Benim için zaman durmuş gibiydi. Tüm o sesler, gece boyunca yaşananlar, baskınlar ve kurtuluşlar... Hepsi gözümün önünden kayıp giderken birkaç metre ötemde duran adamla göz gözeydim. Ona sormak istediğim çok soru varken dilim zihnimle amansız bir savaşa girmiş hatta kazanmak üzereydi. Birileri konuşurken benim ağzımı bıçak açmıyordu. Ne dediklerini de anlamıyordum; sadece uğultular, nefes sesleri ve bana şimdi tuhaf gelen o değişik tınılar. "Nora, bu adam..." Kolumdaki dokunuşa karşılık başımı çevirmemiştim. İnatla karşıya doğru bakmayı sürdürüyordum. Onaylamama gerek yoktu çünkü gerçeklik tamamen önümüzdeydi. Eyda ve Alp de onu tanıyorlardı. "Bars'ın şoförü değil mi?" Alp'in sorusu karşısında yutkundum. Cevabını biliyordu, hepimiz biliyorduk. Teşekkür edenlere karşılık adamın tepkisi

