istiyorsun ? söyle bakalım baş belası . ” “ Benim yakışıklı abi cim kardeşini nasıl da bilirmiş , ama ben istemek değil de bir şey söyleyecek ve rica edecek tim . ” -“ Hadi geveleme de ağzında söyle , dinliyorum . ” “ Şey abi Yeliz’in ablası var ya Asuman , seninle görüşmek ve bir kahve içmek istiyor muş , benden rica etti söylemem için . kaç gündür peşimde laftan anlamıyor ne kadar git kendin konuş dediysem de dinlemiyor . bir kahve içseniz de Asuman yakamdan düşse he ? lütfennn… ” -“ Saçmalama Ebrar sinirlenmeye başlıyorum . Ben kimsenin ricası veya isteği ile biriyle buluşmam hele hele ki bir kızla asla o yüzden kendine kahve içecek başka birini bulsun boşuna da heveslenmesin . “ Ama abi “ -“ Ebrar dedim , git bunların aynısını Asumana söyle ve bir daha karşıma böyle saçma şeyler ile çıkma , sakın . ” Vay arkadaş ev ev değil izdivaç programı gibi sabahları annem akşamları da Ebrar , yakında ayrı eve çıkmam an meselesi . “ Off abi tamam sana da iyilik yaramıyor . ” -“ Bana böyle iyilikler yapma Ebrar . ben odama çıkıyorum sen de sakın akşam geç kalma yoksa bozuşuruz ona göre gözüm üzerinde . ” “ offf abi tamam . ” Arkamı dönerek merdivenlere doğru yürüyüp yukarıya odama çıktım . Hızlıca bir duşa girip giyinme odasına geçtim . Beyaz bir tişört ve gri pijama altı alarak üstüme geçirdim . Giyinme odasından çıkıp yatağa yöneldim başımı yatak başlığına dayayarak sırt üstü uzanıp komidinin üstünde duran tableti alıp birkaç ihalenin anlaşma koşullarını incelerken gözümün önüne gene o bir çift gri gözler geldi . İnternete girip araştırma isteği duydum . çıkan sonuçları incelerken gri gözlerin nadir ve dünyada sadece % 11 ‘lik bir kesimin bu göz rengine sahip olduğunu bilmek daha da çok ilgimi çekti . Dışarıdan bakıldığında bir albenisi olmayan , cılız ve minyon bu kız benim tüm gün ilgi odağım olmuştu. Çevremde o kadar çekici albenisi yüksek kız olmasına rağmen bu kadar dikkatimi çeken olmamıştı . Makyajsız duru hali ne kadar temiz ve saf duruyordu . Sadece o kokusu ile bile insanı kendisine çekebiliyordu ve içimde bir şeyler uyanmasına sebep oluyordu . bir an saçma halime gülümseyip tekrar ihale anlaşmalarına odaklandım . 1 saat daha bakınıp tableti kapattım ve komidinin üzerine koyup yatağa uzandım . Yarın holding de erken saatte bir anlaşmam ve toplantım vardı bu yüzden dinç kalkmalıydım . Yatağa uzanıp gözlerimi kapatıp uykuya daldım . Sabah saat 7 de uyanıp spor salonuna indim . 1 saat kadar spor yaptıktan sonra merdivenleri tırmanıp odama geçtim . banyoda duş alıp saçlarıma şekil verdikten sonra giyinme odasına doğru geçip dolaptan lacivert bir takım alıp üzerimi giyindim . Aynada son ayarlamaları yapıp hazır olduktan sonra aşağıya yemek odasına girdim . Babam hala Ankara’dan dönmemiş ve sadece annem kahvaltı sofrasındaydı . Başıma gelecekleri tahmin edip , -“ Sultanım ben çıkıyorum kahvaltıyı dışarıda halledicem görüşürüz . ” diyerek odadan kaçar adım çıkıp arabama yöneldim . Sabah sabah evlilik muhabbetlerini hiç çekemem ama annem de pes edecek gibi gözükmüyor . Arabaya binip şirkete doğru yola çıktım . şirketin önüne geldiğimde arabayı park edip içeri yönelerek odama çıktım . 1 saat sonra toplantı odasına geçerek birkaç şirket ile görüşmeler gerçekleştirdim . Görüşmeden sonra toplantı için şirketten ayrılarak arabama yöneldim . toplantı sahil yolunda bir restoran da gerçekleşecek ti , restoranın karşısındaki sahil yoluna arabayı park edip restorana doğru ilerledim . restorana giriş yaptığımda ileride solda oturan yatırımcıları görüp yanlarına kadar gidip selam verip boş bir sandalyeye oturdum . Toplantı toplam 2 saat kadar sürmüş ve yeni şartlar uygun geldiği için anlaşma onaylanmıştı . Toplantı bittikten sonra hesabı ödeyerek restorandan çıkıp arabaya doğru yürüdüm kapıyı açıp bineceğim sırada bir kızı çaresizce koşarak kaçarken gördüm dikkatimi çekince daha da çok odaklandım -" Ama bu kız …"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE