Ciğerlerini yakan bir acıyla hıçkırıklarını dindirmeye çalışıyordu Dilem fakat henüz nedeninin idrakinden uzak olduğu hisleriyle baş edemiyordu. Efe evden gittiğinden beri neredeyse iki saat geçmişti ve o Ece’nin söylediği hiçbir şeyi duyamıyor, sadece adamın ona son bakışını hatırlayarak ağlıyordu. Hiç aklının ucuna dahi getiremezdi ama gittikçe alıştığı, alıştıkça sahiplendiği Efe Karaman’ın yokluğunu, o gözlerindeki derin acıyla gidişini, hiçbir yere sığdıramıyordu. Neden tüm bunlar oluyor, Efe ondan böylesine uzaklaşıyordu? Neyi yanlış yapıyordu bu kadar da adamı hiç istemeden incitebiliyordu? Bedeninin mekânsızlığı yüreğine bulaşmıştı da sanki bu acıyı dünyaya sığdıramıyordu. Şüphesiz en kötüsü de asla adamı incitebilecek bir konumda olmadığını düşünmüş olmaktı. Ona göre Efe onu ö

