Ağlamaktan gözlerim ağrıyordu. Bütün bedenim titriyordu. Çaresizlik çok kötüydü. Oturup da beklemek canıma bıçaklar saplıyordu. "Demir, oğlumu getir!" Demir başımı göğsüne çekti. Beynim zonkluyor, aklım yerinden çıkacakmış gibi oluyordu. "Demir, Çınar'ı getir." artık sesinde gitmişti. Evin her yanında polisler vardı. Herkes oğlum için seferber olmuştu ama sanki yer yarılıp içine girmişlerdi. Hiçbir yerde yoklardı. "Demir!" "Sakin ol, Ezgi. Sana söz veriyorum oğlumuza hiçbir şey olmayacak." sözlerine inanmak istiyordum. Ama kalbimin bir parçası yokken bunu inanamıyordum. "Gidip ben ararım." ayağa kalktım. "Bir anne evladını bulamaz mı? Hissederim. Çocuğum nerdeyse ben bulurum." Demir kolumu tutup beni kucağına aldı. "Sakin ol, küçüğüm. Beklemen gerekiyor." elimi Demir'in göğsüne koy

