Barın'ın attığı fotoğrafa 100. kez bakıp gülümserken Göktuğ'un yanağımdan öpmesiyle kafamı kaldırdım. "Kaldır artık kızım kafanı telefondan."
Telefonu kilitleyip cebime attığımda Gazel yanıma gelip elime iki tane içki tutuşturdu. "Hadi kafaları çekiyoruz bugün." Haline gülüp içkilerden birini kafama diktim.
"Çektim!" Göktuğ'un bağırıp telefonu bana doğru tutmasıyla güldüm. "Bana atsana instagrama atarım." Aslı beni dürttüğünde ona döndüm. "Az önce çektiğimiz fotoğrafı da atarsan beni etiketle olur mu?" Kafamı sallayıp onu onayladım.
İkisini de story atıp Barın'la konuşma penceremize girdiğimde üstten Barın'ın i********: hesabıma mesaj attığını görmemle ayağa fırladım.
"Hikayeme cevap verdi! Hikayeme cevap verdi!" Çığlığımla arkadaşlarım kahkaha atarken ben zıplamakla meşguldüm.
Okuldan çıktıktan sonra evime geçmiş, Göktuğ ve sınıftan anlaştığım birkaç kızı akşama davet etmiştim. Projelerimiz tamamlanmış sayılırdı ve finallere çalışmaya başlamadan önce kafaları bir güzel çekeriz diye düşünmüştüm.
Onlar da beni kırmayıp gelmişlerdi tabii. Göktuğ, Gazel ve Aslı çoktan kafayı bulmuşken ben biraz daha az içtiğimden henüz tam gitmemişti kafam.
Barın'ın kendi hesabıma mesaj attığını görene kadar tabii! Kızlar daha önce yine birlikte içtiğimiz bir akşam Barın'a aşık olduğumu öğrenmişlerdi zaten. O yüzden böyle rahat davranıyordum.
barinnacar: vay
barinnacar: parti mi var?
"Ne yazmış, ne yazmış?" Aslı'nın üzerime uçarak sorduğu soruya telefonu sallayarak karşılık verdim. "Bensiz parti mi yapılır demiş." Ya da ona benzer bir şeyler işte.
"Onu da çağırsana." Göktuğ'un önerisine gözlerimi pörtlettim. "Saçmalama!"
"Niye ki?" Muzip bir sesle sorduğu soruya gözlerimi devirdim. "Aranızda tek erkek kaldım sıkılıyorum hem." Son söylediklerini kafamda tartınca haklı olduğuna karar verdim. Ya da haklı bulmak istedim.
gecedenbiri: finaller başlamadan biraz kafa dağıtalım dedik
gecedenbiri: sınıftan iki kız ve göktuğ var
gecedenbiri: gelmek istersen sen de gel
gecedenbiri: kafan dağılır
gecedenbiri: göktuğ da tek kaldım hemen gelsin diyo :D
"Söyledim." diye mırıldandım gerginlikle içkimi fondip yaparken. "Lütfen gelsin. Lütfen gelsin. Lütfen gelsin." Kendi kendime fısıldamamla üçü de kahkaha atarken onlara ters ters baktım. "Susar mısınız, evrene mesaj gönderiyorum şu an." Bu cümlemle daha da çok yarılırlarken kendime bir bardak daha içki doldurdum.
barinnacar: uğrayayım
barinnacar: konum gönder
"Yes!" diye bağırıp içkiyi yeniden kafama diktim. "Az yavaş git kızım kafayı bulacaksın şimdi." Omuz silkip whatsappa girdim.
Bilinmeyen Numara: Ne yapıyorsun canımın canı?
Barın Acar: Bir arkadaşın yanına geçeceğim şimdi
Bilinmeyen Numara: Hmm
Bilinmeyen Numara: Kimmiş o arkadaş?
Barın Acar: Sanane?
Barın Acar: Ne zamandan beri hesap veriyorum, hayırdır?
Bilinmeyen Numara: Haklısın
Görüldü, 23.21.
Burukça gülümseyerek içkiyi tekrardan kafama diktiğimde ayağa fırladım. "Hep oturacak mıyız böyle?" Orta sehpanın üstünde duran kumandayı alıp televizyonu açtım ve direkt spotify'a bağladım.
"Ne açayım?"
"Acıklı bir şey açma nolur!" Aslı'nın isyanıyla omuz silkip Hymn For The Weekend'i açıp yerimde sallanmaya başladım. "Göktuğ nerede?" Gazel bir elimde kadehle ayakta sallanan halime bakıp gözlerini devirdi. "Barın geldi sanırım. Onu karşılıyor." Yerimde sallanmaya devam ederken salona Barın'ın gelmesiyle kendimi hızla koltuğa bıraktım. Halime güldü tabii sağolsun!
"Devam et çekinme." Sırıtarak kurduğu cümleye gözlerimi devirdim. "Hoşgeldin." Üstündeki benim aldığım ceketi çıkarıp kenara özenle koyduğunda gülümsedim. Ortadaki bardaklardan birini alıp içtiğinde Göktuğ şarkıyı değiştirdi.
***
"Biz artık gitsek iyi olacak." Aslı'nın sesiyle yerimde durup onlara baktım. Çoktan ayaklanmışlardı bile. "Kalsaydınız ya."
"Yok ya. Bir duş falan alıp öyle geçerim okula." Dudaklarımı büzüp dans etmeye devam ederken hepsi salondan çıktı. Ben kendi kendime dans etmeye devam ederken arkamı dönünce kapının pervazına yaslanıp beni izleyen Barın'ı görünce ağzımdan küçük bir çığlık kaçtı.
"Sen gitmedin mi daha?" Kaşlarını kaldırıp yanıma adımladı. "Göktuğ kızları bırakacak, ben de senin düzgünce yattığından emin olmak istedim." Dudaklarımı büzüp elini tuttum ve onu kendime çektim. "Gel dans edelim."
"Peki..." kararsızlıkla doluydu sesi. "Ama sonra yatacaksın tamam mı?" Odayı dolduran Lewis Capaldi'nin sesiyle başımı omzuna yaslayıp kollarımı boynuna sardım ve kafamı salladım.
Bir yandan da şarkıya eşlik ediyordum.
"I'm going under and this time I fear there's no one to save me"
Ben gidiyorum ve bu sefer beni kurtaracak kimse olmadığından korkuyorum
Kollarını belime dolamasıyla huzurla dolmuştum resmen. Burnumun direğinin sızladığını hissettim.
"This all or nothing really got a way of driving me crazy"
Bu ya hep ya hiç beni gerçekten delirtmenin bir yoluna sahip
"I need somebody to heal"
İyileşmesi için birine ihtiyacım var
"Somebody to know"
Bilen biri
"Somebody to have"
Sahip olacak biri
"Somebody to hold"
Tutulacak biri
"It's easy to say but it's never the same"
Söylemesi kolay ama asla aynı değil
"I guess I kinda liked the way you numbed all the pain"
Sanırım bütün acıyı uyuşturma şeklini beğendim
"Now the day bleeds, into nightfall, but you're not here"
Şimdi gün kanıyor, akşam vakti, ve sen burada değilsin
Sonunda kafamı kaldırıp yüzüne baktığımda o da bana baktı. Ve bir anda şarkının sustuğunu hissettim. Hiçbir şey duyamaz oldum.
Normalde sınıfta karşılaştıkça birkaç cümle konuştuğum adama ilk kez bu kadar yakındım ve kalbim deli gibi atıyordu. Elimde olmadan parmaklarımı yeni çıkmaya başlayan sakallarına attığımda bana doğru eğildiğini fark ettim.
Bundan pişman olacaktım. Bunun bu şekilde yaşanmasını istemiyordum.
Kendime engel olamadım.
Bana doğru eğilen dudaklarını ona doğru yükselerek yarı yolda karşıladım ve dudaklarımı dudaklarına bastırdım. Yaklaşık bir dakika boyunca dudaklarımızı hareket ettirmeden öylece bekledikten sonra ilk geri çekilen ben oldum ve bir adım geri attım. Ama bana fırsat tanımadan o da üstüme bir adım geldi ve beni belimden tutup yükselterek dudaklarını dudaklarıma tekrar bastırdı.
Kesinlikle biraz önce yaşanan gibi değildi. Beni benden alıp kendine katmak ister gibi öpüyordu ve işin kötüsü ben yapacağı her şeye razıydım.
Pasif kalmamak için kollarımı boynuna doladım ve kendimi ona bastırdım. Aynı anda inlemesiyle kanım fokurdamaya başladı ve bir anda beni kaldırarak kucağına aldı, odanın içinde yürüyerek üçlü koltuğun üstüne oturttu ikimizi birden.
Nerede olduğumuz, ne yaptığımız umrumda bile değildi. Önemli olan tek şey ona daha yakın olabilmemdi.
Çalan telefonunu duyana kadar.
Telefonunun sesiyle birbirimizden güçlükle ayrıldığımızda Barın sehpadaki telefonuna uzandı. Bense nefesimi düzenlemeye çalışıyordum. Özellikle bakmadığım halde telefonun ekranında gördüğüm isimle gerilmiştim. Gamze arıyordu.
Bakışları anında bana kayınca kucağından hızla kalktım. "Gece..." elimi kaldırıp susmasını işaret ettim. Az önce yaptığım hatanın utancı yüzüme yeni vuruyordu. Yüzüne bakamıyordum. "Gitsen iyi olur." Ayağa kalkıp elini çeneme koyarak beni yüzüne bakmaya zorladı. Tekrar kısa ve hızlı bir şekilde öpüp benden ayrıldığında kaşlarımı çattım. "Özür dilerim." diye mırıldandı.
Ve salondan çıktı.