Kaç saat, hatta kaç gün geçtiğini bilemeden kendimi yatağa hapsetmiştim. Ne kıpırdayacak takatim, ne de yeltenecek hevesi kendimde bulamıyordum. Bir anda mahvolan mutluluğumuz gerçekten çok kısa sürmüştü. Çünkü, ben artık onu affetmeyi bırak, yanına yaklaşmaya bile korkar raddeye gelmiş bulunmaktayım. Ağlamaktan şişen gözlerimi yavaşça araladığımda, pencereden dışarısının da içerisi gibi karanlık olduğunu görüp, akşam olduğunu anladım. Ancak hâlâ cenin pozisyonunda yatmaya devam ediyordum. Artık tüm uzuvlarım acıyor, kıpırdasam kemiklerimden çıtırtı sesleri geliyordu. Az sonra kulağıma dolan sesle olduğum yerden doğrularak sıçradım ve korku dolu bakışlarımı kapıya diktim. Kapının kulpunu birkaç kez çeviren kişi, biraz sonra kapıya iki kez tıklattı. "Arya, canım... Benim canım, Tuana. L

