Zeng sonunda bir parşömen görmüştü. Üstelik parşömen yerde değil. Bulunduğu ağacın önündeki üç ağaç arkasındaki dalında asılı duruyordu. Zeng direk hızlıca parşömene doğru yöneldi. Etrafta birileri olması ihtimaline karşı ses çıkarmak istemiyordu.
Zeng parşömenin bulunduğu ağaç dalına geldi. Sonunda bir parşömen bulduğu için seviniyordu. Parşömenin bulunduğu dalın üstünde başka bir ağacın dalı olduğu için eğilerek ilerlemek zorunda kalmıştı. Elini parşömene doğru uzattı. Tam parşömeni almak üzereyken küçük siyah tüylü bir el parşömeni zengin parmakları ucundan hızlıca çekti.
"Ki.. kim aldı parşömenimi." Zeng kafasını kaldırarak hemen tepesinde bulunan ağaç dalına baktı. Dört kulaklı üç karış gövdeye sahip, başı gövdesine göre büyük görünen ve her bir kulağında küçük demir halkalar bulunan maymun Zeng'e bakarak gülüyordu.
Maymun Kuyruğuyla ağaç dalına asılmışken Zeng'le alay eder gibi bir haldeydi. Zeng'e gülerken tek eliyle gülümsemesini saklıyor tek eliyleyse parşömeni tutuyordu.
"Maymun mu?" Zeng bir maymunun parşömenini almasını beklemiyordu. "Hey hırsız maymun. Parşömenimi geri ver." Zeng maymunun kaçmadığını görünce somurttu.
Maymun Zeng'in laflarını duyunca artık elini ağzından karnına doğru götürerek gülmeye başlamıştı. Kendisinin böyle bir lafla emirlerine uyması gerektiğini düşünen birisi kesinlikle saftı. Maymun gülmeyi bırakıp, Zeng'e göz kırparak uzaklaşmaya başladı.
"Seni lanet maymun parşömenimi ver dedim." Zeng maymunun kaçtığını görünce seslenerek peşinden gitmeye başladı.
Maymun ara ara durup Zeng'in kendisine yaklaşmasını bekliyor ve tekrar gülerek Zeng'den uzaklaşmaya başlıyordu. Bu kedi fare oyunu onun için çok eğlenceli bir hal almıştı.
"Bide dalga mı geçiyorsun. Parşömeni bana ver dedim." Zeng maymunun arkasından seslenmeye devam ediyor fakat sesini alçaltmayı unutmuyordu. Maymunun kendisiyle oynadığına emin olunca iyice sinirlenmeye başladı.
İlk aşamanın bitmesine artık nerdeyse yarım tütsüden az kalmıştı. Şuana kadar ilk aşamayı geçen sayısı 62 ye yükselmişti. Seyirciler yeni bir katılımcının alana geldiğini her gördüğünde onları alkışlıyor ve onlara destek vererek bağırıyorlardı.
63. katılımcı turnuva alanının dışında belirdi. Seyirciler bu katılımcıyı gördüklerinde tekrar alkışlamaya başladılar. Fakat katılımcı göründüğü an yere düştü ve arkasında başka bir katılımcı daha göründü.
"Beni cidden zorladın ve başarmak üzereydin." Arkadaki katılımcı düşen katılımcının önüne gelerek parşömeni yerden aldı. "Demek beni yenemeyeceğini anlayınca kaçarsın." Parşömeni alan katılımcı gülmeye başladı.
"Orada dur."
"O parşömeni ver."
"Hayır parşömeni bana vereceksin"
Parşömeni alan yarışmacı güldüğü sırada arkasından bir kaç kişi hızla ona doğru yaklaşırken kendisine sesleniyordu.
"Eyvah çok fazla kişinin dikkatini çekmişiz." Parşömen sahibi katılımcı seslerin geldiği yöne göz ucuyla baktıktan sonra gülmeyi bırakıp hızla turnuva alanına doğru koşmaya başladı.
"Yeterli büyü gücüm kalmamış olsa da başarabilirim. Başarmak zorundayım." elinden gelebildiği şekilde hızlı koşarken kalan tüm büyü gücünü kullanıyordu.
Turnuva alanına koşan katılımcıyı kovalayan kişilerde hızlarını en yüksek seviyelerine getirip koşuyorlardı. Bu ikisini fark edip peşlerine takılan her katılımcı biliyordu ki geri dönüp başka parşömen aramaya zamanları kalmamıştı. Büyük bir risk almışlar ve sonuna kadar gitmeliydiler.
"Yapabilirsin!"
"Hadi hadi. Koş. Ayrıl da gel."
"Yakalayın şu adamı. Pes edemezsiniz"
Olan biteni anlayan seyirciler tekrar destek vermeye başlamıştı. Herkes farklı birine destek vererek bağırıyordu. Tek amaçları katılımcıların morallerini yükselterek olaya daha da heyecan katmaktı. Yalnız bu sefer destek verme olayına aşamayı geçen katılımcılarda katılmıştı. Durum onlar için de oldukça heyecanlıydı.
"Evet başardım. Hahaha ezikler. Avucunuzu yalarsınız. Buyur hakem." Parşömenle beraber koşan katılımcı hakemlerin bulunduğu alana doğru gelince parşömeni onlara uzattı.
"Parşömen şuan sende kalacak." Hakem katılımcıya bakma zahmeti bile göstermeden elini salladı.
"Baştan deseydiniz ya." Katılımcı cevap verdikten sonra yorgunluktan yere yığılıp bayıldı.
"Şifacılar kaldırın bunu buradan." Katılımcı bayılınca hakem şifacılara seslendi.
Şifacılar bayılan katılımcıyı alarak ait olduğu gruba doğru götürdü. Bir kaç şifalı bitki koklattıktan bir kaç nefes sonra katılımcı gözlerini açtı. Şifacılar gözlerini açtığını görünce bitki çayını katılımcıya uzattı. Kovalamaca kısmını yapan katılımcılar oldukları yere oturup kara kara düşünmeye başladılar.
"Zeng yarım tütsü süresinden az kaldı. Neredesin? Cidden başaramazsan çok pis yapacağım seni" Thinker her yeni gelen katılımcıyı gördükçe gelen kişinin Zeng olmasını umuyordu.
Katılımcılar tek tek ortaya her çıkışında sadece gelen kişiye bakıyor ve Zeng olmadıklarını anlayınca, tekrar kafasını başka yöne çeviriyordu. 63 kere hayal kırıklığına uğramış gibiydi.
"İlgimizi çekenler içinde geriye bir elementalist ve gök büyücüsü kaldı. Sizce başarabilecekler mi?" Heyet elderi Thao diğer elderlere sordu.
"Gök büyücüsü kesinlikle başaracaktır. Elementalisti bilemiyorum." Elder cheng düşüncelerini belirtti.
"Bende elementalistten emin değilim. Yaşına göre büyü gücü düşük gibi. her neyse 20 dakika sonra göreceğiz." Elder Shakan umursamaz bir tavır takınıyordu.
"Aynen öyle. az sonra her şey belli olacaktı." Elder Thao, Elder Shakan'ın tepkisi üzerine konuyu uzatmadı.
İlk aşama başladığından bu yana heyet elderleri kayıt listesini incelemişti. En çok dikkatlerini çeken kişiler elementalisler ve Gök büyücüsü olmuştu. Diğer katılımcılar daha az önemliydi.
*******
"Cici maymun, güzel maymun parşömeni ver hadi." Zeng tüm süre boyunca maymununu kovalamıştı.
Artık zamanının çok az kaldığını bilen Zeng maymuna karşı olan öfkesini kontrol etmeye çalışıp, yaklaşmasını bekleyen maymunla tatlı dille konuşmaya başladı. Parşömeni alamayıp elenme korkusu hat safhaya ulaşmıştı.
"Bak bende çok güzel yemekler var. Parşömeni verirsen yemeklerimi sana veririrm." Zeng bu sefer yemek teklifi yaptı.
Maymun yemek lafını duyunca bu sefer Zeng yaklaşınca kaçmaya başlamadı. Kulaklarını dikip kuyruğunu yuvarlak hale getirirken Zeng'in yaklaşmasına izin verdi.
"Evet güzel maymun. Parşömeni verirsen yemek senin. Sözümü tutarım ben." Zeng Maymunun kendisini anlayıp kaçmadığını görünce yemek konusu üzerinden ilerlemeye devam etti.
Maymun Zeng'in kendisine yaklaşmasını sürdürürken kafasını hafif yana doğru eğdi ve Zeng'in yanına gelmesini bekledi. En ufak kaçma girişiminde bulunmadı. Zeng yanına geldiğindeyse parşömeni Zeng'e uzattı.
"Aferin cici maymun, güzel maymun." Zeng ellerini maymunun uzattığı parşömene doğru uzattı.
Zeng'in parmakları parşömene değmişken maymun parşömeni hızla geri çekti ve tekrar gülerek kaçmaya başladı. Zeng'le dalga geçmek maymun için çok fazla eğlenceliydi. Zeng ise maymunun parşömeni geri çekmesi tepkisine zamanında karşılık verememişti.
"Seni Lanet olası maymun..."
Maymun ve Zeng'in kedi, fare oyunu bir kaç nefes daha sürdükten sonra Maymun ağaçlardan inerek oyuna yerde devam etmeye başladı. Maymunun hızı azalmış ve Zeng maymuna yetişmişti. Eğilip maymunu omuzlarından yakalamak üzereydi.
"Gümb"
Zeng maymunun omuzlarına eli değdiği an birisine çarpıp yere düştü. "Lanet olsun başım." Zeng alnını ovalamaya başlarken neye çarptığına baktı.
"Meditasyon yapan birine kim saldırır! Sırtım cidden acıdı." Zeng'in çarptığı kişi yerde bağdaş kurup meditasyon yapan bir katılımcıydı.
"Yanlışlıkla oldu. Bir maymunu kovalarken, çarptım sana, özür dilerim." Zeng alnını ovalamaya devam ederken kıç üstü oturuyordu.
"Sahi maymun." Zeng maymuna bakmak için sağına soluna bakındı.
Maymun gülerek çarptığı kişinin arkasından çıktı. tek eliyle ağzını kapatırken tek eliyle Zeng'i işaret ediyordu.
"Parşömeni ver artık maymun." Zeng maymunun sesine doğru baktı.
"Birinci, yine insanlarla dalga mı geçiyorsun sen?" başını ve yüzünü örten sadece gözleri görünen bir kapüşon başlığa sahip tamamen siyah giyinmiş olan Zeng'in çarptığı kişi maymuna bakarak kızdı.
Maymun bu sözler üzerine ellerini önünde birleştirip gülmeyi bırakarak kafasını eğdi. Yaptığından utanıyormuş gibi davrandı.
"Artık geri dön turnuva bitmek üzere. Araf kapısı açıl."
Siyahlar içindeki kişinin kolunun elbisesi altında beyaz çubuk şeklinde bir parmak boyutunda ışık parladıktan sonra maymunun yanında ve maynunun boyutuna sahip kızıl bir yarık ortaya çıktı. Maymun Zeng'e bakarak bir kez daha güldükten sonra yarıktan içeri girdi ve kızıl yarık kayboldu.
"Maymunun sahibi sensin anlaşılan. Bana parşömenimi ver." Zeng olan biteni anlayınca parşömeni karşısındaki kişiden istedi.
"Yoksa ne yaparsın?" siyahlar içindeki kişi Zeng'e küçümsemeyle baktı.
"Yoksa kavga ederiz." Zeng turnuvayı kazanamazsa kendi parşömeniyle bir başkasının kazanmasına izin veremezdi.
"Buna zamanım yok. Al parşömenin" Siyahlı kişi parşömeni Zeng'in üzerine attı.
"Sen nasıl kazanacaksın." Zeng işin bu kadar kolay olmasına şaşırdı.
"Parşömen arayan sadece bir maymunum yoktu. Ben zaten parşömen almıştım. ve birinciyi bekliyordum. Biraz işi olduğunu ve zamanında geleceğini bildirince burada meditasyona başlamıştım." başka bir parşömen göstererek söyledi.
"Her neyse." Zeng zamanı kalmadığını fark edince ayağa kalkarak etrafına baktı.
İkilinin şuan bulundukları alan hakemlerin onları getirdiği yerdi. Zeng bunu doğruladıktan sonra hızlıca koşmaya başladı. İlk aşama bitimine sadece bir çay süresi kadar zaman kalmıştı. Zeng'in peşinden Siyahlı kişide ayağa kalkarak Zeng'e yetişti.
"Al bunu. Maymunumun başına açtığı dertler için tazminat olarak düşün." Siyahlı kişi Zeng'le beraber koşarken Zeng'e doğru yeşil üçgen bir taş attı.
"Bu nedir?" Zeng taşı yakalayınca sordu.
"Alnına koy. Seni çevreyle bütünleştiriyor. Diğer katılımcılar sana bakınca arkandakileri görür."
"Peki" Zeng taşı alnına koydu. Zorluk çıkarmadan parşömeni verdiği için hiç bir şüphe duyma gereği bulamadı.
İkili bir süre koştuktan sonra turnuva alanına geldi. Alana girdikleri an ikili alınlarından taşları geri aldılar ve Hakemlere doğru koşmaya devam ettiler. Turnuva bitimine bir kaç on nefes kala artık ikisi de İlk aşamayı geçmişti.
"Başarabildin sonunda. Yanındaki kim peki?" Thinker Zeng'in geçtiğini görünce ufak bir tebessüm etti.