HEVİN Okulun kapısından çıktığım an resmen bacaklarım titriyordu. Bugün beni mahvetmişti… Sabahın kör karanlığından beri aralıksız ders, tekrar… Kafam kazan gibiydi, kulaklarım uğulduyordu, gözlerim yanıyordu. Saat beşi geçtiğini görünce içimden derin bir “Oh” çekmiştim. Çantam omzumda ağırlaşmış, omuzlarım düşmüştü, adımlarım sürükleniyordu. Sonra o kapıdan dışarı adımımı attım… Ve onu gördüm. Berzan. Okulun hemen karşısında, siyah arabasının kaportasına hafifçe yaslanmış, bir elinde sigarası, diğer eli cebinde. Dumanı yavaş yavaş üflüyordu, gözleri hafif kısılmış, sanki etrafı tarıyor gibiydi. Güneş tam arkasından vuruyordu, o an resmen film sahnesi gibiydi. Saçları hafif dağınık, o keskin çene hattı, geniş omuzları… Vallahi bazen kendime “Abartıyorsun” diyorum ama yok, gerçekten ç

