Yapacak hiçbir şey bulamayınca Ece’nin odasına geçmiş, bir sürü film arasından ikisinin de daha önce izledikleri bir filmde karar kılıp seyretmeye başlamışlardı. Dilem’e göre insan uzun zaman önce izlediği bir şeyi tekrar izlerken bambaşka fikirlerle geçmişi yâd edebiliyordu. En azından onun için durum böyleydi. Hem kendini tamamen filme kaptırmak zorunda olmuyor hem de izleme zevkinden mahrum kalmıyordu. Şimdi de bir yandan kucağında yatan kızın saçlarıyla oynuyor, bir yandan da düşünmeye ara vermeden ekrana bakıyordu. Hayatı beklediğinin aksine bir yönde süratle ilerliyorken o, ne yapacağını düşünmeyi bırakmış, olanları değerlendirmekten başka hiçbir şeyi irdelemeyen ve anın tadını çıkarmaya çalışan bir insan hâline gelmişti. Karamanlar onu değiştiriyordu. Belki tamamen değil, yüreğin

