— Ahh... Başım... — Demek uyandın. Karar ver bakalım. Ölümün hızlı mı olsun, kanlı mı? — Ne saçmalıyorsun? — Kaçırıldığını sanıp korkarsın diye düşündüm. İyi misin? — Enerjim yok. Çok yorgunum. — Amcamlara haber verdim. Birazdan gelecekler. — Gözlerimi açmak için bile gücüm yok. — Bedenlerimizin kendi yerlerine dönmesi için ruhlarımızın enerjisine ihtiyaç vardı. Ve senin enerjin buna fazlasıyla üstlendi. Arin, sana bir şey söylemem gerek. Bu beş günde sen olmak seni daha iyi anlamaktı. Artık saklamaya ve kaçmaya gerek yok. Arin, ben... Çoktan uyuduğunu farketti. Saçlarını kulağının arkasına aldı. Yanağına dokundu. Sonra yaklaştı ve öptü: — Seni seviyorum, çocukluğumdan beri. Ayağa kalktı ve dışarı çıktı. *** 12 yıl önce. Nehir kenarında oturmuştu. Elindeki minik çubuğu ne

