Ceylan Ambulansın içinde, Titreyen ışığın altında Tahir’in solgun yüzüne bakakalmıştım. Gözlerimi ondan ayıramıyordum, her bir sarsıntıda içim cız ediyor, damarlarına bağlı serumun her damlasıyla birlikte dualarımı yolluyordum. İçimdeki korku ve öfke, dilimin ucuna gelip duruyordu. Dayanamayıp patladım çünkü içimde tutmak daha beterdi. “Sana kaç kez dikkat et dedim, Tahir! Kaç kez! Ne diye silah sesi duyduğun yere koşa koşa gidersin ki? Sanki ölümsüzsün! Sen etten kemikten bir insansın, benim... benim...” Sesim titreyerek kesildi. “Kocamsın,” diye mırıldandım gözlerimden yaşlar süzülürken. Tahir, ağırlaşmış göz kapaklarını araladı. Baygın, yorgun gözleriyle bana baktı. Dudaklarının kenarında, o tanıdık, inatçı, can sıkıcı derecede sevimli tebessümü belirdi. Nefes almakta güçlük çekerek,

