Yıldızların Yarattığı Kız

225 Kelimeler
"İşte yeni arkadaşınız. Simla, otur şöyle." Aren not aldığı kitaptan kafasını kaldırınca bir an ağzının kurulduğunu hissetti. Ağzındaki tadı, kalbinin bir anda hızlı atmasını, kulaklarındaki uğultuyu kafasını birden kaldırmasına bağlamıştı. Tansiyonum düşmüş olmalı diye düşündü, fiyatlarındaki kızı karşısında görmenin verdiği heyecanı yok sayarak. Kafasını kitabına geri çevirip, yanına oturan kızı görmezden geldi. Bu tür kızlar sınav haftaları hariç ona selam bile vermezdi çünkü. Alışmıştı bu durumlara. Hatta o kadar çok alışmıştı ki, kız "Merhaba." dediğinde şaşkına dönmüştü. Elini uzatıp selamlaşırken, beyninde şimşekler çakıyormuş hissine kapıldı. Tüm bunlara anlam veremedi, ama aramak da istemedi. Okula geldiğinden beri ders çalışmasına ve yemek yemeyi unutmasına bağladı hepsini. Zil çaldığında hızlıca yerinden fırlayıp kantine doğru yol aldı bı yüzden. Bir an önce bir şeyler yemesi gerektiğini düşünüyordu bayılıp kalmamak için. Sınıfa geri döndüğünde, birkaç kişiyle tanışan kıza baktı uzaktan. Binlerce çakıl taşı içinde parlayan bir safire benzetti onu. Bu benzetmenin sebebi çok bariz ki, gözlerinin rengiydi. Huzurlu bir maviydi kızın gözleri. Baktıkça dibe battığını ama kurtulmak için çırpınmak yerine, daha da dibe batmanın verdiği huzurla teslim olup kıpırdamak istemediğini fark etti Aren. Orda öylece durup kızı izlediğini kimse fark etmeden geçip yerine oturdu. "Kantinin yerini bile henüz bilmiyorum. Bundan içebilir miyim?" Aren başını usulca sallarken, kızın gözlerinde çakan şimşekleri gördü. Her birinde binlerce yıldız gizli gibiydi. Her gece seyrettiği yıldızlara benzetti kızı, artık hiçbir insan oğlunun yıldızları görmediğini bilmeden...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE