Bölüm 30: Vahşi Mavi Kurt

1173 Kelimeler
Zeng bir süre sonra dış öğrenci alanının orman sınırlarına gelmişti. Ellerindeki haritadan başını kaldırıp ormana baktı ardından hızını koruyarak yürümeye devam etti. Zeng bu ormanı oluşturan ağaçlardan bazılarını daha önce hiç görmemişti. Görmediği ağaçlara ara ara bakarak harita yolunu takip etmeye devam etti. Bir süre sonra haritadaki siyah parlak ışık, Beyaz parlak ışığın yanına geldi. Işıklar birleşerek harita üzerinden kayboldu. Zeng haritanın ışıklarının kaybolmasıyla istediği yere ulaştığını anladı. Haritayı boyut kolyesine koyduktan sonra etrafına baktı. "Hmm. bu yosun hiç güneş almayan yerlerde oluyormuş. O halde mağara ve oyuk tarzı yerlere bakmam lazım." Zeng bir süre düşündükten sona gölge yosununu nerede bulabileceğine dair kendine fikir edindi. Zeng yürüyerek oyuklara bakınmaya başladı. Bir kaç oyuk araştırdıktan sonra hala bir şey bulamamıştı. Zeng baktığı son oyuktan birkaç adım sonra başka bir oyuk gördü. Oldukça derin ve karanlık gözüküyorken elini oyuktan içeriye doru uzatman için eğildi. "Tsssss" Zeng tam elini uzatmış oyuktan sokmak üzereyken tek gözlü bir yılanın başı oyuktan fırlayarak ağzını açtı ve Zeng'in uzattığı eli ısırmaya çalıştı. Zeng tıslama sesini duyduğu an. Korkudan elini hızla geri çekmişti. Neyin ne olduğunu ve başını oyuktan çıkartan yılanı bile tam olarak görememişti. Tek gözlü yılan saldırısının boşa olduğunu fark eder etmez başını anlık olarak oyuktan içeriye geri sokmuştu. Dışardan bakıldığında sadece karanlık bir oyuk olduğunu zanneden Zeng birazcık bile yavaş olsa elinden olmuş olacaktı. "Anlaşılan hata bende. Aptal gibi içinde ne olduğunu bilmediğim oyuklara elimi sokuyorum." Zeng elini kaybetmediğine sevinirken kendisine kızıyordu. "Hah işte bir odun parçası." Zeng etrafına bakındıktan sonra kırılmış bir kaç kırık ağaç dalı parçası arasından kol uzunlunda ve bilek kalınlığında bir parça aldı. "Bundan sonra önce seninle kontrol edeceğim." Zeng elindeki odun parçasını hazinesi gibi okşayarak konuştu. Zeng elindeki odun parçasıyla oyukları kontrol ediyor. Ardından içinde bir hayvan olmadığını anlayınca eliyle gölge yosunu arıyordu. Zeng yaklaşık 3 tütsü süresi boyunca gölge yosunu aramaya devam etti. "Hey kimse var mı?" Zeng yürürken bir mağara girişi gördü. Girişin önüne gelip seslendi. "Roaarrrrrrr" "Tamam gidiyorum kızma." Zeng mağara girişinde suratına gelen kükreme sesiyle mağara girişinden ayrıldı. İçerde yaşayan hayvanı kızdırmak istemiyordu. Zeng birkaç tütsü süresi daha yosun aradıktan sonra zar zor 3 tane gölge yosunu bulabilmişti. Artık hava kararıp akşamın karanlığı ormana çökmek üzereydi. "Nerdeyse akşam oldu ve ben tüm gün boyunca 3 adet yosun bulabildim. Bu iş düşündüğümden daha zormuş." Zeng havanın kararmak üzere olduğunu fark edince boyut kolyesinden haritayı çıkarttı. Zeng Mex'in daha önce göstermiş olduğu yöntemle kaldığı dış öğrenci alanını düşünerek haritaya yumuşak bir ruhsal enerji gönderdi. Haritada siyah ve beyaz noktalar belirdikten sonra dış alan öğrencilerinin yerleşim yerinin yolunu takip ederek ilerlemeye başladı. "Hrrrr" "Hı ne?" Zeng arkasından bir çatırtı sesi duydu. Zeng sesi duyduktan sonra içgüdüsel olarak ileriye atıldı. Daha sonra hızla arakasını dönerek sesi duyduğunda bulunduğu yere baktı. Az önce bulunduğu yerde mavi bir kurdun kendisine bakarak hırladığını gördü. Mavi Kurt, Zeng'i bir süredir takip ederek saldırma fırsatı gözlüyordu. Şimdi hamlesini yaparak saldırmıştı. Fakat avını kaçırdığı için karşısında ona bakarak hırlıyordu. Zeng'in kaçmaya niyetlendiğini fark edince başını biraz yere eğdi ve Zeng'e yaptığı hırlamanın sesini daha da yükseltti. Zeng kaçmak için atak yapacakken mavi kurdun başını biraz yere eğmesiyle hareket etmekten vazgeçti. Bir süre kurt ve Zeng birbirleriyle göz teması kurdu. Zeng hareket edip gözünü ayırdığı an kurt saldırıya geçecekti. "Sıcak Eller" Zeng kurdun bir şekilde saldıracağından emin olunca sıcak eller tekniğini harekete geçirirken ellerinden küçük kıvılcımlar çıkmaya başlamıştı. "Hrrrr" Zeng'in sesiyle daha da öfkelenen kurt olduğu yerden Zeng'e doğru zıplayarak atladı. Bir anda Zeng'i altına almış ve yüzüne salyasını akıtarak hırlamaya devam ediyordu. Zeng ise neyin ne olduğunu anlayana kadar kendisini ayakta duran mavi kurdun altında bulmuş ve suratına akan salyanın düşüşünü görebiliyordu. Zeng'in suratına salyanın düşmesiyle beraber boşta olan elleriyle kurdun boynuna doğru yumruk attı. Zeng'in kıvılcımlı iki elinden gelen yumruğun etkisiyle beraber kurt sersemleyip 2-3 adım geriye doğru yalpalamıştı. Zeng hızlıca ayağa kalktığında kurt kendisine gelip Zeng'e doğru atlayarak omuzunu ısırdı. "Ahhh" Ayakta dururken sağ omuzunun ısırılmasından dolayı acı hisseden Zeng bağırdı. Kurttan kurtulmak için boynunu kavradı. Kurdu ne kadar sallasa da kurt kendisini bırakmıyor ve başını sağa solo sallayarak Zeng'in omuzunu kopartmaya çalışıyordu. Zeng artık acıdan dişlerini sıkarken ellerini pençe gibi kullanıp kurdun boynuna tüm gücüyle bastırdı. Tırnaklarından itibaren tüm parmakları kurdun boynuna girdi. Zeng'in parmakları kurdun boynunun içindeyken bir araya gelerek biraz kapandı ve Zeng ellerini geriye doğru çekiştirdi. "Auğğr" Kurt çenesini Zengin omuzuna kilitlemişken birden tiz bir ses çıkartarak yere düştü. bir kaç saniye içinde nefesi kesilerek ölmüştü. Zeng şuanda iki eli diz hizasında kapalı ve kurdun boynundan kopan et parçalarını tutarken kurda bakıyordu. "Anlaşılan bugün kurt eti yiyeceğim" Zeng yerdeki kurda bakarken elindeki kürkle karışık et parçalarını yere attı ve yaralı omuzunu tuttu. Zeng kurdun öldüğüne emin olduktan sonra başını çevirerek sol eliyle tuttuğu yaralı omuzuna baktı. Zeng omuzundan akan kanlarla beraber omuz kemiklerinin bir kısmının göründüğünü farketti. "Lanet kurt. En azından pelerine bir şey olmamış." Zeng'in omuzunda hasar almayan tek şey Jiantanın verdiği pelerindi. Zeng sağlam sol eliyle kurdu boyut kolyesine koyduktan sonra yerdeki haritayı sağ eline aldı. Sol eliyle de sağ omuzunu tutarak yürümeye başladı. "Kahretsin çok acıyor." Zeng'in savaş esnasındaki korku ve heyecanı yavaş yavaş geçince omuzunun oldukça fazla acıdığını fark etti. Bir süre yürüdükten sonra akşamın karanlığında Mağara odasının önüne gelebilmişti. "Zeng neyin var?" Kendi mağara odasının önünde oturan Mex, Uzaktan Zeng'in gelirken omuzunu tuttuğunu fark etti. "Bugün kurt eti yiyeceğim. ehehe. Ahhh" Zeng Mex'e bakıp cevap verdi "Ne kurdu? Omuzuna ne oldu?" Mex Zeng'in neden bahsettiğini anlamadı. "İçeri gel anlatırım." Zeng mağara odasının kapısını aralıklı bırakarak içeri girdi. Mex oturduğu yerden kalkarak Zeng'in peşinden mağara odasına girdi. Zeng ise çoktan sandalyeye oturmuştu. Omzuna bakıyorken Mex'in gelmesiyle beraber başından geçenleri anlattı. "Peki göster bakalım. Şu kurdu." Mex Zeng'den kurdu göstermesini istedi. Mex'in isteği üzerine boyut kolyesinden mavi kurdu çıkarttı ve odanın ortasına koydu. Kurt ölü bir şekilde odanın içinde uzanıyordu. "Hmmm. Vahşi Mavi Kurt. Bakalım seviyesi neymiş?" Mex bir bıçak çıkarttı ve kurdun midesine yakın bir yeri keserek açtı. "Nerdeyse altın seviyeye ulaşmak üzereymiş. İyi iş çıkarmışsın aslında." Mex elinde boyutu avuç içi kadar olan bir küre tutarken Zeng'e baktı. "O elindeki nedir?" Zeng, Mex'in elindeki küreye baktı. "Bilmiyor musun?" Mex şaşırdı. "Hayır" "Buna büyü çekirdeği denir. Hayvanlara büyü gücünü verir. Bizim dantianımız gibi düşün. Onlara büyü güçlerini veren budur. Doğanın büyüsü tüm canlıların içinde var ve buna uyumlular. Sadece biz insanlar bu gücü çok çalışarak ve eğitim görerek arttırırken hayvanlar ve bitkiler zamanla doğa tarafından eğitilir. Mesela bu vahşi mavi kurdun dişleri zehirli bir büyüye sahip. ısırdığı canlı 3 gün içinde tedavi olmazsa ölür. Zehrini veren büyü gücü de bu kürenin içinde işte" Mex Zeng'e detaylı açıkladı. "Gel omuzuna bakayım." daha sonra Zeng'in yanına yaklaştı. "Benim moruk hayvanlara dair böyle bir bilgi vermemişti. Neden bu kadar büyü bilgisinden uzak büyüttü beni?" Mex'in açıklamasından sonra Zeng, Jianta'nın kendisine neden hiç büyücülük veya gelişimciler hakkında bir şeyler anlatmadığını düşündü. "Hmm... Garip Zehir belirtisi yok" Mex, Zeng'in omuzunda zehre dair bir belirti veya iz göremedi. "Bunu al sür sabaha bir şeyin kalmaz." Zeng'e bundan bahsetmeden bir topak bitki kremi uzattı. "Merak etme farkında olmadan bir görev başardın." Mex, Zeng'in omuzuna bitki kremini sürmesini izliyordu. "Ne görevi?" Zeng krem sürmeyi bırakıp, Mex'e baktı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE