Aradan geçen zamanda sanki ben duruyormuşum da tüm dünya etrafımda son hızla dönüyormuş gibi hissediyordum. Onun bana karşı olan yoğun ilgisi hala kafamı karıştırıyordu. İçimde ona istediği karşılığı vermek için harasında tepinen bir at vardı sanki. Ama o haranın kapısını bir türlü açmak için varmıyordu elim. Korkuyordum. O kapıyı açarsam; uçsuz bucaksız kırlarda, varacağım yeri kestiremeden yol almaktan, o yolda kaybolmaktan korkuyordum. Odamın penceresinden birazı gözüken Marmara denizini seyrederken, ev halkının uyanmasını bekliyordum. Güne erken başlama alışkanlığımı, neredeyse bir aydır burada yaşamama rağmen bir türlü değiştirememiştim. Leman hanım genellikle saat 8 gibi uyanır ve en geç yarım saat sonra da kahvaltı masasına oturmak isterdi. O ise saat 9'a kadar kahvaltıda annesine

