Erva kapının yanında durmuştu.
Mirza’nın yüzündeki ifadeyi görünce kaşları hafifçe çatıldı.
“Mirza… iyi misin?”
Mirza birkaç saniye cevap vermedi.
Sadece ona baktı.
Kafasının içinde Karan’ın sözleri dönüp duruyordu.
“Senin karın benim babamı öldürdü…”
Mirza derin bir nefes aldı.
“İyiyim.”
Ama sesi normal değildi.
Erva bunu hemen fark etti.
Yavaşça yanına geldi.
“Bir şey olmuş.”
Mirza gözlerini ondan kaçırdı.
“Hayır.”
Erva masasının önünde durdu.
“Mirza…”
Mirza başını kaldırdı.
Erva’nın gözlerinde endişe vardı.
“Bana söyleyebilirsin.”
Mirza birkaç saniye sustu.
Sonra yavaşça sordu:
“Az önce buraya biri geldi.”
Erva merakla baktı.
“Kim?”
Mirza’nın gözleri sertleşti.
“Karan.”
Erva’nın yüzü bir anda değişti.
Sanki rengi solmuştu.
Mirza bunu fark etti.
“Onu tanıyorsun.”
Erva hemen cevap vermedi.
“…”
Mirza’nın sesi daha sert çıktı.
“Erva.”
Erva zorla konuştu.
“Evet… tanıyorum.”
Mirza’nın içindeki huzursuzluk büyüdü.
“Karan bana bir şey söyledi.”
Erva’nın kalbi hızlandı.
“Ne söyledi?”
Mirza birkaç saniye onu izledi.
Sonra yavaşça konuştu:
“Senin… onun babasını öldürdüğünü söyledi.”
O an zaman durmuş gibiydi.
Erva’nın gözleri büyüdü.
Nefesi kesildi.
Mirza onun yüzündeki ifadeyi dikkatle izliyordu.
“Doğru mu?”
Erva’nın dudakları titredi.
“Mirza…”
Mirza bir adım yaklaştı.
“Doğru mu Erva?”
Erva’nın gözleri dolmaya başladı.
Sanki yıllardır sakladığı bir şey bir anda karşısına çıkmıştı.
Mirza’nın sesi daha yumuşak ama ağırdı.
“Bana gerçeği söyle.”
Erva başını eğdi.
Elleri titriyordu.
“Ben…”
Mirza bekliyordu.
Odadaki sessizlik ağırlaşmıştı.
Sonunda Erva çok yavaş konuştu.
“Ben… onu öldürmek istemedim.”
Mirza’nın kalbi sıkıştı.
Erva’nın gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
“Ben sadece kendimi korumaya çalışıyordum.”
Mirza donup kalmıştı.
Erva devam etti.
“Yetimhanede büyüdüğümü biliyorsun…”
Mirza sessizce başını salladı.
Erva’nın sesi titriyordu.
“Okulun müdürü vardı.”
Mirza’nın aklına bir şey geldi.
“Karan’ın babası…”
Erva gözlerini kapattı.
“Evet.”
Bir damla yaş yanağından süzüldü.
“O gece… bana saldırdı.”
Mirza’nın yüzü karardı.
Erva konuşmaya devam etti.
“Ben çok korkmuştum.”
Nefesi kesiliyordu.
“Masada bir şey vardı… onu aldım…”
Gözlerinden yaşlar akıyordu.
“Onu ittim… ve…”
Sesi tamamen kırıldı.
“Öldü.”
Mirza sessizce dinliyordu.
Erva gözlerini kaldırdı.
“Ben bunu isteyerek yapmadım.”
Mirza’nın kalbi parçalanıyordu.
Erva ağlıyordu.
“Ben sadece kaçtım.”
Mirza’nın kafasında her şey birleşiyordu.
Karan’ın nefretinin sebebi…
Erva’nın korkusu…
Hepsi.
Erva fısıldadı:
“Bunu sana söylemekten çok korktum.”
Mirza yavaşça ona yaklaştı.
Erva geri çekilmedi.
Sadece ağlıyordu.
“Benden nefret edeceksin diye düşündüm.”
Mirza birkaç saniye sustu.
Sonra elini uzattı.
Erva’nın yüzünü tuttu.
Erva şaşkınlıkla ona baktı.
Mirza yavaşça konuştu:
“Sen kendini korudun.”
Erva’nın gözleri doldu.
Mirza devam etti.
“Bu cinayet değil.”
Sonra onu kendine çekti.
Erva şaşkınlıkla Mirza’ya sarıldı.
Mirza sıkıca sarıldı.
“Ben buradayım.”
Erva hıçkırarak ağlıyordu.
Mirza onun saçlarını okşadı.
Ama aklının bir köşesinde tek bir düşünce vardı.
Karan bu işin peşini bırakmayacaktı.
İstersen bir sonraki bölümde çok güçlü bir sahne yazabiliriz:
Karan ve Demet yeni bir plan yapabilir
Mirza ve Karan arasında büyük bir yüzleşme olabilir
ya da Erva’nın geçmişinden biri ortaya çıkabilir.Erva hâlâ Mirza’nın kollarındaydı.
Ağlaması yavaş yavaş durmuştu ama hâlâ titriyordu.
Mirza onun saçlarını okşadı.
“Artık korkmana gerek yok.”
Erva başını kaldırdı.
Gözleri kızarmıştı.
“Mirza… gerçekten bana kızmadın mı?”
Mirza derin bir nefes aldı.
“Hayır.”
Sonra ciddi bir sesle devam etti.
“Sen kendini savunmuşsun.”
Erva gözlerini kapattı.
Sanki yıllardır taşıdığı büyük bir yük omuzlarından kalkmıştı.
Mirza yavaşça onun yüzündeki yaşları sildi.
“Bunu bana daha önce söyleyebilirdin.”
Erva başını eğdi.
“Çok korktum.”
Mirza onu tekrar kendine çekti.
“Artık yalnız değilsin.”
O sırada Mirza’nın telefonu çaldı.
Mirza telefonu aldı.
Arayan adamlarından biriydi.
“Ağabey…”
Mirza’nın sesi ciddileşti.
“Ne oldu?”
Adam biraz gergin konuştu.
“Karan boş durmuyor.”
Mirza’nın gözleri sertleşti.
“Ne yapıyor?”
“Demet’le görüşüyor.”
Mirza kaşlarını çattı.
“Nerede?”
“Bir kafede. Uzun zamandır konuşuyorlar.”
Mirza’nın aklında bir şeyler oluşmaya başladı.
“Gözünüz üzerlerinde olsun.”
“Tamam ağabey.”
Telefon kapandı.
Erva merakla baktı.
“Bir şey mi oldu?”
Mirza birkaç saniye düşündü.
Sonra sakin bir sesle söyledi:
“Karan.”
Erva’nın yüzü yine gerildi.
Mirza devam etti.
“Demet’le görüşüyor.”
Erva şaşırdı.
“Demet mi?”
Mirza başını salladı.
“Evet.”
Erva’nın aklına hemen bir şey geldi.
“Bize zarar vermek için mi?”
Mirza’nın yüzü karardı.
“Muhtemelen.”
Erva biraz korktu.
“Mirza…”
Mirza onun elini tuttu.
“Korkma.”
Ama Mirza içten içe biliyordu…
Karan bu sefer daha büyük bir plan yapıyordu.
Aynı anda
Şehrin başka bir yerinde…
Karan bir kafede oturuyordu.
Karşısında Demet vardı.
Demet sinirliydi.
“Ben hâlâ inanamıyorum.”
Karan sigarasını söndürdü.
“Neye?”
Demet dişlerini sıktı.
“Mirza’nın o kızla evlenmesine.”
Karan hafifçe güldü.
“Sen hâlâ onu seviyorsun.”
Demet hemen cevap verdi.
“Hayır.”
Ama sesi pek inandırıcı değildi.
Karan eğildi.
“Yalan söyleme.”
Demet gözlerini kaçırdı.
Karan yavaşça konuştu.
“Mirza’yı ondan ayırmak ister misin?”
Demet hemen başını kaldırdı.
“Nasıl?”
Karan’ın gözlerinde karanlık bir ifade vardı.
“Çünkü Erva’nın geçmişini herkes öğrenirse…”
Biraz durdu.
“…Mirza’nın hayatı da mahvolur.”
Demet merakla sordu.
“Ne demek istiyorsun?”
Karan yavaşça gülümsedi.
“Erva’nın bir katil olduğunu herkes öğrenecek.”
Demet’in gözleri büyüdü.
“Ne?”
Karan sakin bir şekilde devam etti.
“O zaman bakalım Mirza onu hâlâ sevecek mi.”
Demet birkaç saniye düşündü.
Sonra yavaşça gülümsedi.
“Planın ne?”
Karan sandalyesine yaslandı.
“Sabret.”
Sonra soğuk bir sesle ekledi:
“Yakında büyük bir oyun başlayacak.”
İstersen bir sonraki bölümde hikayeyi çok daha heyecanlı bir noktaya götürebiliriz:
Demet gizlice Erva’nın geçmişini basına sızdırabilir
Karan Erva’yı tekrar kaçırabilir
Mirza ve Karan ilk kez silahların konuştuğu büyük bir yüzleşme yaşayabilir.Kafede konuşma bittikten sonra Karan ve Demet ayağa kalktı.
Demet hâlâ düşünceliydi.
“Gerçekten işe yarayacak mı?”
Karan cekedini düzeltti.
“Merak etme.”
Sonra soğuk bir gülümsemeyle ekledi:
“İnsanların en büyük zayıflığı geçmişleridir.”
Demet kaşlarını çattı.
“Ne yapacağız?”
Karan eğilip yavaşça söyledi:
“Erva’nın geçmişini ortaya çıkaracağız.”
Demet’in gözleri parladı.
“Yani herkes onun bir katil olduğunu öğrenecek.”
Karan başını salladı.
“Evet.”
Sonra sert bir sesle devam etti:
“O zaman bakalım Mirza onu hâlâ yanında tutacak mı.”
Demet sinsi bir şekilde gülümsedi.
“Bu güzel olacak.”
Aynı akşam
Mirza ve Erva eve dönmüştü.
Ev sessizdi.
Erva mutfakta iki bardak çay hazırladı.
Mirza balkonda duruyordu.
Şehre bakıyordu.
Erva yanına geldi.
“Çay getirdim.”
Mirza ona baktı.
“Teşekkür ederim.”
Bir süre sessizce çay içtiler.
Erva yavaşça konuştu.
“Bugün söylediklerimden sonra… bana bakışın değişmedi.”
Mirza hemen cevap verdi.
“Değişmeyecek.”
Erva hafifçe gülümsedi.
“Gerçekten mi?”
Mirza elini uzattı ve onun elini tuttu.
“Sen benim karımsın.”
Sonra ekledi:
“Ve seni seviyorum.”
Erva’nın gözleri doldu.
Mirza onu kendine çekti.
Erva başını Mirza’nın omzuna yasladı.
O an ikisi de huzurluydu.
Ama bu huzur çok uzun sürmeyecekti.
Ertesi gün
Mirza ve Erva şirketteydi.
Erva yeni bir toplantıdan çıkmıştı.
Telefonu çaldı.
Bilinmeyen bir numaraydı.
“Merhaba?”
Karşıdan bir kadın sesi geldi.
“Erva hanım… sizi rahatsız ettiğim için özür dilerim.”
Erva şaşırdı.
“Buyurun?”
Kadın devam etti.
“Ben bir gazeteciyim.”
Erva’nın kaşları çatıldı.
“Gazeteci mi?”
Kadın biraz durdu.
“Size birkaç soru sormam gerekiyor.”
Erva meraklandı.
“Ne hakkında?”
Kadın yavaşça söyledi:
“Yıllar önce bir okul müdürünün ölümü hakkında.”
Erva’nın kalbi bir anda hızlandı.
Telefonu tutan eli titredi.
Kadın devam etti.
“Bu olayda sizin adınız geçiyor.”
Erva donup kalmıştı.
“Ben…”
Kadın sözünü tamamladı:
“Gerçekten o adamı öldürdünüz mü?”
Erva’nın nefesi kesildi.
Tam o sırada Mirza odadan çıktı.
Erva’nın yüzünü görünce hemen yanına geldi.
“Ne oldu?”
Erva telefonu yavaşça indirdi.
“Mirza…”
Sesi titriyordu.
“Bir gazeteci… geçmişimi biliyor.”
Mirza’nın yüzü bir anda karardı.
O anda aklına tek bir isim geldi.
Karan.
Aynı anda
Karan arabasında oturuyordu.
Telefonuna gelen bir mesaja baktı.
Mesaj kısa ve netti:
“Haber hazır. Yarın yayınlanacak.”
Karan gülümsedi.
“Başlıyoruz.” Mirza mesajı duyar duymaz Erva’nın elindeki telefonu aldı.
“Kimdi?”
Erva’nın yüzü bembeyaz olmuştu.
“Bir gazeteci… geçmişimi biliyor.”
Mirza’nın çenesi sertleşti.
“Ne sordu?”
Erva gözlerini kaçırdı.
“Okul müdürünün ölümünü…”
Mirza derin bir nefes aldı.
Aklında tek bir isim vardı.
“Karan…”
Erva endişeyle baktı.
“Ne yapacağız?”
Mirza hemen telefonunu çıkardı ve adamlarından birini aradı.
“Evet ağabey.”
Mirza’nın sesi sertti.
“Şehirdeki bütün gazeteleri kontrol edin.”
“Tamam ağabey.”
“Bir haber çıkmadan önce bana bildirin.”
“Anlaşıldı.”
Telefon kapandı.
Erva hâlâ gergindi.
“Mirza… herkes öğrenirse ne olacak?”
Mirza onun yanına geldi.
“Hiçbir şey olmayacak.”
Ama gözleri sertleşmişti.
“Buna izin vermeyeceğim.”
O gece
Mirza ve Erva eve döndüler.
Ama ikisinin de aklı başka yerdeydi.
Erva salonda oturuyordu.
Ellerini birbirine kenetlemişti.
Mirza yanına geldi.
“Hey.”
Erva başını kaldırdı.
“Ben korkuyorum.”
Mirza hemen onun yanına oturdu.
“Bana bak.”
Erva gözlerini kaldırdı.
Mirza yavaşça konuştu.
“Kim ne derse desin… sen yalnız değilsin.”
Erva’nın gözleri doldu.
“Ya insanlar…”
Mirza sözünü kesti.
“İnsanlar konuşur.”
Sonra elini tuttu.
“Ama ben senin yanındayım.”
Erva başını Mirza’nın omzuna yasladı.
Mirza onun saçlarını okşadı.
Ama içten içe öfke büyüyordu.
Ertesi sabah
Sabah erken saatlerde Mirza’nın telefonu çaldı.
Arayan yine adamlarından biriydi.
“Ağabey.”
Mirza hemen konuştu.
“Söyle.”
Adamın sesi gergindi.
“Bir internet sitesinde haber çıkmış.”
Mirza’nın yüzü karardı.
“Ne yazıyor?”
Adam yavaşça söyledi.
“Ünlü iş adamı Mirza Koroğlu’nun eşi… yıllar önce bir cinayete karıştı.”
Mirza yumruğunu sıktı.
“Lanet olsun.”
Erva yataktan kalkmıştı.
Mirza’nın konuşmasını duymuştu.
“Mirza…”
Mirza telefonu kapattı.
Erva’nın yüzü korkuyla doluydu.
“Yayınladılar mı?”
Mirza birkaç saniye sustu.
Sonra başını salladı.
“Evet.”
Erva’nın gözleri doldu.
Tam o sırada Mirza’nın telefonu tekrar çaldı.
Bu sefer bilinmeyen bir numara.
Mirza açtı.
Karşıdan tanıdık bir ses geldi.
“Kahvaltı haberlerini izledin mi Mirza?”
Mirza’nın gözleri karardı.
“Karan…”
Karan hafifçe güldü.
“Demek gördün.”
Mirza dişlerini sıktı.
“Bu yaptığın şeyin hesabını vereceksin.”
Karan sakince konuştu.
“Ben sadece gerçeği söyledim.”
Mirza öfkeyle cevap verdi.
“Erva kendini savundu.”
Karan’ın sesi soğudu.
“Benim babam öldü Mirza.”
Sonra ekledi:
“Şimdi herkes senin bir katille evli olduğunu biliyor.”
Mirza’nın sabrı tükenmişti.
“Karan…”
Sesi çok tehlikeliydi.
“Bu savaş şimdi başladı.”
Karan gülümsedi.
“Geç kaldın Mirza.”
Sonra fısıldadı:
“Bu daha başlangıç.”
Telefon kapandı.
Mirza birkaç saniye telefona baktı.
Erva yavaşça sordu.
“Ne dedi?”
Mirza telefonu masaya bıraktı.
Gözleri karanlıktı.
“Karan…”
Sonra Erva’ya baktı.
“Bize savaş açtı.”
Evde ağır bir sessizlik oluştu.
Ama Mirza’nın aklında tek bir düşünce vardı.
Bu savaş bitene kadar durmayacaktı.