Bölüm 3: Planlı Müdahale
Hazal, derin uykusundan yavaşça uyanmaya başladı. Göz kapaklarını araladığında, hafif bir baş dönmesiyle etrafına bakındı. İlk olarak, üzerinde örtülü örtülerin ve odanın loş ışığının farkına vardı. Ancak, karşısında duran figürü netleştirdiğinde, kalbi aniden hızla atmaya başladı.
Karşısında duran Şahin, kaslı ve çekici yapısıyla dikkat çekiyordu. Geniş omuzları ve kararlı duruşu, odanın içinde bir güven hissi yayıyordu. Hazal, gözlerini Şahin’den alamıyordu; onun güçlü ve etkileyici görünüşü karşısında bir an için donakalmıştı.
Şahin, Hazal’ın gözlerini açtığını fark edince, yüzünde tehlikeli bir gülümseme belirdi. Hazal, hayranlık ve şaşkınlıkla karışık bir ifadeyle,
“Beni nasıl buldun? Burası neresi?” diye sordu, sesindeki şaşkınlık belirgindi. Sevdiği adamın abisi, evlendirilmek üzere olduğu adam tehlikeli sırıtışıyla tam karşısındaydı.
Şahin, sakin ve kararlı bir ses tonuyla,
“Köyde evleneceğimiz duyulduğundan beri peşine adam taktım. En son şehir yolunda görüldüğün haberini aldım,” dedi.
“Seni ararken birden önümde belirdin bende sana yanlışlıkla çarpınca hastanede bulunmayalım diye, şifacı anneye geliriz diye düşündüm. O yüzden buraya geldik.”
Hazal, Şahin’in bu açıklamaları karşısında derin bir nefes aldı. Kendini toparlamaya çalışırken, Şahin’in kararlılığı ve çabaları ona beklenmedik bir umut kaynağı olmuştu. Şifacı annenin yaptığı iyileştirmelerle, Hazal’ın yaraları hızla iyileşmeye başlamıştı. Şahin’in varlığı, ona sadece fiziksel değil, aynı zamanda duygusal bir destek sağlamıştı.
Şahin, Hazal’ın yanında otururken,
“Seni bulmak kolay olmadı. Birçok yolu taradık, peşine düştük. Burada olman, belki de bir tesadüf değil, ilahi bir dokunuşun sonucudur. Ama seni bulduğuma ve yardım edebildiğime seviniyorum,” dedi onu kandırma çabasıyla.
Sözleri, Hazal’a biraz olsun rahatlama ve güven verdi. Buda Şahin’in planının işe yaradığının göstergesiydi.
Ancak Şahin’in içinde sadece Hazal’ı kurtarma arzusu değil, daha derin bir karmaşa da vardı. Şahin’in çocukluk aşkı Roza’nın kardeşi Rojbin ile Doğan’ın nişanlanmasını sindirememişti. Çünkü Doğan, Hazal’ı seviyordu. Şahin, bu aşk üçgeninin ortasında kalmış, Doğan’ın Hazal’a olan sevgisini ve Rojbin’in bu durumu bilmeden yaşadığı mutluluğu düşünüyordu.
Şahin, içindeki bu karmaşayla başa çıkmaya çalışırken, Hazal’a karşı hissettiği koruma içgüdüsü daha da güçleniyordu. Doğan’ın Hazal’ı sevdiğini biliyordu ve bu sevginin Doğan’ın nişanlısı Rojbin’i nasıl etkileyeceğini düşünüyordu. Şahin, hem Doğan’ın elinden Hazal’ı almak hem de Rojbin yüzünden Rozanın üzülmesini engellemek için zor bir karar vermişti.
Şahin,aynı zamanda kendi ailesi ile Hazal’ın ailesi arasındaki düşmanlığı bitirmek adına, aile düşmanının kızıyla evlenmeyi göze almıştı ve böylece bir taşta iki kuş vuracaktı. Bu fedakarlık, Şahin’in içindeki sevgi, sadakat ve sorumluluk duygularının bir yansımasıydı. Şahin, Hazal’ı koruyarak ve onun için doğru olanı yaparak, Hazalın güvenini lazanmaya çalışıyordu. Kendi mutluluğunu hiçe sayarak.
Şifacı anne, odanın köşesinde sakin bir şekilde bitkisel ilaçlar hazırlamaya devam ederken, Şahin’in bu kararı onun yüzünde derin bir ifade oluşturmuştu. Hazal, bu süreçte Şahin’in yanında olmanın getirdiği endişeyle yavaş yavaş iyileşirken, Şahin’in planı işlemeye devam ediyordu.
Bu süreç, Hazal’ın kaçışının ve Şahin’in planının işleyişi, planlı bir müdahale olarak görülebilecek bir dönüşümün parçasıydı. Her şey, yavaş yavaş yerine oturuyordu. Hazal’ın, yaşadığı bu zor durumdan nasıl çıkacağı ve hayatının hangi yönlere evrileceği, zamanla şekillenecekti. Şahin’in sinsiliği ve fedakarlığı bu töre masalının derinliklerinde yankılanıyordu.
Hazal gözlerini açtığında, kendini Şahin’in yanında buldu. Yüzünde derin bir kararlılık vardı, ama gözlerinde bir yumuşaklık seziliyordu. Şahin’in onu iyileştirmek için gösterdiği çaba, Hazal’ın içinde karmaşık duygular yaratmıştı. Ancak köye dönerken, içindeki korku ve endişe yeniden su yüzüne çıktı.
Şahin, Hazal’a yol boyunca sakince davrandı, onunla yumuşak bir ses tonuyla konuştu. Hazal, Şahin’in bu tavrından etkilenmişti, ama içinde hala büyük bir tedirginlik vardı. Kendi evine doğru yaklaştıklarında, Şahin’in tavrındaki değişimi hissetti.
Köşkün avlusuna geldiklerinde, Şahin aniden Hazal’ı kolundan tutup sürüklercesine avluya attı. Hazal, şaşkınlık ve korkuyla yere düştü. Etraftaki herkes bu ani hareketle irkilmişti. Şahin, sert bir sesle bağırdı,
“Bu kız bir daha pencereden bile bakmayacak! Yarın düğün olacak, yoksa bu köşk başınıza yıkılır!”
Hazal, yere düşmüş halde, Şahin’in gözlerinde hiç görmediği bir öfke ve kararlılık gördü. Bu tavrı, onun içindeki umut kırıntılarını da yok ediyordu. Etraflarındaki herkes bu sert çıkış karşısında şok olmuştu. Şahin’in bu kararlılığı, köşkün üzerinde bir gölge gibi duruyordu.
Hazal’ın annesi, gözlerinde yaşlarla kızının yanına koştu. Onu yerden kaldırırken, gözleri Şahin’e dönmüştü.
“Bu ne demek oluyor, Şahin? Kızımı böyle mi geri getiriyorsun?”
Şahin, sert ve kararlı bir sesle,
“Bu düğün olacak. Hazal’ın kaçmasına bir daha izin vermeyeceğim. Bu köşk, bu aile, herkes benim sözümden çıkmayacak. Tekrar iki aile olmamız için bu şarttır!”
Babası, Şahin’e doğru bir adım atarak,
“Şahin, bu kadar sert olmak zorunda mısın? Hazal zaten zor durumda.”
Şahin, bir adım geri çekilmeden,
“Sen dur Halil ağa, kızın kaçarken neredeydin ?Bu evlilik bu düşmanlığı bitirecek. Zamanında yaptığın hataların yüzünden tüm bunlar oluyor. Hazal’ın kaçması sadece bizi tehlikeye atar. Yarın düğün olacak, başka bir seçenek yok.”
Hazal, gözyaşlarını tutmaya çalışarak,
“Babamın ne suçu var? Beni böyle zorla mı evlendireceksiniz? Bu adamlamı, hemde senin yüzünden? Bu evliliğin hiçbir anlamı olmayacak.”
Şahin, gözlerini Hazal’dan ayırmadan,
“Bu evlilik sadece senin değil, hepimizin geleceği için. Kendi mutluluğun için değil, ailemiz için yapmamız gereken bir fedakarlık bu.”
Hazal’ın annesi, gözlerinde çaresizlikle,
“Kızım, lütfen... Tamam bize bu zorluğu yaşatma.”
Hazal, annesinin gözlerindeki çaresizliği gördüğünde, kalbindeki acı daha da derinleşti. Şahin’in bu kararlılığı ve ailesinin içinde bulunduğu durum arasında sıkışıp kalmıştı. İçinde kopan fırtınalarla, bu zor durumu nasıl aşacağını bilemiyordu. Ancak bir yandan da, kendi hayatı ve geleceği için bir çıkış yolu bulması gerektiğinin farkındaydı.