Dabria elleri kelepçeli halde yatağa öylece uzanmış yatıyordu. Bakır saçları yatağa yayılmış gözleri yaşlarla ıslanırken 'Bırak yalvarırım istemiyorum' dedi. Eğer onunla birlikte olursa bakireliği ortaya çıkacaktı ve asıl gerçek en başından beri aklına gelmeyen sonuçlar... Bedel olmadığını öğrenecekti. Ortada bir bedel yoktu. Tekrar hıçkırdı bu yaptıkları yanlıştı.
Kirlenmek istemiyordu. Hemde bir günahkarın elinde...
Aklı nerdeydi bilmiyordu kısacık bir an zevkin ve boşvermişliğin onu ele geçirmesine izin verdi. Çok kısacık bir an ve bunun sonuçları... Tekrar tekrar hıçkırdı.
Kharon gözleri zevkle parlarken fısıldadı. 'Evet böyle güzelim şeytanın özü sadistliktir... Zevk aldığı şeyse şuan gördükleri...'
Göz yaşları yalvarışlar ve yıkılmışlık bunlar bir günahkarın dinlediği en güzel müzikaldi.
'Şimdi zevke gelmem için çığlık at güzelim... Merak etme güzel bir büyünün içindeyiz seslerimizi sadece biz duyabiliriz...'
Bu şeytan duvarlara yaptığı ses geçirmeyen büyüden mi bahediyordu? işaret parmağını çıplak göbeğinin üzerine koyup tırnağını bastırdı. Sivrileşen tırnak ince bir çizgi oluşturdu... İnce kırmızı bir çizgi.
'Kan arzularımızı kamçılar' dedi tırnağı göbeğinin üzerinde ki deride ardında incecik kırmızı bir çizgi bırakarak venüsüne doğru kaydı...
'Ve en tatlı şey bunun tadı' O Bıraktığı ince kan çizgisini yalarken Dep zevkle hafifce titredi. Bundan nefret etmişki zevk aldığı içinse kendinden.
*************************************************************
Ordaydı ama orda değilmiş gibi ... Boşluk etrafını sararken simsiyah karanlıkta ilk Lacivert gözleri gördü ardından kendisini beş yaşında köpeğiyle evin önünde oynarken buldu. Bu sefer annesine özlemle baktı. Koşup sarılmak istedi fakat hareket edemedi. İsteği dışında bedeni göl kenarına doğru koşarken kendine ait olmadığını düşündüğü sesi duydu incecik bir çocuğa aitti ve iradesi dışında bağırmıştı.
'Lilo!' Küçük köpeğini gördü koşarak ondan uzaklaşıyordu alışkın olduğu yere doğru koşuyordu, göl kenarına.
Annesinin sesini duydu 'Fazla uzaklaşma!' diyordu.
'Tamam!' diye bağırdı yine o ince ses. İçinde ki aceleciliğe ve neşeye anlam veremeden koştu. 'Getir onu buraya oğlum!'
Köpek ondan zıt bir yere hareket edip dev bir ağacın önünde durdu. Ağacın hemen ardından hapsolduğu küçük beden de ki kızı heycanlandıran biri çıktı. Küçük beden kendinden bağımsız halde çığlık atarak adamın kucağına doğru koştu.
Lacivert gözleri nerede görse tanırdı. Ona o kadar benziyordu ki... Kharon demek istedi lakin dudaklarından çıkan kelimeler bambaşkaydı.
'Nerede kaldın?'
Yakışıklı adam o çok tanıdık gelen ama hiçte ona benzemeyen Lacivert gözlerini gülümserken kıstı.
'Geldim aşkım geldim' dedi gülümseyerek.
Küçük kollar adamın boynunu sarıp elleri birbirine kenetlenirken. 'Hiç gitmesen' diye yakındı minik beden 'Hep kalsan' sonra adamın yanağına küçük bir öpücük kondurup devam etti 'Benimle uyumana izin verrim'
Adamın aniden çatılan kaşları söyleyeceklerini yarıda kesti. 'Git aşkım şimdi eve bende geleceğim!'
Kızın kaşları çatıldı gözlerinde ki isyan belirgindi. 'Hayır gitmeyeceğim daha vaktimiz dolmadı annem çağırmadı.!'
Adam küçük kızı yere indirip kaşlarını çattığında Dep onu tanıdı. Onu nasıl olurda tanıyamadığına şaşırdı. 'Eve git!'
İlkkez o zaman bağırmıştı o adam ona. Ağlayarak eve gittiğini bahçede ki sarı yapraklardan sinirini çıkarırcasına hopladığını küçük ayısı Toful'a tekme attığını hatırladı. Ve o yaşadığı dehşedi birbirinin ardına takip etmesini. Onu nasıl olurda unuturdu. Oysa tam gözünün önünde onu hep görüyordu.
Gözlerini açtığında tanıdık lacivertleri gördü. Fakat bu lacivertlikler onlar gibi kendisine aşkla bakmıyordu. Daha çok saf arzu vardı.Vücuduna bir anda yüklenen acıyla kasılıp çığlık attı.
Artık Dep ölmüş Lucretia uyanmıştı....
Bütün geçmişini hatırlıyordu Unuttuğu aşkı gibi....
'Gardel...' diye fısıldadı. Kharon'un kaşları çatılmış halde yığıldığı yataktan doğruldu. 'Seni zevk'in doruğuna çıkardım ve sen Gardel mi diyorsun?' öfkeliydi. Ortada ki gerçeği göremeyecek kadar hemde...
'Benimle yattın! Zevklerin efendisiyle Kharon'la!' işaret parmağını kıza doğru uzatırken nefes nefeseydi. 'Ve sen bir kez bile benim adımı haykırmadın!'
Siyah gömleğini üzerine geçirirken baksırını attığı yere gitti. Onuda oradan alıp üzerine geçirdi. Pantolonun yanında ki anahtarları kızın bacaklarının arasında ki boşluğa fırlatıp pantolonuda giydiği gibi yok oldu. İstediği şey onu orada yok etmekti.Lanet olası kız bütün erkeklik egosunu yerli bir etmiş üstelik onunla yatarken başka bir erkeğin adını haykırmıştı.
....
Kharon gittiğinden beri elleri kelepçeli halde öylece yatakta kalmış ağlıyordu. Gözyaşlarının sebebi masumiyetiydi. Bütün hafızası masumiyetinde gizlenmiş bekareti mühür olarak kullanılmıştı.
Bütün vücudu sızlıyordu. Bedenini kablayan sızı soğuğuda hissedince daha kötü bir hal aldı. Kötü olmak için doğmamıştı aslında en başında. O daha küçükken bir meleğin aşkıyla başlamıştı herşey...
Gardeel koruyucu meleği... Her bebek belirli bir süre boyunca tanrının görevlendirdiği koruyucu melekler tarafınan korunurdu. Çoğu acıyı gerçek boyutunda hissetmeleri engellenirdi böylelikle.
Fakat Gardeel korumakta olduğu bebeğe bağlanmış bir şekilde yanından ayrılamamıştı. Zamanla sevgi demişti bir süre sonrada Aşk demişti bunun adına beş yaşında ki çocuğa olan aşkı elbette tensel boyutta değildi. Kızın ruhuna aşık olmuştu. Çok geçmeden bu da cennette duyulmuş başmelekler tarafından hoş karşılanmamıştı.
Sonunda peşine birçok yaratık düşmüştü. Cennettekiler ve cehennemdekiler Gardeel'i dünyaya bağlayan ruhu merak ediyorlardı. Gardeel düştüğü zaman yani cennetten atıldığında Cehennemde kiler de bağlandığı ruh2un ailesine saldırmış onu elinden almak istemişlerdi. Böylelikle şeytanın oğlu Gardeel'e istediğini yaptıracaktı.
Gardelin düşüşü Şeytan'ın kuralları yoksaymasıyla Kızın ruh'u lanetlendi!
Onu Lucretia yapan lanet işte o zaman ona bahşedilmişti...
Üzerine örtülen örtüyle yumduğu gözlerini açtı. Gelen Lux'du kollarında ki kelepçeleri yatağa atılan anahtarla çözdü. Bileğinde çürükler oluşacaktı. Şimdiden çok fena morarmıştı. Acıyla inledi. Lux'un dokunuşlarında şevkat barınsada canı acıyordu. Kızın yanına yaklaşıp saçını yüzünen çekti.
'İyi misin?'
Sanki Dep bütün bir zaman boyunca bu kelimeyi beklemişçesine duran göz yaşlarını tekrar akıtıp ağladı. Lux'un eli kızın saçlarını geriye doğru okşayıp ona uzun zamandır tatmadığı bir şeyi veriyordu: Şevkati....
Lucretia uyandığında gelecek oda,
Günah'a karşı bir melek ,
göğün yıldızları altında geceye ihanet edecek ay...
En karanlık zamanda O varolacak...
Düşmüş'ün aşkı
İblis'in sadakati
Ve bir melez'in şevkati...
(****)