Hayal

736 Kelimeler
"Yapma! Yapma! Ne olur yapma!" Etrafıma bakınıyorum sürekli. Sesin nereden geldiğini anlamaya çalışıyorum. Devasa büyüklükte ağaçlar, biraz yeşile çalmış ama toprak renginin yer yer göründüğü araziler. Burada ne yaptığım hakkında hiçbir fikrim yok. Sadece bakıyorum, etrafımda dönerek nerede olduğumu anlamaya ve sesin nereden geldiğini bulmaya çalışıyorum. Ve yine o ses "Yapmaa! Kıyma ona ne olur! " diye ağlamaklı, bir o kadar da karşı koymaya çabalayan o ses. Neden bilmiyorum o tarafa var gücümle koşmaya başladım, ben ne kadar koşarsam koşayım ses hep aynı uzaklıkta. Nefes nefese kaldım, koşmaya daha fazla dayanamayan titrek bacaklarıma yenik düşüp ellerimi dizlerime koyarak nefesimi düzenlemeye çalıştım. "Tanrının cezası ne istiyorsun ondan? ne? " Yine aynı ses farklı sorular. Gitmemem gerektiğini biliyorum ama bacaklarım sanki benden aykırı davranıyor. Koşmaya başlıyorum, onu bulmak istiyorum. "Ya ona kötü bir şeyler yaparlarsa?" Aklıma gelen düşünce ile büyük bir korku kapladı içimi, daha hızlı koşmaya başladım. Duraksadım bir an. " O-o da ne?" ağzım bir karış açılmış, karşımda duran o evle bakıştım uzun bir süre. Yok yok ev değil bu, bu başka bir şey. Sanki Şato gibi. Kocaman! Fakat benim burada ne işim var? " Bade! Bade! Bade!" Adımı duyunca arkama döndüm. Karşılaştığım kişi ile donakaldım. Onun burada ne işi vardı? "Anne!" dedim sonunda içime kaçmış sesimle. Ellerini bana doğru uzatıp "Gel kızım, yanıma gel!" dedi. Her şey aklımdan uçup giiti onu görünce, tam anneme bir adım atacakken "Hayır! Hayır! Yapma!" bağırmaktan artık boğazı kısılmış olan kadın kalan son gücüyle savaşıyordu. Bu sesi duyunca tekrar o rarafa dönüp annemi geride bırakarak koşmaya başladım yeniden. Sonunda o Şatoya benzer evin tuhaf, devasa siyah kapısına gelip açıyordum ki "Bamm!" duyduğum silah sesi ile bacaklarım bulunduğum yere çakılı kaldı. "Bade! Bade! Bade!" Annemin sesi yine. Arkamı döndüm, orada değildi. Etrafıma dönmeye başladım." Bade! Bade! Kızım!" Nefes nefese kalktım yataktan. Etrafıma göz gezdirdim. Annem yanımda telaşlı bir şekilde bana bakıyordu. Gözlerimi ovaladım kendime gelmek için sonra anneme baktım. Nefesim yeni düzene girmişti. Hala gördüğüm rüyanın etkisinden çıkamamıştım, konuşamıyordum, sadece onun bir rüya olduğunu idrak etmeye çalışıyordum. "Kızım, iyi misim yavrum?" annemin telaşlı sesi ile ona döndüm, yüzüme zoraki bir tebessüm kondurarak cevapladım "Evet iyiyim anne. Sadece bir rüya gördüm." Yüzüme pek inanmadım der gibi baktı, bir şey demeden arkasını dönüp odadan çıkıyordu."Anne" dedim ve yataktan fırladığım gibi koşup sarıldım ona. Birkaç gündür konuşmuyordu benimle. Ne kadar sorarsam sorayım İtalya ya gitmeme neden izin vermediğini açıklamadı. İlk başta tereddüt etti ama kısa süre sonra sarılmama karşılık verdi. "Hadi Bade hanım Havaalanına geç kalacağız." Sert sesini duyunca bir adım geri adım atıp baktım yüzüne "Hala mı anne? gerçekten mi?" diye sordum, engel olamadığım bir kırgınlıkla çıkmıştı sesim. Sonra bir şey demeden çıktı odadan. "Her şeyini aldın değil mi?" diye soran babama bıkkın bir şekilde bakıp "Evet baba. Daha ne kadar soracaksın?" dedim. Ama o sadece ters ters baktı bana. Annem sinirli onu anlıyorum ama babamı çözemiyorum. Hayır normalde annem ne kadar kızarsa kızsın bana ters davranmayan babam o konuşmamızdasn sonra hiç olmadığı kadar sert davranıyordu bana. Arabaya binip havaalanına doğru yola çıktık. "Gitmene izin vermediğim halde böyle bir maceraya atıldın. Merak ediyorum daha şehir dışına bile çıkmayan sen bilmediğin bir ülkede ne yapacaksın?" diye soran anneme babamdan ayrılıp öfkeli şekilde baktım." Anne asıl sen ne zaman bunun benim en büyük hayalim olduğunu anlayacaksın merak ediyorum. Böyle davranarak beni vazgeçiremeyeceğini, sadece canımı sıkıp beni daha çok kamçıladığını ne zaman farkedeceksin? " diye sordum. Benden böyle bir çıkış beklemeyen annem bir an afalladı." Yahu yeter! Bade geç kalcaksın hadi kızım. Bak dikkat et kendine. İnince hemen arıyorsun tamam mı?" dedi babam. Ben şaşkın şaşkın bakıyordum ilk defa benim yanımda terslemişti annemi. Bakışımdan anladı hemen ama üstüne uğramadı hiç. Beni uğurladıktan sonra gittiler. "Allahım lütfen çok çabaladım bu okula girmek için. Beni yarı yolda bırakma!" diye içimden dua ederek pasaport sırasına girdim. Sorunsuz halledip valizleri geçirdikten sonra anonsu duyup uçağa doğru yürüdüm. Telefonumun sesini duydum, çıkarıp baktım farklı bir numara arıyor. Hey Allahım daha uçağa binmedim diye söylenerek açtım telefonu. "Efendim ... " diye başladım söze ama "Merhaba ben... Hastanesinden arıyorum sizi. İsmail Türkoğlu ve Handan Türkoğlu nun yakınısınız degil mi?" cevap vermek için ağzımı açtım ama sanki sesim çıkmadı. "Hanfendi beni duyuyor musunuz?" diye gelen sesle kendime geldim. "Evet. Evet kızlarıyım.B- bir sorun mu var" elimde olmadan kekeledim. Kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu. Nefesim bana yetmemeye başladı. "Anneniz ve babanız ... yolunun orada trafik kazazına karışmış. Şu anda hastanedeler, ameliyata alındılar. Buraya gelseniz iyi olur. Durumları biraz ağır." Ağzımdan tek bir kelime çıktı "NE!"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE