Efe tüm bunların nasıl olup da yaşanabildiğine bir türlü anlam veremiyordu. Evden çıktığı ilk dakikalarda öfkeyle uzun bir süre boyunca yürümüş, kendini bir parkta bulduğunda bir süre banklardan birine çöküp gözlerini göğe çevirerek sadece soluklanmıştı. Dilem nasıl olur da ona kızmazdı? Bunu düşünmek adama öyle büyük bir acı veriyordu ki boğulacakmış gibi hissediyordu. Hatalı olanın o olduğunu biliyordu. Yanlış bir şey yapmıştı. Bir insan evlilik üzerine oyun oynayamazdı. Bu iddiaya girebileceğiniz bir konu değildi. İki kişiyi ilgilendiren hiçbir mesele onun gibi bencilce kararlar alınarak çözülemezdi. Belki geçen zamanla en çok Efe bunun yanlış olduğunu görmüştü. Yüreğini kıskıvrak yakalamış olan bu gerçeklik onu öyle yoruyordu ki nasıl böyle bir şey yapabildiğini anlayamıyordu. Bu

