7
Cehennem:
“Purgatory”
Berlin Üniversitesi’nin konferans salonunda heyecanlı kalabalık merakla ekranda beliren slayt gösterisine odaklanmışken, Profesör Herbert Johnson büyük bilimsel buluşunu tüm dünyaya ilan etmek için heyecanla geçen dakikaları geri sayıyordu. Tıp, Mitoloji, Efsaneler ve şimdi yaşanan bu korkunç salgın hastalıklar; hepsinin içiçe geçtiği bu akıl almaz teorisinde dünyaya hastalığın gerçek nedeniyle ilgili inanılmaz bir alternatif teori sunmak üzereydi. Her ne kadar, büyük halk kitleleri ve medyanın büyük çoğunluğu bu tür bilimsel açıklamalara ve teorilere itibar etmese de; bugün burada ilk defa açıklanacak olan bazı şeyler, belki de tüm tarih ve tıp bilgisini yeniden sorgulamamıza neden olacaktı diye düşünüyordu toplanan tüm bu akademik kalabalık. Toplantının amacı, bu teorideki şu iki can alıcı soruya cevap aramaktı:
HASTALIKLARIN GERÇEK NEDENİ NE?
KÖTÜLÜĞÜN ASIL KAYNAĞI NEDİR?
Aslında, bu iki soruya Tarih ve Tıp dışında Kutsal Kitaplarda da genel geçerli bir açıklama vardı. İncil’de İsa Mesih, aslında tüm kötülük ve hastalıkların kaynağının Şeytan’dan kaynaklandığını birçok yerde anlatmış ve ileri sürmüştü ilk kez 2000 yıl önce. Gerçekten bu tez doğru olabilir miydi? Aslında, Prof. Herbert’in ilk çıkış noktalarından birisi de İncil’deki bu bölümlerdi. Bunu şöyle özetlemişti, açılan slaytın ikinci sayfasında:
BÜYÜK ŞEYTAN’A:
HASTALIĞIN ASIL KAYNAĞINA ULAŞMAK!
Evet, bu teorisinde de zaten asıl ulaşmak istediği sonuç buydu. Fakat, daha pek çok eksiği vardı ve ilerleyebilmesi için birilerinden yardım alması gerekiyordu ama şimdi değil. Şimdi, tüm bildiklerini bir şekilde herkese anlatma, ulaştırma zamanıydı. Kalabalık heyecanla ekranda açılacak slaytın ikinci sayfasını beklerken, Prof. Herbert bilgisayarının ekranına dokundu ve duvara yansıtılan dev plazma ekrandaki slayt çevrilerek ikinci sayfası açıldı. Kocaman bir başlık ve altında da şöyle bir yazı yazıyordu:
HASTALIKLARIN GERÇEK KAYNAĞI:
MEDUSA ETKİSİ:
BÜYÜK ŞEYTAN’I GÖRMEK!
3000 Yıllık Tehlikenin Farkında mıyız?
Eskiler Aslında Herşeyi Biliyordu!
Yeni Bir Tarih-Tıp ve Mitoloji Teorisi
- “Evet, burada bulunan sayın bayanlar ve baylar. Öncelikle, beni dinlediğiniz için ve buraya kadar beni dinlemek üzere geldiğiniz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ederken, konumuza da hemen girmek istiyorum. Evet, ilk önce hepinize bir soru sorarak başlamak istiyorum: Hiç gerçek olmadığına inandığınız, örneğin hayali bir dünya ile veya örneğin mitolojik bir masalsı dünya ile veya örneğin bir rüya veya kabus ile yaşadığımız bu gerçek dünya arasında bir bağlantı olabileceğini daha önce düşündünüz mü? Veya şöyle daha açık sorayım: Mitolojideki bir efsanevi varlık ile veya rüyanızda gördüğünüz korkunç bir kabus içindeki bir yaratık ile yaşadığımız bu gerçek yaşam arasında bir bağ olabilir mi? Veya biraz daha ileri götürelim bu zihin jimnastiğini: Eğer rüyanızda ölürseniz, uyandığınızda ne hissedersiniz veya gerçek ölümle rüyadaki ölümü nasıl ayırt ederdiniz? Evet, aslında Mitoloji ile Rüyalar ve bu Gerçek Dünya arasında büyük bir bağlantı vardır. Fakat, bu sıkı bağlantı son 500 yılda tamamen unutuldu ve bir kenara bırakıldı.”
- “Peki, ya asıl konumuz olan hastalıklara gelirsek. Hiç rüyanızda hasta olduğunuzu gördükten sonra, gerçekten hastalandığınız oldu mu? Muhtemelen, cevaplardan bazıları ‘hayır’ olsa da; çoğunluğunuz bu sorularıma olumlu yanıt vererek, ‘evet’ diyecektir. İşte benzer şekilde, pek çok şey arasında ilişki olması gibi; var olduğuna inandığımız hayali bir dünya ve oradaki varlıklarla bu gerçek dünya arasında da pekala bir ilişki ve bağ olabilir. Ve inanın rüyadan sonra yaşadığımız bu gerçek olaylar da işte bu durumun bir sonucudur. Evet, belki de hayat dediğimiz şey de rüya benzeri koca bir illüzyon. Tüm bunları ister meleklere bağlayalım; isterse Tanrı’ya; ister görmediğimiz bir öte dünya kavramına, örneğin Cennet veya Cehennem gibi olsun; isterse Şeytan’a bağlayalım, sonuç olarak bu şekilde istesek de istemesek de hayali bir mitolojik dünya ile bu yaşadığımız gerçek dünya arasında kuvvetli bir bağ vardır aslında ve bunun en büyük kanıtı da rüyalardır. Aslında, bunu daha iyi anlamak için günümüze ve yakın geçmişe değil de; biraz eskilere, antik çağ öncesine ve mitolojik kavramların ve kahramanların ortaya çıktığı dönemlere gitmemiz gerekir. Çünkü, asıl düşmanımız olan görünmez gücün oradaki duvarların arkasında saklı olduğunu bu sunumun sonunda hayretle göreceksiniz. Şimdiden şunu söyleyebilirim ki, bazılarınız bunu saçma bulup inanmayacak ve belki de salonu konuşma bitmeden terkedecek. Ama size söz veriyorum, biraz daha sabırlı olup şimdi anlatacağım şeyleri bilimsel kanıtlarımla beraber dinlerseniz çok şaşıracaksınız ve bana inanmaya başlayacaksınız ve bitmedi üstelik bu anlattıklarımın aslında o antik çağlarda insanlar tarafından zaten bilindiğini öğreneceksiniz.”
Prof. Herbert Johnson’un bu heyecan dolu açılış konuşmasından sonra, salonda büyük bir alkış tufanı koptu ve daha sonra tekrar sessizliğe büründü. Herkes şimdi pürdikkat ekrandaki sunuma kilitlenmiş, onun slaytın ilerleyen sayfalarında ne anlatacağını merakla bekliyordu.
Prof. Herbert:
- “İyi o zaman, öyleyse sunumumuzun detaylarına girmeye başlayabiliriz.” dedi ve sunum yaptığı masada duran su dolu bardağına uzanıp bir yudum su içti kuruyan boğazını nemlendirmek için.
Prof. Herbert slaytın üçüncü sayfasını açtı. Ekranda Dante’yi ve Cehennem’ini tasvir eden, dünyanın altına doğru uzanan 9 katmanlı bir topolojik yeraltı dünya haritası açıldı:
Prof. Herbert:
- “Evet saygıdeğer konuklar, konumuzun mitolojik boyutuna girmeden önce, size Dante ve Cehennemi’nden, yani Purgatory’den bahsetmek istiyorum. Biliyorsunuz Dante’nin yazılarında ve betimlemelerinde hep Cehennem’deki sahnelerden oluşan hayali Şeytani bir dünya ve varlıklar ile bu dünya arasında gel-gitler ve geçişler olduğunu hepiniz fark etmişsinizdir. Dante’ye göre, bu dünyada normal olmayan bir şeyler vardı ve belki de yazılarında bunu bize anlatmaya çalışmıştı. Yani, bu mitolojik dünyanın varlığını ve içindeki korkunç varlıkların varlığını bize anlatmaya çalıştı. Dante’ye kadar, edebiyat ve düşünce dünyasında, ta Platon ve Aristo zamanından beri, herkes ideal ve mükemmel bir dünya hayal etmeye çalıştı zihninde ama hep yanlış giden bir şeyler vardı dünyada oysa. Yani aslında, gerçekte mükemmel bir dünya asla yoktu ve dünyada sürekli yaşanan hastalıklar, felaketler ve kaos sürekli bunun önüne geçiyordu.”
- “Dante’ye göre, Dünya Tanrı tarafından başlangıçta mükemmel bir şekilde yaratılmışken, onu çağlar boyunca bozan kötülükle ve hastalıklarla dolduran negatif, kötücül bir anti-dünya daha vardı ve bu negatif dünyanın kralı olan bir Şeytan veya Demon yaratık vardı. Ve daha da korkuncu bu negatif dünya ile gerçek dünya arasında hep bir savaş vardı. Bu size belki şu anda saçma gelebilir ama Dante rüya ve görümlerinde bizzat bu yeraltı dünyasına gittiğini ve orada işkence çeken insanları gördüğünü ve tüm bunların sorumlusu olan o büyük korkunç Şeytani yaratığı da gördüğünü anlatır bize aslında. Yani, bir hayal dünyasından çok bu olayları yaşanmış birer gerçek gibi tüm çıplaklığıyla gözümüzde canlandırıp tasvir etmiştir yaklaşık 700 yıl önce trans halindeki görümlerinde. Bu yüzden, onun yaşadığı dönemi ve yerleri hep önemsemişimdir, özellikle de Floransa’yı. Biliyorsunuz, Dante İtalya Floransa’da yaşadı. Tüm bu görümlerini ve yazılarını orada kaleme aldı. Floransa, konumuz açısından çok önemli ve bu önemine de değineceğim ilerki zamanlarda.”
- “Aslında, sadece Dante de değil. Bu gerçekliği sadece bir tasvir değil, canlı birer resim, bir tablo olarak önümüze koyan daha önemli birisi var. Ondan yaklaşık 200 yıl sonra yaşayan, belki de bana göre gelmiş geçmiş en büyük ressamlardan biri olan, 1500’lerde yaşayan Ortaçağ Flemenk ressamı Hieronymus Bosch da herkes tarafından çok tuhaf bulunan öte dünya resimlerinde bu durumu anlatmaya çalışmıştı. Şimdi aşağıdaki iki resime bakın, 1500 yılında yapılmış, bu ressamın: “Dünyevi Zevkler Bahçesi, Cehennem (Hell: Garden of Earthly Delights, (1500)” isimli tablosundan iki detay:
- “Yeraltındaki o Şeytan’ı ve o Cehennemi gösteren muazzam detaylar değil mi? Gördüğünüz gibi, bu resimlerde de aynen Dante’nin eserleri gibi, Rüya ile Gerçeklik; Din ile Mitoloji birbirinin içine girmiş durumdadır. Resimlerin detaylarına bakıldığında, hiçbir yerde rahat ve huzurun olmadığı görülüyor; aynen dünyamızda şu an yaşanan kaos ve savaşlar, açlık, fakirlik, salgın hastalıklar ve bitmek bilmeyen kötülükler gibi.”
Prof. Herbert bu resimleri ve Cehennem’i tasvir eden inanılmaz detaylarını gösterdikten sonra, slaytın üçüncü sayfasını kapatıp dördüncü sayfaya geçtiğinde, konferans salonundaki heyecanlı kalabalığın korku, merak ve heyecanının dozu giderek artmaya başlamıştı..