O sırada kapının açılma sesi geldi baktığımda ter içinde bir Zehra karşımıza geldi.
"Günaydın" diye seslendi.
"Günaydın" dedik Zehra dolaba doğru gidip bi şişe suyu kafasına dikip bize baktı
"Hayırdır siz böyle yan yana hemen affetmedin inşallah" diyip bi çırpıda üzerindeki tişörtü çıkardı altında sporcu sütyeni vardı terlediği için karın kasları parlıyordu. Hande'ye baktığım zaman ağzının suları akar bi vaziyette Zehra'ya bakıyordu.
Zehra'ya dönüp "Ne affetmesi be sen niye üzerini çıkardın." diye kızdım.
"Niye kızıyorsun be sanki görmediğin şey görende çıplak kaldım sanıcak üzerimde sütyen var görmüyor musun ?"
"Sorun ben değilim zaten görmüyor musun misafirin var onun karşısında üzerini çıkarıyorsun."
"Valla o şu anda benim misafirim değil sen istediğin için burada ayrıca arkadaşın halinden gayet memnun gibi baksana salyaları akıyor." diyip gülmeye başladı.
Handeyle ikimiz ayni anda "NEE ?" diye bağırdık.
"Bağırmayın be sanki yanlış bir şey söyledim."
"Ben sana bakmıyordum." dedi Hande.
Zehra ona dönüp "Aynen canım bakmıyordun." diyip sırıttı.
"Saliha hadi kız utandığı için bağırdı sen niye bağırıyorsun ?" diye sordu.
"Niye olacak arkadaşın dedin. O BENİM ARKADAŞIM FALAN DEĞİL" dedim.
"Aynen canım o yüzden dün buraya getir diye ısrar ettin ki biliyorsun ben tanımadığım insanları evime almam. Bide benimle konuşurken şu ses tonuna dikkat et." dedi.
"Beni bağırtacak şeyler söyleme o zaman. Hadi ben eskiden arkadaş olduğum için bi iyilik yaptım peki sen bu sabah hazırladığın tepsi neydi öyle tanımadığın misafir olarak bile görmediğin birine hep böyle mi davranırsın ?"
"Evet öyle davranırım ve söylediğin gibi o senin eski arkadaşın yardıma ihtiyacı vardı bende yardım ettim o kadar" dedi.
Hande en sonunda "Tamam ikinizde ben kötü olduğum için yardım ettiniz daha fazla tartışmayın." dedi.
"Sanane kızım istediğim kadar tartışırım benim kardeşim değil mi ?" dedi Zehra.
Hande'nin kızardığını gördüm "Tamam Zehra sen çık bi duş al da kahvaltı yapalım." dedim ortamın daha da kızışmasını istemediğim için
Zehra tişörtünü alıp bir şey demeden yukarı çıktı. Bende Hande'ye dönüp "Hadi biz kahvaltı yapmaya başlayalım Zehra gelince bize katılır." dedim.
"Benim iştahım yok malum dün biraz fazla kaçırmışım."
"Biraz mı ?" diyip güldüm. "Tamam her neyse Zehra'nın hazırladığı şeyleri yedin mi onlar iyi gelir sana ?"
"Yok hayır yemedim. Gerçekten o mu hazırladı ?"
Güldüm "Evet o hazırladı git tepsiyi getir de onları ye." dedim.
"Tamam" diyip gitti.
Döndüğünde yüzü kıpkırmızı elinde de tepsi vardı.
"Nerde kaldın ne oldu suratın kıpkırmızı bir şey mi oldu ?" diye sordum.
"Şey ben odaya çıkınca Zehra'yı gördüm."
"Eeee onun odası zaten de ne oldu bir şey mi dedi sana ?"
"Yok bir şey demedi de"
"E ne oldu anlatsana işte."
"Zehra duşa giriyordu."
"Eeeee" dedim hafif sırıtarak
"Öfff anla işte üzerinde bir şey yoktu."
Kahkaha atıp "Sen ne yaptın ?" diye sordum.
"Gülüp durma onu öyle görünce donup kaldım işte." diyince daha çok kahkaha attım.
"Ya tamam gülme artık sesimizi duyacak."
"Tamam tamam gülmüyorum sen donup kalınca o ne yaptı ?"
"Parmağını şıklatıp çok beğendin galiba diyip gülmeye başladı ben utançtan arkamı döndüm tamam tamam utanma niye geldin dedi tepsiyi almak için dedim tamam ben şimdi duşa giriyorum sen tepsiyi alırsın dedi gitti. Utançtan yerin dibine girecektim." dedi o anlatırken ben daha çok gülmeye başladım.
En sonunda ciddileşip "Şimdi anlat bakalım Zehra'yı nereden tanıyorsun ?"
"Tanımıyorum dedim ya "
"Aynen Hande tanımıyorsun o yüzden dün saçma sapan konuştun bu sabah öküz gibi karın kaslarına baktın yukarı çıkınca çıplak vücuduna bakıp donup kaldın falan bunları hep ben uyduruyorum." dedim alay eder gibi
"Ben ona bakmadım tamam mı yukarda da kimi görsem öyle kalırdım her gün karşımda çıplak birini görmüyorum."
"Onu tanıdığını inkar etmedin." diyip gülmeye başladım.
En sonunda pes edip "Tamam anlatacağım" dedi
O sırada Zehra aşağı inip "Neyi anlatacakmışsın ?" diye sordu.
Hande olduğu yerde kilitlendiği için ben cevap verdim. "Senin anlatmadığın şeyleri" dedim imalı bir şekilde. Hande alttan ayağıma tekme attı.
"Ne gibi şeyler ?" dedi Zehra.
"Ne olacak canım Semihle ilgili şeyler." diyip lafı döndürdüm.
"Tamam o zaman benim de o konu hakkında söyleyeceğim şeyler var."
Hande yalandan olayı anlattı bende bilmiyormuş gibi davrandım.
Zehra bize dönüp "Saliha sana anlattığım plandan vazgeçtim hazır Hande de intikam almak istiyor biraz düşünüp daha iyi bir plan kuracağım." dedi.
"Önceki plan neydi ki ?" diye sordu Hande
"Boşver şimdi daha iyisini yapıp bütün Türkiye'nin önünde ne kadar karaktersiz biri olduğunu yayacağım ama önce güzel bir plan kurmam lazım." dedi Zehra
"Tamam da bana niye yardım ediyorsunuz ?" dedi Hande ona dönüp
"Sana yardım etmiyoruz bana yaptıkları için ödeşiyoruz. Ama onun yaptığı gibi yalanlarla değil gerçeklerle onu yerle bir edeceğiz." dedim.
"Peki size ihanet etmeyeceğimi nereden biliyorsunuz ?" diye sordu.
"Edebilirsin ama bu bizi etkilemez aksine daha iyi olur senden intikam almak için bir sebebim olur ?" dedi Zehra
Hande şaşırarak "Nasıl yani benden intikam almayacak mısın ?" diye sordu.
Zehra ona dönerek "Evet almayacağım alamayacağımdan değil seninle uğraşmama bile değmezsin bunu yapması gereken kişi Saliha yaparsa o yapar ama ben seninle uğraşmam çünkü çok kolay olur." dedi alay ederek.
Zehra'nın bu söylemlerinden sonra Hande'nin suratı düştü. Eminim Hande Zehra'dan hoşlanıyor ama nerden tanıştıklarını hala bulamadım en kısa sürede Hande'yle konuşup bu olayı çözeceğim. Zaten Zehra gelmeden önce anlatacaktı.
Uzun süreli sessizliği Zehra bozdu. "Eğer kahvaltınız bittiyse sizi kulübe bırakayım benim de işlerim var." dedi.
"İşin varsa hiç bırakmakla uğraşma biz taksiyle gideriz." dedim.
"Yok güzelim taksiyle falan uğraşmayın ben bırakırım." dedi.
"İyi tamam o zaman yalnız bak ne zamandır gözümden kaçmıyor sürekli işim var diyip ortalardan kayboluyorsun. Hayır Türkiye'de bir işim yok demiştin işin yokken böyleysen işin olunca düşünemiyorum." dedim.
"İş asla bitmez güzelim." diyip göz kırptı.
"Valla ben bilmem beni çok ihmal ediyorsun." dedim.
"Ben seni hiç ihmal eder miyim ne zaman çağırdın da gelmedim ?" dedi.
"Tamam orası öyle de hiç vakit geçiremiyoruz ben seninle gezip dolaşmayı beraber yemek yapmayı falan çok özledim." dedim.
Ayağa kalkıp yanıma geldi yanaklarımı öptü sonra tutup "Benim güzelim beni mi özlemiş." dedi usulca başımı salladım.
"Tamam o zaman bugün antrenmandan sonra burada beraber yemek hazırlayalım olur mu ?" diye sordu. Onu başımla onayladım.
"Hadi kalkıp hazırlanalım yoksa geç kalacaksınız." dedi.
"Ama benim kıyafetim yok." dedi Hande
"Merak etme benimde yok Zehra'nın dolabından giyineceğiz." dedim.
Hande Zehra'ya dönüp "Rahatsız olmaz mısın ?" diye sordu.
"Rahatsız olacağım bir şey yok zaten benim kıyafetlerimi değil giyilmemiş yeni kıyafetleri giyersin." dedi.
"İyi de sen onları kendin için aldın hiç giymemişken benim giymem ne kadar doğru olur ?" diye sordu Hande.
Zehra sabır çekip "Saliha arkadaşınla ilgilen yoksa benim sinirim daha da yükselecek." diyip yanımızdan ayrıldı.
Hande bana bakıp "Ne yaptım ki ?" dedi.
"Daha ne yapacaksın Zehra paranın lafının yapılmasından nefret eder ve sana saygı duyduğu için yeni kıyafetlerinden verdi. Rahatsız olma diye yoksa ben onun kıyafetlerini giyiyorum bana bir şey demiyor." dedim.
"Şey Saliha sana bir şey soracağım ama kızma."
Sert bir nefes verip "Sor bakalım yine ne oldu ?"
"Sizin aranızda bir şey mi var ?"
Gülüp "Ne gibi bir şey ?" dedim.
"Ya anla işte sevgili flört gibi."
Bu dediğine kahkaha attım. "Ne sevgilisi ne flörtü biz kardeş gibiyiz hatta kendi kardeşimden daha fazla kardeşlik yaptı ki öyle bile olsa bu seni ne kadar ilgilendirir onu anlamadım." diyip göz kırptım.
"Haklısın ilgilendirmez o yüzden boşver sormadım say."
"Yok öyle boşver şimdi söyle bakalım niye sordun ?"
"Sadece merak sana karşı içinde büyük bir sevgi var gibi senin için bu kadar uğraşması gibi şeyler olunca bi sorayım dedim."
O sırada Zehra aşağı indi bize doğru dönüp "Gençler yetişmeniz gereken bir antrenman var biliyorsunuz değil mi ?" dedi.
Hande hemen "Aynen hadi hazırlanalım." dedi.
Kulağına eğilip "Bu konudan kaçabileceğini düşünme konuşacağız." dedim.
"Saliha hadisene geç kalacağız."
"Tamam Zehra 5 dakikaya hazırım."
"Valla Saliha Türkiye'ye gelince bozuldun Brezilyada hiç böyle değildin."
"Orası öyle ama en azından oradaki insanları seviyordum. Hem arada beraber antrenman yapıyorduk o yüzden daha çok gelme isteğim oluyordu."
"Sen voleybol mu oynuyorsun ?" diye sordu Hande.
"Evet arada sırada sen niye bu kadar heyecan yaptın ?"
"Yok heyecan yapmadım sadece şaşırdım."
"Boşver sen benimle çok ilgilenme." diyip bana döndü "Güzelim sen iste gitmeden önce bi antrenman yaparız." Bunu söylemesiyle suratım düştü.
"Off Zehra şimdilik gitmekten falan bahsetme moralim bozuluyor." dedim.
"Biliyorsun bunu önceden de konuştuk benim bütün düzenim orda şirketim orada. Şimdi düşürme o güzel yüzünü hem ne zaman istersen geleceğimi biliyorsun sende uçağa atlayıp gelirsin."
"Tamam biliyorum da zor oluyor Türkiye'ye dönerken de öyle olmuştu biliyorsun."
"Evet zor olduğunu biliyorum ama en büyük zorlanma sebeplerini ortadan kaldırıyorum sende bunu biliyorsun." dedi haklıydı ama benim bahsettiğim şey ona olan özlemim.
"Evet biliyorum ama bazen keşke bunları kolay kolay çözmesen de daha fazla zaman geçirsek diye düşünüyorum."
"Güzelim söyleme öyle şeyler önce bu olayları çözelim sonrasında ara ara gelirim."
"Gerçekten gelir misin ?" diye sordum heyecanla.
Yanağımı öpüp "Tabi ki de gelirim. Sen iste yeter."
"Off seni çok seviyorum yaa." diyip yanağını öptüm ve sarıldım.
"Bende seni seviyorum ama hemen hazırlanmaya başlamazsan arabayı uçurmak zorunda kalacağım." diyip güldü.
"Haklısın hemen hazırlanıyorum." diyip Hande'yle beraber yukarı çıkıp hazırlandık.
Zehra bizi arabayla kulübe bıraktı ve söylediği gibi arabayı resmen uçurdu. Antrenmana geç kalmamak için hızlıca soyunma odasına gittik. Bu süre zarfında Hande'yle konuşamadık ama Zehra mevzusunu konuşmayı aklımız bi köşesine yazdım.