Odaya çıktılarında sinir küpüydü Fırat. “Aklım almıyor.. Bir insanın kalbine merhamet biraz mı değmez.!” diye bağırıp sertçe girdi içeriye. Elleri ensesinde, mavi irisleri sinirden kıpkırmızıydı.. “Ulan yıllar geçti.. Sen yandın, ben yandım.. Bu illet abime bile sıçradı. Babam öldü lan, babam öldü bu dava bokuna.. Ama yok..! Sultan hanıma yetmedi.. Bir insan hiç mi doymaz kana..” diyip çöktü yatağın kenarına. Mevânın ise gözleri dolu, aklı hala Sultan hanımın o bakışında kalmıştı. “Sakin ol..” diyip çöktü Fırat’ın ayaklarının dibine. “Biz bugün yeni bir sayfa açtık Çakır. Sen, ben, oğlumuz.. Kimsenin bizi bir daha yakmasına izin vermeyecektik hani..” diyip baktı kocasının gözbebeklerine. Öyle bir bakıştı ki gözlerine sinen, kırk yıllık hasret kokuyordu buram buram.. Kendisine böyle b

