"Kestik! Gayet iyiydi, bravo çocuklar." Yönetmenin sesi ile gülümseyerek ona döndüm. Chang Wook omuzumu patpatlayarak yanımdan geçerken bir sahneyi daha bitirmiş olmanın haklı gururu ile karavana doğru ilerlemeye başladım. "Ha Eun?" Bakışlarımı bana seslenen seung-ho'ya çevirdiğimde elindeki kahvenin tekini bana uzattı. "Karavan kahvesi değil." Göz kırparak yanımdan uzaklaşırken teşekkür etmeme fırsat bile vermemişti. "Ölüyorum yorgunluktan ya." Ji-hyun bana doğru yaklaşırken elimdeki kahveyi ona uzattım. "Henüz içmedim?" Kafasını iki yana sallayarak gülümsedi. "Özel olarak sana getirilmiş içemem." Yüzündeki sinsi gülümsemenin anlamını biliyordum fakat düşündüğü gibi değildi. Seung-ho sadece iyi bir partnerdi. "Yanlış anlıyorsun." Karavana girdiğimde o da hemen peşimden geldi. Aynı diz

