Birkaç gün sonra mahallede hafif güneşli bir hava vardı. Beton kaldırımlar gece serinliğini bırakmış, yavaş yavaş ısınıyordu. Kuşların sesi vardı ama Elif için bütün bunlar sessizlikti; sadece görüntüler, sadece hareketler… Dünyanın sesi yoktu ama dünyanın rengi vardı. O sabah kapı çalındığında Meryem, dikiş makinesinin başındaydı. Kapıyı açınca karşısında Ayhan’ı buldu her zamanki güler yüzü, biraz uykulu bakışlarıyla. “Günaydın abla,” dedi geniş bir enerjiyi yüzüne yerleştirerek. Meryem başıyla selam verdi, kapıyı biraz açarak içeri buyur etti. Elif salonda oturuyordu; elinde kitabı, dizleri birleştirilmiş, sessizce okurken, göz ucuyla kapı girişine baktı Ayhan'ı görünce başını kaldırdı. Ayhan’ın yüzü ışıldadı onu görünce. “Ben geldim güzel kardeşim!” diye büyük büyük dudak hareketle

