Bizim Semih Beyle ikili görüşmemiz kısa sürmüştü. Ben muayenehaneye çevrilmiş odadan çıkıp antre gibi bir yerde duran sekreter bölümünün yanındaki koltuklarda tedirgin bir şekilde bekleyen Hamza'nın yanına geçtim. Kaygılı gözlerle bana baktı kınalım önce. Sonra içeri geçip doktorla kısa bir görüşme daha yaptı ve ardından sessizce neredeyse hiç konuşmadan, ne kadar renklerle süslense de insanın kalbini sıkan bu mekândan bir an önce ayrılıp Osman amcadan emaneten aldığımız arabamıza geçtik. Bahar artık yeryüzündeki varlığını iyice göstermeye başlıyordu. Hava ılık ve ferahtı. Burnuma nemli toprağın, yeşeren çimlerin ve hatta nazlı bir gelin gibi açmaya başlayan kır çiçeklerinin kokusu geliyordu her nefesimle. Dünya, diye geçirdim içimden doktorun muayenehanesi gibi rengârenk boyanıyordu ama

