Melek Nisa Koçak
Canım sevgilim bu sabah beni evlerine kahvaltıya davet etti. Çünkü, annesine sevgili olduğumuzu söyleyecek. Pınar teyze bu duruma çok sevinecek. Aynı ben gibi oda bu durumu sabırsızlıkla bekliyordu.
Odamda hazırlanıp, aşağıya indim. Arabayı Nilda'ya verince, Babam sordu;
"Hayırdır Nisa'm, sen okula gitmiyor musun babam?"
"Babişkom, ben Pınar teyze ye kahvaltıya geçeceğim. Ordan da Poyraz'la okula geçeceğim."
"Evde neden kahvaltı yapmıyorsun kızım? Ne gerek var şimdi sabah, sabah oraya gitmeye."
Ayy sanki babam birşeyler den şüpheleniyor da böyle söylüyor gibi.
"Babacım, Pınar teyze çağırdı. Gitmezsem ayıp olur."
"İyi kızım. Sen bilirsin." deyip, beni öpüp çıktı.
Annem'e, babama birşey söyleyip söylemediğini sordum.
Oda bana, ben hayatta o topa girmem. Hiç babanı çekecek halim yok. Zamanı gelince kendin söylersin. Ben babanla uğraşamam dedi. Sanırım hepimiz, babama söylemeye çekiniyoruz.
Annemi de öpüp evden çıktım. Poyraz'lara doğru yürümeye başladım. Sitenin içinde Delal teyzemi de gördüm. Yürüyüş yapıyordu. Biraz onla sohbet muhabbet ettik. Çok selam söyle belki bende kahveye uğrarım dedi. Canım teyzem, hem onu hemde Hazal teyzemi çok seviyorum. Annemle yıllardır, amca kızları gibi değilde sanki kardeş gibi olmuşlar hep. Yıllar önce, üç kuzen buraya Iğdır'a atanmış ve kendilerine çok güzel hayatlar kurmuşlar. İstanbul'da doğup büyümelerine rağmen buraya çok iyi ayak uydurmuşlar.
Poyraz'lara gelip zile bastım. Pınar teyzem açtı kapıyı. Beni öpüp, içeriye davet etti.
Heyecanlı bir şekilde benle konuşmaya başladı;
"Nisa, güzelim sen yabancı değilsin. Geç keyfine bak. Börek yanacak yoksa." deyip, mutfağa koştu.
Sanırım benim canım sevgilim uyuyor. Odasına gidip uyandırsam hiçte fena olmaz. Sabah, sabah sevgilisinin öpücüğü ile uyanabilir bence. Poyraz'ın odasına girip, kapıyı kapattım.
Oyy benim canım sevgilim, nasılda güzel uyuyor. Kıyamam ben sana. Çok seviyorum ben bu adamı. Ben Poyrazsız asla yapamam. O benim herşeyim olmuş. Bunu bir kez daha anladım.
Yanına doğru gidip, yatağın kenarına oturdum. Parmağımla hafif, hafif yanağını okşamaya başladım. Biraz huylanıp yüzünü buruşturdu. Bu sefer saçımı yüzüne sürdüm. Hafif gözünü açıp, bana doğru baktı.
"Nisa, kaşınma!!"
"Ne oldu sevgilim. Alt tarafı seni uyandırmaya çalışıyorum."deyip, tekrardan saçımı yüzüne doğru sürmemle, Poyraz birden yataktan bir doğrulup belimden tutması ile beni altına aldı.
Ben o anın verdiği refleksle, çığlık attım. Poyraz ağzımı kapadı.
"Nisa, sus!! Bağırıp durma. Annem birşey yapıyorum sanacak."
"Poyraz, şuan Pınar teyze gelse, birşey yapıyorsun sana bilir. Halimize bak."
"Ne yapıyorum ki, yavrum."
"Sanki odaya kız atmış gibisin. Daha ne yapıyor olacaksın. Kalk üstümden."
"Nisa, zor tutuyorum kendimi. Şuan şu pozisyon da olmak bana iyi gelmedi kızım."
"Kalk o zaman üstümden."
"Nisa, ben seni istiyorum yavrum. Benim ol istiyorum. Gel babana hemen söyleyelim ve evlen benimle."
"Yuhh Poyraz!! Dün bir, bugün iki. Ne bu acelen.?"
"Şuan halimi bir anlasan, düz duvara bile tırmanırdın." deyip, kendini yanıma attı.
Bende yataktan kalkıp, yanına oturdum. Bu anları yaşıyor olabilmek bile, bana hayal gibi geliyor.
Daha düne kadar, uzaktan sevdiğim adam; artık benim sevgilim di ve ben onun odasında yanındaydım. Ben bugünlerin hayalini çok kurdum. Hemde haddinden fazla.
Poyraz yataktan kalkıp, birden üstündeki tshirtü çıkardı. Üzerini değiştirecek belli. Hiç ben varım yada yokum dinlemedi beyimiz. Hemen hop diye çıkardı.
"Poyraz, hani odada ben varım ya sevgilim. Acaba direk böyle soyunmasamıydın?"
Ben öyle deyince, Poyraz yatağa doğru gelip, beni kaldırdı. Beni belimden sarıp, sarmalayarak kendine doğru cekti. Bu pozisyonda olmak hiçte iyi bir fikir gibi değildi. Çünkü şuan aşağı tafafta karnıma değen sertliğin ney olduğunu tahmin dahi etmek istemiyorum. Aşırı utanıyorum şuan.
"Güzel gözlüm, sen bence artık bu duruma alış. İleride bize lazım olacak bu durum." deyip, elimi tutup çıplak göğüsüne koydu. Aşırı heyecanlanmaya başladım. Bende o anki hisle, göğsünü okşadım.
"Poyraz, seni çok seviyorum. İyiki benim sevgime karşılık verdin. Eğer aksi bir durum olsa ben mahvolurdum. Ben sensiz yapamazdım. Sensizlik çok zor olurdu Poyraz. Ben seni birgün bile görmezsem özleyen biriydim. Hele bu işin sonunda benimle olmayı kabul etmeyip ayrı kalsaydık, ben çıldırırdım."
Poyraz, birden iyice beni kendine bastırdı. Allah'ım şuan hissettiğim sertlik eminim ki, Poyraz'ın erkekliği. Adam resmen iki dakikada ayak üstü azdı.
"Nisa, seni öpmek istiyorum yavrum. Bende yıllardır senin sevgini uzaktan yaşıyorum. Bende sana hasretim. Ve izninle şurda dudaklarının tadına bakıp, senden ilk öpücüğümü istiyorum."
"Poyraz, ben utanıyorum ama.."
"Nisa, utanma ne olursun. Kızım istiyorum seni, hemde çok. Bir kerecik öpeyim."
"O zaman sadece küçük bir buse dudağıma olurmu? Fazlasına cesaretim yok." deyince, Poyraz dudağıma yaklaşıp, küçük bir öpücük kondurdu. O öpücüğü bile beni etkilemeye yetti. Poyraz, beni öpünce geri çekildi. Bu sefer ben dudağına küçük bir öpücük kondurdum. Bu Poyraz'a ilk verdiğim öpücük oldu. Çok heyecanlandım. Ben ilk defa birini öptüm ve oda Poyraz oldu.
Poyraz, benden de öpücük alınca, sanırım cesaretlendi. Kafamı arka kısmından tutup, birden dudağıma yapıştı. İlk yavaş başlayıp, benden de olumlu tepki alınca hızlandırdı, öpücüklerini. Çok değişik hissetmeye başladım. Poyraz'la öpüşmek beni çok değişik duygulara soktu. Beni iyice kendine doğru bastırıp, öpmeye devam etti.
Anasını satayım!! Adamın içinden azgın kurt çıktı. Öpüşmesi iyice hırçınlaştı. Kendimi geri çektim ve; "Poyraz yeter aşkım. Abartmayalım."
"Nisa, kaç yılın patlaması var. İnan tahmin edemezsin. Benim acil seninle evlenmem lazım."
"Neden acil lazımmış aşkım."
"Çünkü yapmak istediğim şeyleri sana anca evliyken yapabilirim. Sevgiliyken yaparsam, baban hayatımı siker.!"
"Ya off!! deyip, omzuna vurdum.
"Sen çok terbiyesiz oldun, Poyraz."
"Güzelim, ben ne dedim ki. Olası şeyleri söyledim sana."
"Söyleme o zaman, utanıyorum. Neyini anlamıyorsun..!"
Birden Pınar teyzenin sesiyle, kendimize geldik. Poyraz hemen üzerine tshirtünü giyinip, benimde elimden tutup odasının kapısından benle el ele çıktı.
Ahh benim deli sevgilim. Pınar teyze ye durumumuzu söyleyecek bu şekilde.
Pınar teyzem, bizi el ele görünce bir şaşırdı ama çaktırmıyor.
Pınar teyze, bize doğru bakıp konuşarak;
"Çocuklar siz iyimisiniz?"
Poyraz;
"İyiz sultanım. Fakat hani bana sürekli diyordun ya, Nisa gibi bir gelinim olsa. Nisa çok hanım hanımcık. Çok becerikli. Çok güzel, çok akıllı bilmem ney. Al anacım, istediğin Nisa'yı sana artık gelin olarak getirdim. Aman deyim, sakın benim sevdiceğime kaynanalık yapayım deme. Bozuşuruz sultanım."
Pınar teyze şoka girdi. Bana baktı. Bende kafa salladım. Birden gelip ikimize birden sarılarak, konuşmaya başladı;
"Oyy ben size kurban olurum, canlarım benim. Ne kadar çok dua ettim. İnanın tahmin edemezsiniz. Şuan öyle mutluyum ki, vallahi hiç kimse bozamaz bu anı. Haydi gelin mutfakta kahvaltı hazır. Karnınızı doyurun. Sonra oğlum, gelinine bakmadın demesin. Ben size kıyamam yavrularım benim. Siz zaten çok güzel arkadaştınız ama, sevgili olunca daha güzel olmuşsunuz. Gözlerinizden okunuyor mutluluğunuz.."
Hep birlikte mutfağa masaya geçtik. Pınar teyze karşımıza, bende Poyraz'la yan yana oturdum. Kahvaltıya başlayınca, Poyraz biraz abartmaya başladı. Çocuk gibi sürekli bana birşeyler yediriyor. Ekmeğe bal ve tereyağı sürüp, bana yedirmeye başladı. Yok aşırı zayıfsın bilmem ney. Üflesem uçacaksın gibi gibi... bir sürü şey sıraladı.
Pınar teyzem, bizim adımıza çok sevindiğini dile getirdi. Zaten kalbimde, gönlümde hep
Nisa'dan yanaydı dedi. Ahh benim canım kayınvalidem.. Ben gelinin olarak senide, oğlunu da çok seviyorum.
Kahvaltımız bitince, evden çıkıp Poyraz'ın arabasına bindik. Arabaya biner binmez, okuldaki voleybol eğitimi koçlarımız dan olan Tuğçe hoca aradı. Kadın resmen afet. Rusya'dan fırlayıp gelmiş gibi. Sanırım ben bu kadını, sevgilimden biraz kıskanıyorum. Çünkü kadın aşırı güzel. Hatta fazla güzel. Poyraz telefonu kapatınca, sinirle sordum;
"Ne diyor Tuğçe hoca.?"
"Birşey demiyor yavrum."
"Poyraz, birşey demediği için mi aramış yani seni."
"Nisa güzelim, hayırdır ne oluyoruz. Sakın bana Tuğçe hocayı kıskandığını söyleme. Vallahi ayıp edersin. Yani ben seninle sevgili olmadan öncede onla görüşüyordum. Beni sakın böyle saçma bir durum içine çekme, üzersin beni. "
"Sevgilimi birazcık kıskanmış olabilirim."
"Sevgilin seni yer.. Ama boşa kıskançlık yapma. Kafanı böyle şeylere yorma. Mesela sevgilini öpmeye felan yor. Birazdan okula gideceğim. Sabahtan akşama kadar dersim var. Biraz motive olur, öpücüklerin.."
Poyraz birden arabayı sağ tarafta kuytu bir yere çekti.
Adam maşallah baya aşka geldi. Azgın yüzünü, sevgili olunca görmüş oldum.
"Poyraz, hayatım neden durduk?"
"Nisa, kızım öpmek istiyorum seni. Neyini anlamıyorsun.? Dört yıldır ben o dudakları öpmeyi bekliyorum."
"Sen yoksa, sırf benimle öpüşmek için mi sevgili oldun?"
"Bebeğim, bir tanem. Lütfen saçmalama. Ne öpüşmek için sevgili olması. Ben seni çok seviyorum. Senin yanında mutluyum. Sen benim herşeyimsin, ilkimsin. Sana olan aşkım çok farklı güzel gözlüm. O yüzden ne olursun bana öpüşmek için mi, diye soru sorma."
Poyraz oturduğu koltuktan üzerime doğru gelerek, dudaklarıma yapıştı. Şaka maka çok güzel öpüşüyor. İyice hırçınlaştı. Resmen içindeki uyuyan devi uyandırdık. Poyraz aşırı azgın birşey çıktı. En son ben ellerimle iteleyerek ayrıldım.
"Poyraz, tamam duralım bence. Vallahi biri görecek. Yol kenarında durmuşuz ve öpüşüyoruz. Allah korusun da, babam felan geçer. Yada tanıdık biri işte o zaman ayvayı yeriz. Şu durumu açıklayacak mantıklı tek cümlemiz dahi olamaz."
"Güzelim ben dayanamıyorum. Yıllardır senin hasretinle zaten kafayı yedim. Şimdi artık benimsin. Ben, senin gibi güzelliği nasıl öpmeden durayım. Bu arada rujunun tadı çok güzelmiş. Meyvelimi?.."
"Evet, belki sevgilim beni öper diye, öyle bir ruj sürdüm."
"Nisa, çok mutluyum. Ben hep seni yanımda istiyorum. Yıllardır hep yanımda sen vardın. Yine sen ol istiyorum. Annemle, annene söyledik bu konuda içim çok rahat ama, Hakan amcam beni tedirgin ediyor. O öğrenince ortalık yangın yerine dönecek. Çok kızacak. Çok haklı da. Bana çok güvendiği için hep seni emanet etti. Aramız da böyle birşey olacağını tahmin etmedi. Yada ettiyse bile, şimdiye çoktan olurdu. Demekki bunlar cidden yakın arkadaşlar deyip, oda olayı akışına bıraktı. Ama ben seni bırakmam Nisa'm. Ben sana deli gibi aşığım. Hakan amcam ne yaparsa yapsın. İsterse ayağıma sıksın. Ama ben asla senden vazgeçemem. Seninle evlenip, çocuklarımız olsun istiyorum. Evlenince, gece gündüz elimden kaçışın yok haberin olsun. Kaç yılın patlaması çıkar, artık orayı bilemem."
"Uyuzluk yapma. Beni utandırma. Çünkü çok tuhaf oluyorum."
"Neyine tuhaf oluyorsun Nisa. Doğanın kanunu bu. İnsanlar evlenince bu şey doğal olarak oluyor. Ama benden o gece doğal olmamı bekleme. Ortalığın anasını ağlatırım haberin olsun."
Birden Poyraz'ın omuzuna vurdum. Gözüm erkekliğine değdi. Baya büyümüş gözüküyordu. Aşırı utandım. Sevgili olmadan önce, hiç böyle şeylere denk gelmemiştim.
"Poyraz, artık kendine gel. Eski ve normal Poyraz ol. Kendini aştın. Canavar çıktı içinden."
"Seviyorum kızım seni. Sevdiğim içinde arzuluyorum. Bundan sonra her sabah gelip, beni öyle yatakta uyandırsana."
"He demi aşkım, geleyim de beni ayak üstü şey yap."
"Ayak üstü yapmam güzelim, yatakta yaparım. Benim yatak aşırı rahat. İşimizi görür."
"Off Poyraz ya!!! Tamam abartma. Çok utanıyorum. Akşama belki beni babam alabilir. Ben sana haber ederim."
"Hadi ya!! Sevgilimi akşam göremeye bilirim yani. O zaman bana öpücük vermen lazım."
"Neden lazımmış. Öptüklerin yetmedi mi?"
"Ama, güzelim akşama baban alacakmış. Akşamki seni görme şansımı elimden alıyor, sevgili baban."
"Yapacak birşey yok." deyip dudağına küçük bir öpücük kondurup arabadan indim. Tam o esnada otoparkta arabasını park edip inmiş Tuğçe hocayı gördüm.
Bu hiç iyi olmadı. Kadın bizi dudaktan öpüşürken gördü binevi. Rezil olduk. Bütün okula biz akrabayız diye söylemiştik. Hele şimdi, ders hocamın bizi böyle görmesi hiç hoş olmadı. Dönüp Poyraz'a baktım ama, o hiç oralı olmadı. Adamın dünya umurunda değil. Ben, seni babam öğrenince görecem sevgilim. İçinden geçecek seninde haberin yok. Çok mutluyum. Umarım Poyraz'la herşey çok güzel ilerler. Ama içimi kemiren bazı şeyler var. Anlamlandırıp, tarif edemediğim. Umarım benim kendi kuruntumdur.