Odamdan aşağı inerken boğazımda kocaman bir düğüm vardı. Aslan gideli henüz birkaç saat olmuştu ama ev, üstüme üstüme gelen sessizliğiyle içimi daraltıyordu. Merdivenlerden inerken salonun loş ışığına gözüm alıştı. Mutfağın kapısı açıktı, içerden tabak çanak sesleri geliyordu. Adımlarımı hızlandırıp kapının eşiğine geldiğimde Melis’le Gaye’yi tezgâh başında gördüm. İkisi de ellerinde bezlerle tabakları siliyorlardı. “Kolay gelsin,” dedim sesimi olabildiğince yumuşak tutmaya çalışarak. Melis hemen başını kaldırdı. “Hoş geldiniz Zeynep Hanım,” dedi gülümseyerek. “Çok güzel görünüyorsunuz bu sabah.” Gülümsedim, teşekkür ettim. “Teşekkür ederim Melis. Nasılsın? Nerelerdesin bu aralar, seni pek göremedim?” Melis biraz mahçup oldu. “Annemin bazı işleri çıktı. Birkaç günlüğüne yanına gittim,

