Sanki tavan ile konuşuyormuşum gibi saatlerdir izliyorum. Bir şey değişmeyeceğini bile bile bakıyordum. O gidelim bir hafta oldu. Onunla birlikte bende gittim sanki. Zorluyorum ama olmuyor. Uyuduğumda onu görüyorum, uyandığımda yine onu görüyorum. Kapı çalma sesi ile tavana bakmayı bırakıp derin bir nefes aldım. Her gün ailenin bir ferdi yanıma geliyordu. Kimseyi üzmek tabiki de istemiyorum, ama kendime gelmek istedikçe aynı yerde sayıyordum. Daha fazla bekletmemek için "Gel."dedim. Damla'yı görünce doğruldum. Elinde benim telefon tedirgin bana bakıyordu. -Günaydın Hazan. Bu gün nasılsın? -Ben iyiyim de senin bir şeyin var gibi. Yanıma gelip oturdu. Tedirgin olduğu zaman yüzüme bakamazdı. Konuşması için bekledim. "Biliyorum bunu konuşmak hoşuna gitmeyecek ama telefonun sürekli çalıyor.

