Villanın içi oldukça genişti. Bizi karşılayan antrede hemen hemen kimse yoktu çünkü çoğu salondaki meydana geçiş yapmışlardı. Şimdiden üzeri dolmuş birkaç büyük koltuk, sunumlu atıştırmalıklar ve çeşitli içeceklerle dolmuş uzun masalar, en köşedeyse içi bomboş duran bir şömine vardı. Sadece o bu eve ait gibi görünüyordu. Yaz aylarında şöminenin önüne bir kapak örtülür yahut açık bırakılsa da temizlenerek dekor olarak gösterilmeye devam edilirdi. Bu ise yalnızca taşınamadığı için kalakalmış bir parça gibi uzak bir yerde varlığını mecburi olsa da sürdürmeye devam ediyordu. Aynı şekilde aslında evin de bayadır kullanılmadığı hatta bırakın partiyi, kapısından içeriye emlakçıdan başka kimsenin pek girmediği belliydi. "Nora, hoş geldin!" Bakışlarımı evin boş duvarlarından çevirdiğimde yanıma y

