Biliyorum bir gün başıma ciddi şeyler gelecek! Sadece umuyorum bugün o gün olmasın. Tarık beyin karşıdındaki büro koltuğuna da ben oturdum. Muzipliğimle bacak bacak üstüne attım. Hiçbirşeyden haberim yokmuş kırmızı iç çamaşırım gözükmüyormuş gibi davranmayı umdum. Gözüküp gözükmediğini bilmesemde Tarık beyin gözlerindeki karanlığı ve ikide bir bacaklarımdan gözlerini alamadığını gözlemledim. Daha konuşmaya başlamadan Tarık “Cenk bizi biraz yalnız bırakır mısın?” dedi. Cenk şaşırmış halde ne yapacağını bilemez halde ayağa fırladı ve “Evet, elbette yazılımcılarla görüşmem gerekiyordu. Arsu hanım siz Tarık beyle görüşün şimdilik” diyerek odadan fırladı. Ne olduğunu anlamadan kapıdan çıkan Cenk’in arkasından bakakaldım. Tarık’ın yaklaştığını hatta ayakta üzerime eğilmiş yüzünü yüzüme yaklaştırmaya çalıştığını farkettim önüme döndüğünde. Tarık etkileyici ses tonuyla “Aramanı beklerken burada karşıma çıkacağını beklemiyordum..” “Evet bende beklemiyordum. “ diye yanıtladım. Gözleri gözlerimden ayrılmıyor arada dudaklarıma kayıyordu. Dolgun dudaklarım vardı. Yeşil gözlü, bordoya yakın bir kızıllığım vardı. Bukleli olan saçım her zaman maşalı görünürdü. Bu gün dağınık bir topuz yapmıştım. Bir kaç buklem dışarı çıkmıştı. Tarık bu buklelerden birini eline alıp kokladı ve kulağımın arkasına götürdü. Kulağıma yavaş bir fısıltıyla “Daha özel bir tanışma düşünmüştüm..” diyerek kulak mememin altına doğru dudaklarını tenime değdirdi ve biraz geri çekildi. Ama yinede bana çok yakındı. Bu küçük yakınlık bile arzu dalgası yaratmış bedenimde ateşin yükseldiğini hissetmiştim. Ben dudaklarım aralık susarken nazik bir öpücük verdi dudaklarıma. İleri gitmese de kopmadı. Sanırım tepkimi merak ediyordu. Şu an herhangi bir tepki vermekten çok uzağım. Beklentim yok ama ne olacağını yada ne olması gerektiğini bilemez durumdayım. Biraz daha cüretkar bir öpücük kısa bir emme alt dudağımı ve dilini içeri itmede bulunan Tarık orta sehpanın üzerine kendini konumlandırarak beni kendine doğru çekti. Dudakları güzeldi. Sıcaktı. Dili maharetliydi. Ama kadınlardan uzak duran bu adam benimle niye bu haldeydi ikide bir anlayamıyordum. Ya kendini başından çok iyi gizlemişti bunları doğal ve sağlıklı bir erkeğin hele ki zengin yakışıklı oldukça karizmatik bir adamın yapması kadar doğal ne olabilirdi ki!? Kesinlikle kimsenin bilmediği bir Tarık bey vardı karşımda. Bunu benimle yapıyor olmasını nasıl yorumlayacağımı bilemiyordum ne şekilde ileri gideceğini de.
Ufak bir inilti kopunca benden biraz kendini toparladı ve beni bıraktı. Pantolonunu da biraz düzeltti. Fakat ben zaten görmem gerekeni çoktan görmüştüm. Demek ki Tarık bey benden etkileniyordu. “Cenk hiç misafirperver değil kahve sanırım gelmeyecek. Kahve içmek için çıkalım mı?” Tamam diyip birlikte ofisten ve binadan çıktık. Tarık beyin şöförü arabaya binmemize yardımcı olduktan sonra yerine yerleşti ve arabayı kullanmaya başladı. Siyah lüks bir cipin içindeydik. Deniz kenarında oldukça popüler bir cafenin önünde durduk. Nasıl kahve içtiğimi sormadı. Zaten biz ikimiz bir masaya yerleşirken kahvelerimizde geldi. Kahvelerle birlikte hoşgeldiniz de dendi. Açıkçası ağzım o şeklinde açık kalırken duruma eğlenmiş olacak ki Tarık güldü. Vay be bu adam gülebiliyormuş.
Tarık söze girdiğinde “Seninle ilgili epey çok şey biliyorum. Nasıl kahve içtiğinde buna dahil.’ diye beni bilgilendirdi. Bu bilgileri bilen kimbilir neler biliyordur şimdi sen naneyi yemedin mi Arsu kızım… İçim böyle söylerken ben “Ama neden?” diyebildim şükür.
Devam edecek…