“Birini teslim etmek, bazen kendini cellada teslim etmektir.” ~Virelya Hanedanlığı~ Virelya Sarayı’nın yüksek mermer duvarlarında yankılanan fısıltılar, beş yıldır sessizce büyümeye devam ediyordu. Beş yıl önce bir fırtına gibi patlamıştı. Başlangıçta küçük bir dedikoduydu — halk arasında kulaktan kulağa yayılan, sonra soyluların masalarında şarap eşliğinde konuşulan, ardından sarayın taş koridorlarında yankılanan. Fakat bu defa, fısıltının yanında kanıt vardı. Kraliyet rahiplerinden biri, elinde mühürlü bir tomar belgeyle Kan Konseyi’nin önünde durduğunda, salondaki hava buz kesmişti. Rahibin sesi, duvarlardaki altın işlemeleri titretecek kadar ağır ve keskin geliyordu. “Yüce Konsey, önünüzdeki belgeler, Majesteleri Kraliçe Ezerya’nın doğurduğu varislerin hanedanın saf kanından gelm

