/26. Bölüm/

413 Kelimeler
Bilinmeyen numara: Aşkın kalbimde bir çiçek Bilinmeyen numara: Gel beraber bir çay içek Işıl: Elektrik alamadım Işıl: Paravanı açtırmak istemiyorum. Bilinmeyen numara: Seyircilerin arasına katılıp itiraz edesim geldi lan Bilinmeyen numara: Ne kadar romantik bir giriş yapmıştım Işıl: Sen ve romantiklik? Işıl: Güldürme beni Işıl: Bazen odunlukta Bora'ya rakip olabileceğini düşünüyorum. (12:30) Bilinmeyen numara: Yaa demek öyle ;) (12:43) Işıl: Öyle de Işıl: Görüldü atıp 13 dakika sonra cevap vermen neden? Bilinmeyen numara: Zaman mı tuttun kız zilli? Işıl: Cidden manyaksın Bilinmeyen numara: Bana bilmediğim bir şey söyle. Işıl: Hamileyim Bilinmeyen numara: Siwtir Bilinmeyen çevrimdışı Işıl çevrimdışı ***** Coğrafya diye ders mi olurdu? Bana ne yani o kadar şeyden. Bir de şizofren gibi olmayan şeyleri işliyorduk. Hayır ekvator yoksa niye biz bunu var kabul edip işliyoruz, biri bana anlatsın. Sınava gireceğim sınıfa girdim ve sıraya oturdum. Yanıma Koala'nın oturduğunu görünce göz devirerek etrafa bakmaya başladım. "Coğrafyan iyi mi?" Ona artık nasıl bir bakış attıysam susarak önüne döndü. Coğrafyanın terim anlamını bile bilmiyordum ben. Ki bilsem bile bu muşmula suratlıya vermezdim orası ayrı. Yan tarafımda Arda, Arda'nın arkasında Fatma oturuyordu. İkisinin de coğrafyası bok gibiydi. İç çekerek önüme döndüm. Yine kalmıştım bir başıma. Hoca sınıfa girdiğinde hızlıca kağıtları dağıttı. Sorulara bile bakmadan kağıdın üstüne kalem koyup arkama yaslandım. "Bu ne cesaret yiğidim? Seninle tanışmak isterim." Sessizce gülerek, kağıda bakıyormuş gibi yaptım. 25 dakika geçmişti ve kalem oynatamamıştım. Hoca yanımdan geçerken boş olan kağıdımı gördüğünde 'senden bir bok olmaz' der gibi bakıp sıraları dolaşmaya devam ettiğinde azıcık üzülmüştüm. O bakışlardan sonra sorulara bakmaya karar vermiştim. Vermiştim vermesine de gavura sorar gibi sormuş resmen, acımasız kadın. Hiçbir şey yapamayacağımı anladığımda kağıdın üstünde yazan kelimelerin içini doldurmaya, salak salak şekiller çizmeye başlamıştım. En kötü proje alır yükseltirdim diye düşünüyordum ki Sinan'ın kağıtlarımızı değiştirmesiyle düşüncelerime hareket çektim. Sonunda oluyordu, sonunda şu kopya alma olayını ben de yaşıyordum. Önüme koyduğu kağıtta adımın ve soyadımın yazılı olduğunu gördüğümde şaşkınlıkla saate baktım. Sadece on dakikası kalmıştı, yetiştirebilir miydi ki? Bari bir yardımım dokunsun diye düşünüp sessizce bana yazdıklarını okumaya başladım. Ayağıyla ayağıma vurup sıraya kocaman "sus." yazdı. İyilik de yaramıyordu bu salağa valla. Bana yazdıklarından tamamen farklı cümleler kurarak soruların hepsini cevapladığında hayranlıkla ona baktım. Coğrafya'yı yapabilen birini görmek şaşırtmıştı. Zilin çalmasını beklemeden ayağa kalktı ve kağıdını masaya bırakıp çıktı. Pekâlâ, işte bu havalı gelmişti. Ben kopya verdiğimde şekilden şekile giriyor ve benden kopya alan kişiyi istediğine pişman ediyordum. "Bittiyse versene kağıdını." "Yok hocam, son kontrollerimi yapıyorum." deyip kağıdı inceliyormuş gibi yapmaya devam ettim. Ne kadar geç çıkarsam o kadar iyiydi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE