28-Aslan Ağa aşçı olursa.

2945 Kelimeler

Birkaç saniye sonra iri yapılı, alnı güneşten yanmış, gözleri ışıl ışıl parlayan genç bir adam içeri girdi. Üzerindeki lacivert gömlek omuzlarına tam oturmuştu. Gülümseyerek avludan salona girdiğinde kalbim yerinden fırlayacak gibiydi. Tufan. Ablamın oğlu… “Tufan!” dedim, neşeyle ellerimi havaya kaldırarak. “Tufan, oğlum!” Erdal, gülerek ayağa kalktı. “Ulan hoş geldin delikanlı!” Tufan koşar adımlarla içeri girdi, önce bana sarıldı. Kollarının gücü hâlâ yerindeydi. Burnumun ucuna kadar gelen bozkır kokusunu duydum. Hiç değişmemişti. Gözlerim doldu ama belli etmedim. “Enişteciğim,” dedi Erdal’a dönerek. “Ellerinizi öpeyim.” Erdal Ağa, onun boynuna sarıldı. “Sen ne zaman geldin be Tufan? Bu ne sürpriz böyle?” “Sabah indim uçağa,” dedi Tufan. “Ankara’ya indim önce daha sonra arabayla

Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE