Hafta sonu Berzan'la geçirdiğimiz o güzel günlerin yorgunluğu hâlâ üzerimdeyken, akşam yemeğinden sonra ev nispeten sessizdi. Berzan, babası ve Serhat dışarıdaydı, Emine Anne de mutfakta bir şeylerle uğraşıyordu. Biz üçümüz ben, Berfin ve Rojda bahçede oturmuş, serin akşam havasının tadını çıkarıyorduk. Derken Seval abla elinde tepsiyle geldi. Mis gibi kokan kahveler, yanında da iki lokmalık kurabiyeler. Rojda hemen ayağa fırladı. “Ayy Seval abla, sen niye zahmet ettin ya? Kızlar getirseydi keşke!” Seval abla gülümseyerek başını salladı. “Ne olacak kızım, elime yapışmaz ya. Hem kızların hanımımla işleri var, daha gelemezler onlar.” “Sağ ol abla, zahmet oldu yine de,” dedi. Teşekkür ettik, gitti. Seval abla arkasını döner dönmez Berfin’le ben birbirimize baktık ve aynı anda kıkırd

