HOŞ GELDİN

1171 Kelimeler
Sabahın ilk ışıklarıyla evde hareketlenme başlamıştı. Lanet olsun bir haftadır bu kadar erken uyanıyordum. Burada kimse öğlene kadar uyumuyordu. Sabah ezanıyla kalkıyorlar ve işlerini yapıyorlardı. Bir haftadır yaptığım gibi pikeyi başıma çekip uyumaya devam etmek istedim. Ama yapamamıştım. Vücudum bu saçmalığa alışmış mıydı yoksa seslere tepki mi veriyordu anlamıyordum ama yeniden uyuyamıyordum. Sinirle pikeyi tekmeleyip yataktan çıktım. Bu şekilde yaşamak istemiyorum ben diye ağlamak istiyordum. Ayaklarımı sürüye sürüye banyoya girdim. Soğuk suyu açıp elimi yüzümü yıkadım. Aynadaki yansımamı gördüğümde oldukça şaşırmıştım. Bu ben miydim cidden? Gözlerimin altı şişmiş, kenarları morarmıştı. Ve ruh halim oldukça karamsardı. Bu da haliyle yüzüme yansımıştı. İnanamıyorum ya. Ben bir haftadır dışarıya çıkmamıştım. Ben... Dilan... Kahretsin. Okul bir an önce açılmalıydı.  Öfkeyle banyodan çıkıp odama girdim. Elbette kızlar çoktan kalkmış ve alt kata inmişti. Onları yok sayarak dolabımı açtım. Ne gitmem gerektiğine emin değildim. Geldiğim günden beri babaannemin kıyafet konusunda eleştirilerine maruz kalıyordum. Ama benim için önemli değildi. Ben ne istersem onu giyinecektim. Her zaman olduğu gibi... Kor bir şort çıkardım. Üzerine de beyaz sadece bir bluz. Pijamalarımı çıkarıp katladım. Sonrada kıyafetlerimi giyindim. Bu gün de evde durursam çıldıracaktım. Babamdan izin alıp biraz dışarıya çıkmak istiyordum. Odada ayna olmadığını söylediğim için babam ayna almıştı bana. Cidden nasıl bir kız odasında ayna olmazdı. Ah bunları anlamak çok zordu. Makyaj malzemelerimi çıkarıp, makyaj yapmaya başladım. Abartacak bir şey yapmıyordum. Biraz parlatıcı ve kalem... Hepsi buydu. Saçlarımı dün maşayla yapmıştım. Bu gün uğraşmak istemiyordum. Elimle biraz düzeltip kedi haline bıraktım. Birazda parfüm sıkınca olmuştu. Neşeli halde merdivenlere yöneldim. Babam ve amcam avludaydı. Onları görünce yanlarına doğru yürümeye başladım. Diğerleri kahvaltı hazırlıyor olmalıydılar. Bu iyi bir fırsattı.  “ Günaydın Yüksel ailesinin yakışıklıları.” Dedim keyifle.  Sonrada aralarına girip sırasıyla yanaklarından öptüm. “ Güzellik, bu gün çok neşeli görünüyorsun.” Dedi amcam. Ona en güzel gülümsememden yolladım. “ Aslında biraz sıkıldım.” Dedim babama dönerken. “ Dışarı çıkıp dolanmamda bir sorun olmaz değil mi?” diye sordum umutla. “ Ah, hayır ama sen buraları tanımıyorsun. Kaybolabilirsin.” Dedi babam. “ Okuma yazma biliyorum baba. Endişelenme. Sadece biraz nefes almak istiyorum.” “ Madem öyle, geç kalmamak kaydıyla çıkabilirsin.” Dedi. Uzanıp ona sarıldım. “ Aslında, Zehra ve Fatma’da gelsin diyeceğim ama yengem izin verir mi emin değilim.” dedim. Buranın katı kurallarından nefret ediyordum. İstanbul’da olsam hiç sorun olmazdı. Anne ben gidiyorum der çıkardım. Ama burada izin istiyorum. “ İyi düşünmüşsün... Merak etme. Ben onunla konuşurum. Hem üç kız olursanız babanın aklıda sen de kalmaz.” Dedi göz kırparak. “ Sen bu dünyanın en harika amcasısın.” Dedim keyifle. Çok mutlu olmuştum. Dışarı çıkmayalı asırlar geçmiş gibiydi. Yerimde duramayacağımı anlayınca kalkıp mutfağa doğru yürümeye başladım. Onlara yardım etmek iyi olabilirdi. O sırada merdivenlerden inen Hamza’yla karşılaştım. Amcamın büyük oğluydu kendileri. Üzerinde kısa kollu bir tişört ve kot pantolon vardı. İşe gidiyor olmalıydı. Buralarda okuma oranı oldukça düşüktü. Üstelik de yakında da evlenecekti. Buraya göre oldukça geç kalmış bile sayılabilirdi. Aslında buraya göre ben bile evde kalmak üzereydim ama neyse. Kim on sekiz yaşında evlenmek isterdi ki? Beni kimse bu yaşta asla evlendiremezdi. Benim hayallerim vardı. Daha yaşayacak çok çılgınlıklarım, özgür geçireceğim zamanlarım olmalıydı. Bu yaşta kimseye bağlanmak gibi bir derdim yoktu. Henüz aklımı peynir ekmekle yememiştim.  Beni fark ettiğinde kısa süreli süzdü beni. Giyinişimden hoşlanmayanlar arasındaydı kendisi. Bir haftadır babaannemle birleşmiş ve kıyafetlerim konusunda rahatsızlığını dile getirmişti. Ama nedense bu beni hiç etkilemiyordu. Her zaman olduğu gibi kendi bildiğimi okumakta kararlıydım. “ Bakıyorum da kural tanımamakta ısrarcısın.” Dedi rahatsız bir sesle. Omuzlarımı silktim. “ Ben bu şekilde memnunum. Neden sizde ben memnun olduğum için mutlu olmuyorsunuz?” “ Bu tarz kıyafetler burada uygun karşılanmaz. Sana kötü gözle bakarlar.” Dedi inmeye devam ederken. “ Neden onların ne düşündüğü umurumda olsun ki?” dedim ve daha fazla tartışmamak adına mutfağa girdim. Herkes koşturmaca içindeydi. Bu kadar kadın, bunca saat ne hazırlıyordu cidden? Altı üstü bir kahvaltıydı. Masanın üzerinde duran salatalıklardan birine uzanıp aldım. Acıkmıştım... Babamın yeni karısı, yengem ve iki kızı da buradaydı. Sevgili babaannem neredeydi acaba? Beni fark etmişlerdi ama onlara ayak bağı olmamam konusunda birkaç cümle kurup beni dışarıya yollamışlardı. Omuz silkerek dışarıya çıktım. Çıkmadan önce bir tane daha salatalık alıp yeniden avluya yöneldim. Maden yardıma ihtiyaçları yoktu, benim içinde sorun yoktu. Kendime yapacak bir şey aramaya başladım. Cidden evin içinde yapılacak bir şey de yoktu. O sırada Can’ın olduğunu düşündüğüm bisikleti fark ettim. Aklımda çakan şimşeklerle bisikletin olduğu yere doğru yürüdüm. Uzun zaman olmuştu bisiklete binmeyeli. Bisikleti tutup çıkardım. Sonra da binip avlunun içinde sürmeye başladım. Çok eğlenceliydi. Babam ve amcamın bakışları altında avlunun el verdiği ölçüde sürmeye devam ettim. Bunu dışarıda da kullanmalıydım. Aslında dışarıya çıkmak için izin almıştım. Neden bisikletle çıkmayayım ki? Ama bunu Can’la konuşmam lazımdı. Sonuçta onun bisikletiydi. Belki vermek istemeyebilirdi. Şimdilik ortalıkta görünmediği için rahatça sürmeye devam ettim. Sıcak havaya rağmen oldukça rahatlatıcıydı. Kahvaltı masası yavaş yavaş kurulmaya başlandığında, beni görenler yüzünü asarak mutfağa geri dönüyordu. Burada bisiklet sürmek de mi uygun karşılanmıyordu? Allah aşkına burada kızlar ne yapabiliyordu? Anneme her geçen dakika daha fazla dua ediyordum. Beni alıp gitmiş olmasına minnettardım. Burada yaşamak demek ölmem anlamına geliyordu. Ben özgür büyümüştüm. Hiçbir baskı görmeden, ne istiyorsam yapıyordum. Ama burada böyle bir şey yoktu. Burada her şey baskıdan geçiyordu. O giyilmez insanlar böyle der, bu söylenmez insanlar böyle düşünür, o yapılmaz... Her şey olumsuzluklar üzerine kurulmuştu. Ve bundan hiç hoşlanmıyordum. Babaannem avluya geldiğinde gözü bir süre bende durdu. Hiçbir hareketim onun gözünde sevimli görünmediğini biliyordum. O yüzden ona sevimli görünmek için uğraşmam gerekmiyordu. Ben buydum ve beni böyle kabullenmesi gerekiyordu. Başka türlü aramız hiçbir şekilde düzelmeyecekti. Onun öfkeli bakışlarını üzerimde hissetmem tüm keyfimi kaçırmıştı. O yüzden bisikletten inip babamların yanına geçtim. Kısa sürede masa kurulmuştu. Bizde hep beraber masaya oturmuştuk. Dört kadının bunca saat ne yaptığını açıkça görebiliyorum. Vay canına... Bunların hepsi iştah açıcıydı. Buraya geldiğimden beri en az bir iki kilo almış olduğumdan emindim. Sürekli yiyor ve hiç hareket etmiyordum. Yakında kocaman bir göbekle, bu avludan dışarıya çıkmaya çalışacağıma dair görüntüler gözümde beliriyordu. Korkunçtu... Ben moda tasarımcısı olacaktım. Kilo ve ben... Kâbustan bir farkı yoktu. “ Bu gün Dilan ve kızların dışarıya çıkmasına izin verdim anne. Onlara sorun çıkarmayın.” Dedi Amcam. Başımı kaldırıp ona gülümsedim. Ah işte sonunda duymak istediğim cümle geldi. Bekle beni Şanlıurfa ben geliyorum... “ Bu gün olmaz.” Dedi babaannem.  Bütün neşem balon gibi sönmüştü.  Gülümsemem dudaklarımda donmuştu. Olmaz ne demek ya... “ Neden anne?” “ Bu gün misafirler gelecek. Dilan’ı merak ediyorlar.” Dedi itiraza mahal vermeyecek şekilde. Başımı öne eğip konuşmayı dinlemeye başladım. Üzülmüştüm. Bu kadar yaklaşmışken yine eve kısılmak canımı sıkmıştı. “ Madem öyle daha sonra gitsinler. Misafirler gidince.” Dedi babam. Hevesle başımı kaldırdım. Onu gerçekten seviyordum. “ Bakarız demekle yetinmişti.” Ama ben bir kere umutlanmıştım. Babam arkamda olduğu sürece sırtım yere gelmezdi benim. O yüzden yeniden yemeğe devam etti. Havasından mı bilmiyorum tamamen obur olup çıkmıştım. Artık yiyecek bir yerim olmadığını anladığımda durmuştum. Spor yapmaya başlasam iyi olacaktı. Yoksa bu gidişler kıyafetlerimin içine sığmayacaktım. Masada yavaş yavaş boşalmaya başlamıştı bile. Babam bana bir öpücük verip amcamla beraber dışarıya çıkmıştı. Hamza’da babamların hemen ardından dışarıya çıkmıştı. Bizde gelecek olan misafirler için hazırlanmaya başlamıştık. 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE