Kaçırıldığım gün üzerinden bir hafta geçti. Hala gözümün önünde o anlar gitmiyordu. Kollarımı göğsümde birleştirdim, balkondan dışarıyı izliyordum. Demir henüz uyanmamıştı, sabahın erken saatinde uyandım. Bakışlarım gökyüzüne kaydı, hava daha yeni yeni aydınlanıyordu. Odaya bir bakış attım, Demir uyandı mı diye göz attım. Pencereyi açtım, rüzgar bir an esip geçip gitti. Aslında insanların kötü niyetleri cezalandırılmalıydı. Öyle kolay cezalarla değil. Acımasızca olmalıydı ki bir da aklının ucundan bile kötü niyet geçmesin. Pencere pervazına kollarımı koydum. Başımı dışarı çıkardım, temiz havayı içime çektim. "Küçüğüm." Demir arkamdan kollarını belime doladı, çenesini omzuma yasladı. Beni kendine yasladı. "Erken uyanmışsın, günaydın." "Günaydın." Demir burnunu saçlarıma bastırdı. Ko

