ONA AŞIK OLAMAM

1423 Kelimeler
''Ona Aşık Olamam Chester..'' diye bağırdı Shelby. ''Neden olamayacağımı biliyorsun.'' Sessiz bir şekilde gözyaşları yanaklarından akarken Shelby fısıldayarak konuşmaya devam etti., ''Bana her dokunduğunda o gün aklıma gelecek..Ya da beni her öptüğünde..'' Bakışları sertleşirken yanağında ki ıslaklığı eliyle sildi. ''Hayır buna izin veremem..Katlanamam Chester.O kabusu her gün tekrar yaşamaktansa ölmeyi tercih ederim.'' Chester arkadaşının haline üzülürken bu söylediğinin yakın zamanda gerçekleşeceğini hissediyordu.Kalbi bu düşüncelerinden dolayı yeterince kırgınken her geçen gün Shelby'den uzaklaştığını da hissediyordu.  Ya da genç kız kendisinden uzaklaşıyordu. Konuşma burada biterken Chester yerinden kalktı ve gitmek için izin istedi.Uzun süre aksattığı işlerini düzene koyması gerekiyordu. Shelby bir kaç dakika sonra biraz daha sakinleştiğinde bu konuya nasıl geldiklerini düşünmeye başladı.  İşe başladığından beri neredeyse bir ay olacaktı. Victor'u iki haftadır görmüyordu, Victım şehir dışından dönmüştü ve planını uygulamaya devam edebilirdi. Güzel bir öğleden sonraydı ve kendisine izin verilmişti.Eve geldiği zaman Chester'i kendisini beklerken bulmuştu.  Çay içip muhabbet ederlerken konu birden Victor'a gelmişti. O evde zaman geçirmeye devam ettikçe Victor'la aralarında bir yakınlık olmasının kaçınılmaz olacağını söylemişti Chester. Shelby bunu katiyen reddetse de bir gün Chester'in söylediklerinin gerçekleşme ihtimalini düşünmesi bile sinirden çıldırmasına yetmişti. Sonrasında ise bağırarak Victor'a neden aşık olamayacağını haykırmıştı.  ''Düşünmemem lazım '' diye mırıldandı.  Haftalar sonra tekrar yağmur yağmaya başladığında Shelby cama çarpan su damlalarına bakarak huzursuzca yerinde kıpırdadı.Yağmuru gerçekten sevmiyordu. Soğuk hissetmesine sebep oluyordu.  Ellerini elbisesinin üzerinden bedenine dolarken şöminenin yandığı odada dahi üşüdüğünü hissetti.  Victor'ın iki hafta boyunca etrafta görünmeyişi rahatlamasını sağlasa da bir süre sonra merak eder hale gelmişti.Neden merak ettiğini bilmiyordu büyük ihtimal çocukların amcalarıyla geçirdikleri vakitten mahrum kalacaklarını düşündüğü için kafaya takmıştı. Tabi ki bu saçma bir bahaneydi.Kendine dahi itiraf edemese de evin her yerinde karşısına çıkan yeşil gözlü o adamı arar hale gelmişti. Uzun zaman sonra birinin kendisine bu şekilde davranmasına alışmaya başlamıştı ve bundan korkar hale gelmişti. Chester'a olan bütün bağırışları bu yüzdendi. Daha fazla düşünmek istemediği bu şeylerden sıyrılarak yerinden kalktı ve yatak odasına gitmek üzere odadan çıktı. &&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&& Shelby çocukların kitap okuma saatini bitirdikten sonra koridorda yürüyerek mutfağa doğru yöneldi. Ilık bir bardak bitki çayı alacaktı. Mutfağa vardığı zaman muhabbet etmekte olan aşçı ve yardımcısına gülümsedikten sonra raftan bir bardak alarak sıcak suya yöneldi. ''Lordun en sevdiği tatlıyı yapmayı unutma, biliyorsun her geldiğinde ondan yemek istiyor.'' Shelby bardağına sıcak suyu doldururken istemeden de olsa kulak misafiri olarak dinlemeye başladı. Belki Victım ve Charlotte hakkında bir şeyler öğrenebilirdi.Sonuçta buralarda konuşulanlar her zaman gerçek dedikoduyu içerirdi. ''Çikolatalı frambuazlı pasta hazır bayan Sally merak etmeyin.'' ''En sevdiğim '' diye araya girdi bir anda Shelby.Düşündüğü sözler farketmeden dudaklarından fırlamış ve mutfaktakilerin kendisine dönmesini sağlamıştı. Sally gülümseyerek Shelby'e baktıktan sonra ''demek sende bu pastayı seviyorsun tatlım '' diye cevap verdi. ''Evet bayan Sally. En sevdiğim pastadır kendisi.'' ''Ne kadar garip !'' ''Garip olan ne '' Shelby şaşırarak bardağını dudaklarına götürdü. '' Lord Victor, bu pastanın dışında tatlı olarak bir şey yemez. Yarın geldiğinde ilk soracağı şey bu olacaktır. '' Shelby duyduğu isimle bardağını elinden düşürürken heyecan ve utanç içerisinde Sally'e bakarak; ''Çok özür dilerim bayan Sally '' diye bağırdı.''Nasıl düştü anlamadım..'' Sally, yerde ki kırıkları toplamaya çalışan kızı kolundan tutarak cam parçalarından uzaklaştırdı. ''Tatlım lütfen bunu dert etme, Carry şimdi temizler burayı. '' Shelby utanç içinde mutfaktan çıkarken hala o bardağı neden yere düşürdüğünü anlamaya çalışıyordu. Çok sıcak olduğundan dolayı elinden kaymış olmalıydı.  Eşyalarını alarak eve gitmek üzere ana koridorda hızla ilerledi. Bugünlük burada işi bitmişti. Yarım saat sonra evine vardığında odasına çıkarak kapıyı kapattı ve kendisi için hazırlanmış olan sıcak suya girmek üzere kıyafetlerinden kurtuldu.  Bütün vücudu aniden rahatlarken Shelby bir kaç saniyeliğine de olsa gözlerini kapatarak hiç bir şey hissetmemeyi diledi.Daha sonra su soğumaya başladığında hızla yıkanarak sudan çıktı ve havlusuna sarılarak dolabının kapaklarını açtı. Geceliğini üzerine geçirdikten sonra saçlarını dahi kurutmadan yatağına gitti. Shelby ertesi sabah gözlerini açtığında güneş etrafı çoktan aydınlatmaya başlamıştı. Yerinden kalkarak banyoya ilerledi, yüzünü iyice yıkadıktan sonra dolabının karşısına geçerek ne giyeceğini düşünmeye başladı. Siyah bir elbise giyinmesi gerekiyordu ..Peki neden kıyafet dolabının karşısında durmuş ne giyeceğini düşünüyordu. Huzursuzsa dışarıda ki güneşe baktı.Hava bu kadar güzelken siyah bir elbise giymeyi güneşe hakaret olarak algılıyordu.Eli renk renk kıyafetlerin üzerinde gezindikten sonra koyu yeşil uzun kollu bir elbiseyi askısından çıkararak üzerine tuttu.  Evet karar vermişti bu elbiseyi giyecekti. Bir kaç dakika sonra elbiseyi üzerine geçirdiğinde başına takmayı düşündüğü dantelli boneyi bulamayarak sıkıntıyla etrafına bakındı. Bu şekilde işe gitmek istemiyordu.Saçları bir çok insanın dikkatini çekecek derecede güzeldi.Yani Chester böyle söylüyordu.  Daha fazla gecikemeyeceğini farkederek kapıya yöneldi.Bugünlük bone takmasa da olurdu. Bir saat sonunda çoktan Black arazisine girmiş ve kütüphaneden okuyacağı kitabı seçmişti. Çocukları bularak karşısına oturttu ve okuyacağı kitabın adını söyledikten sonra biraz onlarla muhabbet etti. Amacı anne babaları hakkında biraz bilgi almak olsa da küçük çocukların kendisine söyleyebileceği önemli bir şey yoktu. Kitap okumaya başladığında saatin nasıl geçtiğini farketmeyerek başını kaldırdı ve pencereden dışarı baktı. Hava yavaştan kararmaya başlamıştı.Kızıl bir renk gökyüzünü aydınlatırken Shleby ayağa kalktı ve Thomas ile Elsa'ya dönerek ''bugün için bu kadar yeter '' dedi.  Çocuklar mutlulukla kapıdan çıkıp oyun oynamak için etrafa dağılırken Shelby'de kitabı kütüphaneye bırakıp evine gitmeye karar verdi. Kitap okumaktan gözleri yorulmuştu. Dalgın bir şekilde merdivenleri inerken etrafın ne kadar da sessiz göründüğünü düşündü.Mutfaktakilerin söylediğine göre bugün Lord Victor iki haftadan sonra tekrar buraya gelecekti ve bunun için yapılan hazırlıklar olmalıydı.Fakat etrafta kimse görünmüyordu. Kütüphaneye vardığında sadece şömine ateşinin aydınlattığı odada hızla ilerleyerek rafların yanına vardı. Tam kitabı koyacağı sırada " seni burada göreceğimi biliyordum " diyen Victor'ın sesiyle karşılaşark hızla arkasını döndü. Elinde ki kitap ise bir kaç kitapla birlikte çoktan yere düşmüştü. "Korkuttunuz beni , burada karanlıkta oturarak neyi amaçlıyorsunuz " diyerek neredeyse bağırırcasına eğilerek kitapları yerden aldı.  Victor'un sesini duyduğu zaman bir rahatlama duygusu hissetmişti.Sonuçta burada karanlıkta oturan Victım'da olabilirdi Shelby'e göre. ''Seni bekliyordum '' diye cevap verdi Victor. ''Genellikle bu saatlerde aldığın kitapları yerine koymak için buraya geliyorsun.'' ''Siz..siz beni mi bekliyordunuz.! Hangi amaçla ?'' Victor yerinden kalkarak elinde tuttuğu bardağı yanında bulunan sehpaya koydu.  ''İki haftadır yoktum Shelby '' diyerek yavaş adımlarla genç kıza doğru yürümeye başladı.  '' Olmamama rağmen aklım hep buradaydı..'' ''Yeğenlerinizi düşünüyordunuz galiba '' Shelby gülme isteğini bastırarak Victor'a baktı. Gerçekten de tahmin ettiği şeyi söylemesine izin vereceğini sanmıyordu değil mi . ''Hayır, seni düşünüyordum Shelby '' diye cevap verdi Victor.Bir kaç adım sonra genç kızın yanındaydı.  Shelby küçük bir kahkaha attıktan sonra ''Tanrım, neden beni düşünesiniz ki saçmalamayın lütfen '' diyerek Victor'un söyleyeceklerinin önüne bir engel koymaya çalıştı.  ''Sence neden..'' Şimdi dip dibelerdi ve Shelby huzursuz hissetmeye başlamıştı. Hafif bir içki kokusu alırken Victor'un gözlerine bakarak ''bilmiyorum '' diye kekeledi. ''Senden hoşlanıyor olabilme ihtimalini hiç mi düşünmüyorsun Shelby ? '' Shelby bunu düşünüyor muydu.Evet düşünmüştü fakat gerçekleşme ihtimali üzerinde çok da durmamıştı.Tanrım hayır diye düşündü. Dikkatimin dağılmaması gerekiyor.  ''Hayır..siz sarhoşsunuz, o yüzden böyle şeyler söylüyorsunuz. Sabah uyandığınız zaman hatırlamayacağınız şeyler için konuşmaya gerek yok değil mi '' ''Sarhoş değilim..ya da belki de öyleyimdir ama bu eğer bir şey olacaksa bunu hatırlamayacağım anlamına gelmez.'' Victor ellerini genç kızın iki yanına koyarak ağırlığını kütüphane raflarına verdi. Shelby'nin kaçmasını tamamen engellemişti bu hareketle. Shelby kaşının birini kaldırırken akıllıca Victor diye düşündü. Ama kendisinin bunlardan etkileneceğini düşünüyorsa yanılıyordu.  ''Emin olun hiç bir şey olmayacak Lord Victor '' dedi ve Victor'un vereceği cevabı bekledi. Victor başını yavaşça eğerken Shelby bir an için Lordun kendisini öpeceğini düşündü fakat hayır yanılmıştı.Zaten öpmesini de istemiyordu değil mi. Tanrım hayır Victor saçını mı kokluyordu.Amacının ne olduğunu anlayamazken Victor'ın sesiyle olduğu yerde kalakaldı.Nefes bile almadığını ne zaman fark edecekti acaba. ''Saçlarını saklamamışsın bugün '' Ne zaman saklamıştı ki. Tamam saklıyor olabilirdi fakat bu evdekilerin dikkatini daha fazla çekmemek içindi.  ''Sevdim bu halini'' diye mırıldandı Victor. ''Ayrıca bu renk sana gerçekten yakışıyor.'' Shelby cevap vermeyi inatla reddederken Victor'ın devam etmesi ile dudağını hafifçe ısırdı. ''Koyu yeşil..''  Gülümsüyor muydu şimdi.Evet Shelby yanlış görmüyordu Victor gülümsüyordu. ''Neden bu renk bana bu kadar tanıdık geliyor Shelby '' diyerek genç kızın kulağına fısıldadı.  Tamam bu kadarı yeterli diye düşündü Shelby.Bir an önce bu konuşmayı bitirmeliydi.  Genç kızın konuşmasına fırsat vermeden ''Benim gözlerimle aynı renkte olduğunu bir tek ben düşünmüyorum değil mi '' diye devam etti.  ''Tamamen tesadüf Lordum sizinle bir ilgisi yok.'' ''Ne tesadüf ki her gün siyah elbise giyen sen benim buraya döneceğim gün aniden bu renkte bir elbise giymeye karar veriyorsun.Sence de fazla şüpheli değil mi.'' ''Size göre öyle sanırım..'' '' Ya da kendini bana farkettirmeye çalışıyorsun.'' ''Ne münasebet.Asla !'' ''İçimden bir ses senin de beni merak ettiğini söylüyor tatlı Shelby.'' ''Tanrım keser misiniz şunu.Gerçekten ileri gitmeye başladınız.'' ''Peki daha da ileri gitmek istesem..'' Sessizlik...  İkisi de konuşmuyordu. Şuan Shelby hayır demesi gerektiğinin farkındayken bir el boğazını sıkıyormuş gibi konuşamıyordu.  Hayır  demeye çalıştı.Hatta bunu söylediğini de sanıyordu.Ta ki dudaklarında hissettiği baskı sonucu Victor'un kendisini öptüğünü anlayana dek. 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE