TAHİR Sabah kahvemi yudumluyordum. Ceylan yanımda, bebek kataloglarına bakıyor, bazen “Şuna bak, ne kadar tatlı!” diye bir şeyler gösteriyordu. Bugün sakin, sıradan bir gün olacak sanıyordum. Ailenin yeni kurulan düzeni, nikâhın getirdiği huzur... Her şey rayına oturuyor gibiydi. Tam o sırada telefonum çaldı. Ekranda “ARDAHAN” yazıyordu. Sağ kolum, en güvendiğim adam. Hala abimlerin peşindeydi. Yüzümde bir tebessümle açtım telefonu. “Buyur Ardahan, hayırdır?” Ama Ardahan’ın sesindeki o alışılmış sakinlik yoktu. Dikkatli, resmi ve keskin bir tonda konuşuyordu. “Ağam. Gökhan ve Yasemin’i nihayet bulduk.” Telefonu elimde öylece tuttum. Bir an bu isimler bana hiçbir şey ifade etmedi. Gökhan. Abim. Yasemin. Eski karım. Ceylan’ı kaçırmaya çalışan, bana ihanet eden adam ve kadın. Yaklaşık iki

