Masaya geri döndüğümde ağa bozuntusunun kim olduğuna dair soruları ustaca savuşturmuştum. Onlardan bir şey saklamaktan hoşlanmazdım ama buna mecburdum. Zaten onlarda çok fazla üstelememişlerdi. Getirilen yemeklerimizi daha önce olduğu gibi keyifle yemiştik. Şakalar ve espriler havada uçuşuyordu. Uzun süre o masada oturup keyifle güldük. Havanın sıcaklığı ve yerimizde oturamamanın verdiği enerjiyle kalkıp Şanlıurfa tutuna başladık. Önce balıklı göle gitmiştik. Hepimiz birer kâse yemek alıp balıkları beslemeye başladık. Onlar yokken buraya hiç gelmemiştim. Tek gezmekten çok hoşlanmıyordum. “ Dilan, sana da yem alayım mı?” dedi Hakan. Ben yere çömelmiş balıklara yem veriyordum o sırada. Elimdeki kâseye baktım. Daha çok yem vardı. “ Gerek yok. Daha var elimde.” Dedim kâseyi havaya kaldırıp

