Benim Yanım

1233 Kelimeler
Berivan'dan Arkamı döndüğümde babamın elindeki kemeri görünce gözlerimden yaşlar akmaya başlamıştı. Başıma gelecekleri anlamıştım.Birkaç gün bunun acısıyla yaşayacağımı da biliyordum. İçimdeki korkuyla titrerken babam konuşmaya başladı. " Sana neredesin dedim cevap ver." dedi hiddetli bir şekilde. Titremekten konuşamıyordum. Zorla da olsa babama cevap vermem gerektiğini biliyordum aksi takdirde daha çok öfkelenecekti. "Baba ben komşuya kadar gitmiştim yardım lazımmış Nigar ablanın da haberi vardı. " dedim. Söylediğim yalan da değildi Nigarın gerçekten de haberi vardı. Ancak babamın korkusuna doğruyu söyler miydi emin değildim. O sırada dedikodu yapmaktan evin yolunu unutan Nigar hanım da gelmişti. Babam onu görünce hızlı bir şekilde kolunu tutup konuşmaya başladı. " Nigar bu kızın komşuya gitmesine sen izin verdin mi ? " Babamın sinirli olduğunu anlayan Nigar yalan söylemekten hiç çekinmemişti. Lugatında vardı bir kere yalan söylemek. " Ben ona izin vermedim hatta komşuya gideceğimi ve evin işlerini halletmesini de söylemiştim evden çıkmaması gerektiğini de iyice tembihledim." dedi. Bundan sonra başıma gelecekleri biliyordum. Babam Nigara inanacak ve beni suçlayacaktı. Düşündüğüm gibi de olmuştu. Tüm siniriyle kemerle sırtıma vurmaya başlamıştı. Yalvarışlarımı duyma zahmetine bile girmek istememişti. Nigar babamın bana şiddet uygulamasına sesini çıkarmazdı. Hatta bir köşeye iyice siner ve gülümseyerek izlerdi. Hiç sevmemişti beni ona göre ben bu evde sadece fazlalıktım. Daha fazlası olamamıştım hiçbir zaman. Babam kemerle sinirini atamayınca karnıma tekme atmaya başladı. Bir süre sonra sesimi çıkarmamaya başladım. Çünkü biliyordum sesimi kimse duymayacaktı. Bilincim yavaş yavaş gitmeye başladı. Gözlerimi kapatırken hatırladığım en son şey kapının kırılması olmuştu. Mirza'dan Berivanla göz göze gelince içim bir tuhaf olmuştu. Hiç alışık değildim böyle duygulara.Sevgi miydi bu bilmiyordum. Bildiğim tek şey vardı Berivan benim olmalıydı. Sanki onsuz nefes alamayacakmışım gibi hissediyordum. Berivanı düşünürken çalan telefonumla kendime geldim. Arayan sağ kolum olan Botan'dı. Endişeyle açmıştım telefonu. Botan aradığına göre önemli birşey olmuş olmalıydı. Zira Botan emin olmadan adım atacak bir adam değildi. " Ne oldu Botan Berivanla ilgili birşey mi var." dedim hemen. Botan sorduğum soruya gecikmeden cevap verdi. "Ağam Berivan hanımın evinden sesler gelmeye başladı buraya gelseniz iyi olacak." dedi. " Nasıl bir ses bu Botan doğru düzgün anlat şunu çabuk. " dedim. Botanı dinlerken bir taraftan da harekete geçmiştim. "Ağam Berivan hanımın babası geldi eve bir süre sonra da Berivan hanım. Sonra da birden sesler yükselmeye başladı. Sanırım babası Berivan hanıma şiddet uyguluyor." Duyduklarımla olduğum yerde taş kesildim. O adam kim oluyordu da benim olan birine zarar veriyordu. Bu tahammül edemeyeceğim birşeydi. Odamdan çıkıp merdivenleri hızlıca indim hangi ara arabaya binip Berivan'ın evine geldim bilmiyordum. Koşarak kapının önüne geldim, gelir gelmez kapıyı kırıp açtım. Tam o esnada Berivan bayılmıştı. Adamlarıma babasını almalarını söyledim. Onunla sonra ilgilenecektim. Şimdi önemli olan şey Berivan'ın iyi olmasıydı. Berivan'dan Gözlerimi açtığımda beyaz bir odada buldum kendimi. Buraya nasıl gelmiştim bilmiyordum ama kokuya bakılırsa burası hastane olmalıydı. En son hatırladığım şey bayılırken birinin kapıyı kırmasıydı, sonrası sadece karanlıktı. Acaba beni buraya getirip kurtaran kişi kimdi. Bu sorunun cevabını çok merak ediyordum. Ben bunları düşünürken içeriye giren hemşire gülümseyerek konuşmaya başladı. " İyi görünüyorsunuz Berivan hanım, serumunuzu değiştireceğim uyandığınızı doktor beye haber vereyim birazdan gelip durumunuz hakkında size gerekli açıklamayı yapar." dedi ve serumu değiştirip odadan çıktı. Bir süre sonra odaya giren doktor konuşmaya başladı. " Berivan hanım kendinizi nasıl hissediyorsunuz." diye sormuştu doktor. Ben uzun zamandır kendimi iyi hissetmiyorum diyemedim. " İyiyim doktor ne zaman çıkabilirim buradan." dedim onun yerine. " Çıkmak için bu kadar acele etmeseniz iyi olur buraya geldiğinizde durumunuz bir hayli kötüydü. " "Beni buraya kim getirdi acaba biliyor musunuz ?" diye sordum. Doktor Mirza adında birinin getirdiğini ve dışarıda beklediğini söyledi. Kim olduğunu bilmiyordum fakat teşekkür etsem iyi olurdu. Ne de olsa hayatımı bu yabancıya borçluydum. Biz doktorla konuşurken odanın kapısı açıldı içeriye giren kişiyi görünce bedenimi korku kaplamıştı. Odada doktorun da olmasından ötürü kendimi rahatlatmaya çalıştım. Bu adam kimdi bilmiyordum. Bildiğim tek şey sürekli onunla karşılaşmış olmamdı. Mirza'dan Berivanı yerde baygın görünce hemen en yakın hastaneye getirmiştim. Arada Arka koltuğa bakıyordum. Hiç iyi görünmüyordu. Sanki vücudundan tüm kanı çekilmiş gibiydi.Hastaneye gelince sedye getirmeleri için bağırmaya başladım. Kısa sürede getirilen sedyeye yatırılmıştı Berivan. Bundan sonrası sadece beklemekti. Doktorlar gerekli müdahaleyi yapmışlardı. Şimdilik Berivanı görmem mümkün olmadığından hızlıca hastaneden çıktım. Tüm sinirimi atmam gerekiyordu ve ben bunun için güzel bir yol biliyordum. Elim hemen telefona gitti karşı tarafın konuşmasına fırsat vermeden konuşmaya başladım. " Ben gelene kadar o p..i biraz hırpalayın geldiğimde ona öyle şeyler yapacağım ki sizin yaptıklarınızı bile unutacak." dedim. "Tamam ağam sen merak etme." dedi adamım. Merak etmiyordum zaten çünkü yapmazlarsa başlarına ne geleceğini hepsi bilirdi. Bu yüzden içim oldukça rahattı. Mahzen adını verdiğim depoma sonunda gelmiştim. İçeriye girdiğimde adamlarım çember oluşturmuş sırayla bu adi şerefsizi yumruk manyağı yapıyorlardı. Benim geldiğimi görünce durdular. " Kaldırın şunu sandalyeye oturtun, bir de işkence aletlerini getirin." dedim. Kısa sürede dediğimi yapmışlardı. Sandalyeye oturulan Kazım yalvarmaya başlamıştı bile. " Ağam kulun kölen olayım beni bırak ben sana ne yaptım lütfen bırak gideyim ne istersen yaparım. " demişti. Ancak yalvarışları boşunaydı. Berivana ne yaptıysa aynısını hatta daha fazlasını yapacaktım ona. Sonra da cesedini parçalara ayırıp köpeklere verecektim. Planım bu yöndeydi. Çok zaman kaybetmeden işkenceye başlamıştım. Önce tırnaklarını tek tek koparmış, sonra da vücudunu jiletle çizmeye başlamıştım. Hızımı alamayıp çizdiğim yerleri tuza basmıştım. Ne yaparsam yapayım öfkem dinmek bilmiyordu. Bu esnada Kazım yalvarmayı bırakmamıştı. Bırakmayacağımı bilmesine rağmen yalvarmaya devam etmesi bana acayip bir zevk veriyordu.En sonunda dayanamayıp Kazımı kafese kapatmalarını istedim. Bu dediğimde adamlarım gülmeye başlamışlardı. Zira kafesin ne anlama geldiğini çok iyi bilirlerdi. Adamlarımın gülmesiyle iyice tedirgin olan Kazım daha çok korkmaya,korktukça yalvarmaya başlamıştı. Kazım sonunun geldiğini anlamıştı fakat nasıl bir son olacağı hakkında hiçbir fikri yoktu. Bu bekleyişi kısa sürmüştü adamlarım tarafından getirilen köpekleri görünce korkusu artmıştı. Korksa iyi ederdi çünkü köpekleri 3 gündür aç bırakıyordum. Böylece aç bir aslan gibi avına saldırıyorlardı. Köpekleri salınca birkaç dakika içinde Kazımı parçalayacaklarını biliyordum. Daha fazla beklemenin bir faydası yok diyerek koltuğuma oturdum, bir elime aldığım içkiyi yavaşça içmeye başladım diğer elimle adamlarıma işaret verdim. Böylece bu geceki eğlencem başlamıştı. Kazım sadece 5 dakika içinde parçalanmıştı. Geriye kalan parçaları yakmalarını söyledim. Gösteri bittiğine göre artık kendime çekidüzen verebilirdim. Mahzendeki odama gelip kısa bir duş aldım. Belime sardığım havluyla odaya geri döndüm. Üzerime beyaz bir gömlek ve siyah kumaş pantalon giydikten sonra saçlarımı kurutup parfümümü sıkınca hazırdım. Aşağıya indiğimde ortalığın temizlenmiş olduğunu gördüm. Adamlarıma dönüp evlerimden birini hazırlamalarını söyledim. Arabama binip hastahanenin yolunu tuttum. Hastahaneye gelince doktorun Berivan'ın odasına girdigini gördüm. Zaman kaybetmeden ben de peşinden içeriye girdim. Berivan beni görünce korkuyla yüzüme bakmıştı. Bu durum sinirlenmeme neden olurken doktordan durumu hakkında bilgi almaya karar verdim. "O iyi mi doktor durumu nasıl. " dedim. " Durumu şuan için iyi değil Mirza bey bu yüzden hastahanede gözetim altında tutmamızda yarar var." demişti doktor. "Peki iyi bakılırsa evde olmasında herhangi bir sorun var mı?" dedim. Bir sorun olmayacağını hemşirenin arada gelip durumunu kontrol etmesi koşuluyla hastahaneden çıkartabileceğimi söyledi. Biz doktorla konuşurken Berivan sinirli bir şekilde bana bakmaya, bir süre sonra da konuşmaya başladı. " Hastahanede kalıp kalmayacağımı neden soruyorsunuz ayrıca neden sürekli karşıma çıkıyorsunuz, kimsiniz siz." dedi. Sinirlenince çok güzel olduğunu fark ettim.Bu durum sırıtmama neden olmuştu. " Ben Mirza Hanzadeoğlu. Hanzadeoğlu aşiretinin ağasıyım. Ve sen küçük hanım benimle geliyorsun bundan sonra senin yerin benim yanım. " dedim bir çırpıda. Berivan beni dinledikten sonra şaşkınlıktan sadece iki kelime söyleyebilmişti. " Af buyur." Berivan'ın bu hali beni güldürmüştü, gözüme çok tatlı geliyordu. Doğru duyup duymadığını anlamak için tekrar sordu. " Evet doğru duydun Berivan Bundan sonra yerin sadece benim yanım sana söz veriyorum seni çok mutlu bir insan yapacağım. " deyip elinden tutmuştum.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE