Bölüm 33

942 Kelimeler
Tarık’la yaptığım tüm seks seansları o kadar doyurucu ki hazdan tüm vücudum titriyor, aldığım yoğun zevk beni neredeyse ağlatacak kadar güçlü oluyordu. Tarık gelinlikle ne yapmayı düşünüyor bilmiyorum. Seks sonrası acizleşen bedenimi oldukça çabuk toparladı hemen giyindirdi beni ve gelinliği yerden kaldırdı. Askısına asıp almaya kadar verdiği gelinliklerle birlikte ayrı bir yere belli aralıklarla koyduğunu görmüştüm en son. Bu kadar gelinliğe gerek olmadığını söylesem de mahvettiğimiz gelinlikle birlikte tam 4 adet gelinlik aldı. Hangisini seçersem seçeyim diğer gelinlikleri evlenmek isteyen diğer genç hanımlara hediye olarak vereceğini söyledi göz kırpıp gülümseyerek. Kalbim bir atış daha kaçırdı. İçim sıcacık oldu. Eve geldim.Eve geldiğimde Tunç beni sıcak bir şekilde karşıladı. Önce duş almam gerekiyordu bunu ona söylediğimde birlikte almayı teklif etse de kabul etmedim. Tarık yeterince rahmimi yoruyordu ve iki ayrı erkekle üstüste seks yapmazdım. Tunç’un gözü dönmüş halde beni almasını saymazsam tabii. Duştan sonra konuşmak istediğimi söyledim o da hayır demedi. Belli belirsiz başını sallayarak onayladı. “Yemek yeriz öyleyse.” diyerek gitti. Duş alıp giyindim yemek salonuna indiğimde Tunç masada beni bekliyordu. En sevdiklerim servis edilmişti ve bu günlerde kendimi oldukça iştahlı hissediyordum. Yemekleri görünce “Harika!” diyerek el çırptım. Tunç bu halime gülerek “Senin çocuksu çoşkun!…Buyrun matmazel..” diyerek sandalyemi geriye çekerek yerleşmemi sağladı. Oturduktan sonra “Teşekkür ederim mösyö Tunç.” diyerek kıkırdadım. Yemekler harikaydı. İştahla yedim, sanırım şefe yemekler için övgü dolu sözler söylemeliyim. Görünce edeceğimi aklıma not ettim. Tunç’un aslında pek birşey yemediğini o zaman anladım. “Bu kadar harika yemekleri niçin yemediniz mösyö Tunç?” diyerek yine güldüm. “Sizi izlemek beni yeterince doyurdu matmazel.” diyerek çapkın bir gülümseme bahşetti bana Tunç. “Tunç beni bir yere götür!” diye gelişi güzel teklif ettim. Tunç biraz şaşırarak “Elbette götüreyim matmazel nereye gitmek istersiniz?” diyerek kibar şöför kimliğine büründü. Kıkırdadım ve “Sakin bir yer olması yeterli.” diyerek söyledim. Onunla Tarık hakkında konuşacaktım. Ama Tunç’u kaybetmek istemiyordum. Engin 5 yıl sonra benden ayrıldı. Aslında ara ara ayrılıklar yaşadığımız inişli çıkışlı bir birlikteliğimiz oldu. Bazen aylarca ayrı kalıyor tutkuyla tekrar beraber oluyorduk. Vücudum cinsel açlığını dokunuşlarını bildiğim bana dokunan ilk adama karşı savunmasız kılıyordu. Ta ki Yüksel baba öğrenene kadar böyle sürüp gitmişti. Yüksel bey öğrendiğinde beni ondan uzaklaştırmak için, üniversite eğitimim için diyerek Londra’ya gönderdi. Onun bilmediği gerçek ise Engin’in peşimi bırakmadığı oldu. Tunç ise Londra’da bir barda beni rahatsız eden bir adamdan kurtardı ve o günden beri de beni koruyup kolladı. Onu herşey olarak görüyordum. Bana çok iyi geliyordu bu yüzden Türkiye’ye dönerken onsuz kalmak istemediğimi söyledim ve benimle gelmesini teklif ettim. Tereddüt etmeden de birlikte Türkiye’ye geldik. Başıma gelen her olayı ona anlatmıştım. Ama yaşanılanların benim suçum olmadığını söylemesi beni iyi hissettirdi. Ben suçlu olmadığımı düşünmesem de ona da bir lafı vardı. “Zevk alman suç değildi. Onun daha ahlaklı olması gerekirdi.” dedi. Bu açıdan bakmamıştım hiç. Vücudum seksi seviyordu. Engin yerine sevdiğim bir genç olabilirdi ama olmamıştı bende üzerine düşünmekten vazgeçmiştim. Tunç daha çok iyiliğimi düşünüyor bana şefkatle yaklaşıyordu. Duygusal açlığımla seks köleliğim birleşince Tunç’u ayartmış, onunla sevişmek istediğimi söylemiştim. Arzulu hallerimle kışkırtmalarıma kayıtsız kalamamıştı. Onunla da ne sevgili idim ne de sevgili değildim. En mükemmel sevişmeleri Tarık’la yaşıyor olduğumu şu an için anlasam da Tunç da seks de çok iyiydi. Beni deniz kenarına götürdü Tunç. Konuşmak benim için her zaman zor olmuştu. Bu yüzden uzatmadan doğrudan konuya girmem gerektiğini düşünüyordum. Tunç’a bakarak “Tarık’la evleneceğim.” dedim doğrudan. Tunç şaşkınlıkla ağzını açıp kapadı, bir süre sessiz kalıp “Sanırım bu şanslı piçi ve seni tebrik etmeliyim?!” dedi. Ben sustum. Daha sonra “Sanırım..”diye mırıldandım. Aslında bana hesap sorar, bağırıp çağırır diye bekliyordum. Bilemiyordum tam olarak ne beklediğimi ama zaten Tunç bana tek bir kez sesini yükseltmişti. Sanırım Tarık’ın artık hayatımda olacağının gerçeğinin farkındaydı. Sebep her neyse bunun birbirimizi kaybetmek olduğunu düşünüyordum. Ama ben onu kaybetmek istemiyordum bunu hemen ona söylemeliydim. “Ben…” dedim kısık sesimle “Seni kaybetmek istemiyorum, bencilce olacak biliyorum ama seni hep hayatımda istiyorum.” dedim. Tunç ellerini omuzlarıma koydu ve ekledi “Ne zaman istersen yanında bulacaksın. Hem söyle Tarık efendiye başarılı bir avukat olsa da seni ona teslim edecek benim. Benle karşılaşmadan seni alamaz!” diyerek bana sıkıca sarıldı. “Mutlu olmandan başka bir isteğim yok. Ne kadar senin evlenecek olman benim için kabullenmesi en zor şey olsa da…” dedi ve saçlarımın arasından büyük elinin avcunu hissettim. Bir süre öyle durduk. Sonra gözlerinin dolduğunu gördüm, bende çok üzgündüm. Onu bu kadar üzüp yanımda olduğu için üzülsemde bir yanım büyük bir sevinçle doluydu. “Düğün ne zaman?” diye sordu aniden. “Bir ay sonra.” diye yanıtladım. “Ooo o kadar yakın mı? İş bulup ayrılmam için yeterli.” diye mırıldandı ama yine de duymuştum. “Ama gitmeyeceğini söylemiştin.” diyerek itiraz ettim. Gitmesini istemiyordum. “Kocanın sayısız koruması vardır. Seni onun yanında görüyor olmaktan hoşlanacağımı sanmıyorum.” diyerek rahatsızlığını itiraf etti Tunç. “Peki kalmanı istesem?” diye zorladım şansımı ve en sevimli kedi bakışlarımı takınarak dudaklarımı birazda büzerek sordum. Bu onun dayanamadığı bir bakıştı. “Hayır Arsu bu sefer değil. Seni ona teslim ettikten sonra gideceğim. Ama olur da herhangi bir şey olur ya da benimle olmaya karar verirsen…” dedi göz kırparak “Seni gelir alırım güzelim..” diyerek başıma bir öpücük kondurdu. “Pekala bunu bilmek güzel…” dedim ve gülümsedim. Gerçekten ona minnettardım. O bir abi, baba, sevgili, arkadaş, kısaca sahip olabildiğim tek insandı. “Hadi!” dedi tutup beni kaldırarak. “Bunu kutlayalım biraz içip dans edebiliriz değil mi? Hala vaktimiz varken…” diyerek arabaya doğru elele yürümeye başladık. Hala vaktimiz varken… Bu vaktin bu kadar kısa süreceğini o an henüz bilmiyorduk. Gülümseyerek Tunç’un beni nereye götüreceğini merak etmeye başlamıştım. Devam edecek…
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE