Tahir Zaimoğlu Masada herkesin keyfi yerindeydi. Tarçın’ın keki, Devran’ın getirdiği etler, hepsi mükemmeldi. Tam bir lokma daha alacaktım ki, dışarıdan bir patırtı sesi geldi. Metal bir şeyin yere düşme sesi... ve ardından çıt çıkmaması. İçimde bir şey kıpırdadı. Ceylan dışarıdaydı. “Hayda ne oluyor?” diye mırıldanırken endişeyle ayağa fırladım. Diğerleri de aynı anda sustu, yüzlerinde benzer bir tedirginlikle bakıştılar. “Hemen bakıyorum,” deyip kapıya yöneldim adımlarım hızlı ve gergindi. Kapıyı açıp dışarı fırladığımda, gördüğüm manzara içimi biraz rahatlattı ama tam olarak değil. Ceylan, ayakta duruyordu, ama yüzü bembeyazdı, gözleri kocaman açılmış, ormana dikilmişti. Ayağının dibinde ise, yere düşmüş köfte tenceresi ve etrafa saçılmış birkaç köfte vardı. Hemen yanına gittim, b

