Ebru'yla alışveriş için dışarı çıktık. İkimiz de bebekler için kıyafetler alıyorduk. Hala küçücük, mini minnacık bir bebeğim olacağına inanamıyordum. Her gördüğüm kıyafeti almaktan gocunmuyordum. "Ezgi." arkamdan beni zorla takip eden Ebru'ya baktım. Paytak paytak yürüyordu. "Ben senin kadar enerji dolu değilim. Bir yerde oturalım." Bir kafeye girdik, yanımızda birkaç koruma vardı. Hamile olduğumuz için bize yardıma gelmişlerdi. Eskisi gibi artık etrafımızda değillerdi. "Ezgi, saçlarımızı boyatalım mı?" kahvemden bir yudum aldım. Şaşkınlıkla Ebru'ya baktım. "Ebru hamileyiz." hamileyken saç boyatmak zararlıydı. "Ne var sanki. Kendimize bakmayalım mı? Ya çirkin olursak. Sonra Melih başka birine bakarsa." korkuyla gözleri kocaman açıldı. "Ya babam da başka bir kadına giderse." böyle

